Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2018 / Cilt: 15 - Sayı: 120

KAPADOKYALI TEYZENİN SAVUNMASI: TURİZM AÇISINDAN KÜLTÜREL MİRASIN OTANTİKLİĞİ SORUNU

In Defense of the Cappadocian Aunty: The Authenticity Problem of Cultural Heritage from Tourism Perspective

Sayfa
119–130
DOI
—

Özet

Otantiklik kavramı, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hemen her sosyal bilimin ilgi alanına giren canlı bir tartışma konusudur. Tarihî binaların restorasyonunda izlenmesi gereken yolun ne ol- ması gerektiği yönünde 19. yüzyılda başlayan tartışmalar, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kültürel mirası uluslararası seviyede koruma altına almaya çalışan sözleşme ve metinler sayesinde hız kazan- mıştır. UNESCO başta olmak üzere ona bağlı uluslararası örgütlerin çabaları sonucu kavram sadece bir akademik inceleme alanı olarak kalmamış, 1972 tarihli Dünya Mirası Konvansiyonunun Uygu- lanmasına Yönelik İşlevsel İlkeler adlı rehberde Dünya Miras Listesi’ne girebilmek için miras alan- larının taşıması gereken şartlardan biri otantiklik kriteri olarak adlandırılmıştır. 2003 tarihli Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nde otantiklik kavramı yer almamış, ancak 2015 tarihli Uygulama İlkeleri’nde yeniden kullanılmıştır. Bu hâliyle kavram somut olmayan kültürel mira- sın korunması yönündeki akademik tartışmalarda merkezi bir yol oynamaktadır. Otantiklik kavramı aynı zamanda, SOKÜM unsurlarına bağlı turistik çekiciliklerin talep edildiği bir turizm çeşidi olan miras turizminin de öznesi konumundadır. Miras turizmi ise sürdürülebilirlik ilkesine uyan bir turizm çeşidi olarak kabul görmektedir. Bu önemlerine binaen, turistleri seyahate iten motivasyonlardan biri olarak kabul edilen otantiklik kavramının turizm sektörü açısından taşıdığı anlam ve işlev turizm alan yazınında uzun zamandır incelenmektedir. Buna rağmen kavramın teorik çerçevesi henüz kesin ola- rak belirlenememiş, kişisel algılara dayandığı anlaşılmıştır. Araştırmada, otantiklik tartışmalarının gelişimi incelenmiş ve otantiklik olgusunun kültürel altyapılarına bağlı olarak hem turistler hem de kültürel miras taşıyıcıları tarafından farklı algılanabileceği, bu farklı algılamada kişilerin beklenti ve ihtiyaçlarının ön planda geldiği açıklanmıştır. Kültürel altyapılarına bağlı olarak hem turistlerin hem de yerel halkın kendi beklenti ve ihtiyaçlarına göre algıladıkları otantiklik olgusunu, turizm sektörü içinde özgürce tatmin etmek ve kullanmak durumunda oldukları savunulmuştur.

Abstract

The concept of authenticity has concerned and been rousingly discussed by nearly all social sci- ences since the second half of the 20th century. Discussions about what courses of action should be taken for the restoration of historic buildings, which were initiated in the 19th century, gathered pace after the Second World War due to treaties and texts aimed to preserve cultural heritage at interna- tional levels. Consequent to the efforts of international organizations, particularly of UNESCO, the authenticity concept has not merely been an academic area of study; as part of the 1972 Operational Guidelines for the Implementation of the World Heritage Convention, authenticity also was determi- ned as a criterion for the inclusion of heritage properties in the World Heritage List. Authenticity was not referred to in the Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage dated to 2003 but reappeared in the 2015 Operational Guidelines; as such, it plays a central role in academic discussions regarding the protection of intangible cultural heritage (ICH). Moreover, the concept of authenticity holds a position of being the subject of heritage tourism, a branch of tourism regarded to be accordant with the principle of sustainability, in which touristic attractions related to ICH elements are in demand. Accepted to be a travel motivator, authenticity has long been studied in the academic literature in terms of its significance for and function in the tourism industry. Nevertheless, the the- oretical framework for the concept has apparently been based on individual perceptions and thus has not precisely been determined yet. Besides examining the progress of discussions about authenticity, this research maintains that the notion of authenticity may be perceived differently by both tourists and cultural heritage bearers -i.e. local communities- depending on their cultural backgrounds and that individual expectations as well as needs take precedence in the case of such dissimilar perceptions; while arguing that these perceivers are inclined to freely satisfy and obliged to utilize this conception, respectively, within the industry.