Dergiler / Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi / 2016 / Sayı: 1

SÜLEYMAN-ŞAH( I), RUKNE’D-DİN SÜLEYMAN-ŞAH b. KUTALMIŞ (Ö.479/1086)

Sayfa
39–51
DOI
—

Özet

SÜLEYMAN-ŞAH( I), RUKNE’D-DİN SÜLEYMAN-ŞAH b. KUTALMIŞ (Ö.479/1086) -Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti’nin Kurucusu ve İlk Sultanı (1075-1086)- Prof. Dr. Mehmet ŞEKER Uşak Ün. Öğretim Üyesi Selçukluların atası sayılan Selçuk Bey’in torunu Kutalmış’ın oğlu olan Süleyman-Şah hakkında kaynaklarda çok az bilgi vardır. Bu bilgilerden bir kısmı çelişkili, bir kısmı hatalı ve müphem olduğundan onun şahsiyeti, siyasi kimliği ve faaliyetleri ile Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti’nin kuruluşu hakkındaki tartışmalar bugün bile ilgililerini uğraştırmaktadır. Hatta bu devletin kuruluşunda başkent olarak Konya mı, yoksa İznik mi kabul edilecektir? Ya da Süleyman-Şah’a sultan unvanı verildi ise, bu unvan Melikşah tarafından tasdik edilmiş midir? Melikşah adına Anadolu’da fetihleri sürdüren Türk Bey ve komutanları arasında Süleyman-Şah’ın konumu nedir? gibi birçok soruyu cevaplandırmak için kaynaklar hâlâ yeterli görünmemektedir. Bu konular, Süleyman-Şah’ın hayatı ve faaliyetleri, vefatına kadar Anadolu’nun özellikle orta ve batı bölgelerinde yürüttüğü fetih hareketleri, ölümüne kadar Anadolu’da sağladığı siyasî birlik ve Bizanslılarla ilişkileri Türk tarihinin çok önemli sayfalarını teşkil ettiğinden bu konularda yapılan araştırmalar önem arzetmektedir. Kutalmışoğullarının Anadolu’ya gelişleri hakkında muhtelif rivayetler nakledilmektedir. Bunlardan birine göre, Kutalmış’ın 1064’te Sultan Alp Arslan’a karşı mücadelesini kaybedip ölmesi üzerine Sultan onun çocuklarını esir almıştı. Bunların hayatına da son vermek istediğini ifade ederek veziri Nizâmülmülk ile istişarede bulunan Alp Arslan, vezirinin hânedan üyelerinin idam edilmelerinin uğursuzluk getireceğini ve devletin bekâsını olumsuz yönde etkileyeceğini belirtmesi üzerine bu düşüncesinden vazgeçmişti. Bu durumda onların, yeniden isyan edebilecekleri endişesiyle Bizans hudutlarına sürgüne gönderilmelerine karar verildiği ve Kutalmışoğullarının Diyarbekir-Urfa yöresine ve Birecik taraflarına gönderildikleri ileri sürülmektedir. (Osman Turan, Süleyman Şah I, İslam Ansiklopedisi(İA), XI, s.201-202) Bir başka rivayette Kutalmışoğlu Süleyman’ın, Malazgirt zaferini kazanan Alp Arslan tarafından Anadolu’nun fethine görevlendirilen kumandanlar arasında yer aldığı hatta ona iktâ olarak fethedilen bölgelerin tahsis olunduğu belirtilmektedir. Bu farklı görüşlere rağmen, bazı araştırmalarda ortaya konulduğu gibi Süleyman ve kardeşleri, Alp Arslan zamanında ne Anadolu’da ne de Suriye’de bulunmuşlardır. Zira Alp Arslan’ın kardeşi Kavurt ve diğer Selçuklu şehzadelerinden el-Basan’ın isyanlarının ardından, onlara mensup Yabgulu (Yavgılı) Türkmenleri Anadolu ve Suriye’ye kaçtıkları halde Süleyman ve kardeşlerinin bu bölgede bulunmadıkları daha sonraki gelişmelerden anlaşılmaktadır. Bu gelişme, bölgede fetihlere devam eden Atsız ile diğer Oğuz beylerinin yönetiminde bulunan Türkmen kitlelerinden bir bölümünün kendisine bağlı olduğu Şöklü’nin bir arayış içine girerek Kutalmışoğullarından birini kendi başlarına geçmek üzere davet etmiş olmasıdır. (Osman Turan, İA., XI, s.202) Bu arada Şöklü, Fatımiler idaresindeki Akkâ’yı ele geçirmişti. Buna güvenerek Atsız’dan ayrılıp bir beylik kurmak niyeti taşıyordu. Bu amaçla Kutalmışoğullarından birini, muhtemelen Süleyman-Şah’ın kardeşi Alp İlig’i davet ederek; kendisine Selçuklu hanedanına mensup olduğu için tabi olup itaat edeceğini bildirmişti. Atsız, sultanın ailesinden olmadığı için ona tabi olmayacağını, eğer Atsız’ı yenebilirlerse Fâtımilerin de kendilerine destek vereceklerini, böylece Suriye ve Filistin’de hâkimiyet kurabileceklerini söylemişti. İşte bu davet üzerine Kutalmışoğlu, kardeşi Devlet (Dolat) ve amcaları Resul Tigin’in bir oğlu ile birlikte Taberiye’ye giderek Şöklü’yle birleşti ve Fâtımi Devletine tabi olduklarını ilan ettiler. Bunu işiten Atsız, harekete geçti ve Şöklü ile müttefiklerini Taberiye’de mağlup ederek, esir aldığı Şöklü’yü ve oğlunu öldürttüğü gibi, Kutalmışoğullarını da esir olarak muhafaza etti (Temmuz 1075). Durumu öğrenen Süleyman Şah, Suriye bölgesine gelerek Halep’i kuşattı. Halep Emiri Mirdâsiler’den Nasr b. Mahmud, Süleyman Şah’la başa çıkamayacağını anlayınca ona, kendisinin sultanın nâibi olduğunu bildirerek, sultana bağlı ise kendisine bir miktar mal ve para vermeyi teklif etti. Bunun üzerine Süleyman Şah Halep'i kuşatmayı kaldırarak daha güneye indi ve Selimiye’de karargâh kurup Emir Atsız’a, kardeşleri ile amcasının oğlunun kendisine iade edilmesini isteyen bir haber gönderdi. Ancak Atsız, Süleyman’ın bu isteğine olumlu cevap vermedi. Kardeşleri ile amcasının oğlunun durumlarını Sultan Melikşah’a arz ettiğini ondan gelecek emire göre hareket edeceğini bildirdi. Nitekim Melikşah onların Bağdat’ta bulunan Aytekin Süleymaniye’ye gönderilmesini emrettiği için o da Kutalmışoğullarını oraya gönderdi. Oradan da Isfahan’a yollandılar. Bu durumda Süleyman Şah onlarla ilgili yapılabilecek bir şeyi olmadığı için bulunduğu bölgeden kuzeye yönelerek Bizans idaresindeki Antakya’yı kuşatan Vali Isaakies Komnenos ile 20.000 dinar karşılığında anlaşarak kuşatmayı kaldırdı. Bu arada Atsız’a yardıma gelmekte olan atlı üç bin Türkmen’in yolunu keserek, mallarını yağmalayıp tekrar Antakya bölgesine dönüdü. Bu arada Melikşah adına Anadolu’da askeri faaliyetler yürüten Artuk Bey’in Melikşah tarafından merkeze çağrılmış olması Kutalmışoğulları adına bir fırsata dönüştü. Zira Suriye bölgesinde Atsız’ın gücü ve kudreti karşısında kendileri için uygun bir ortam bulamayacaklarını anlayan Mansur ile Süleyman Şah bölgedeki faaliyetlerini, Anadolu ortalarına kaydırmayı ve bu bölgeye gelmiş olan Yabgulu Türkmenlerinin başına geçerek mutlak bir hâkimiyet kurmayı düşünmüşlerdi. Süleyman Şah’ın bu dönemde Anadolu’ya gelmeden önce nerelerde faaliyetlerde bulunduğu tam olarak bilinmemektedir. Onun Antakya önlerinden ayrılıp Anadolu’nun içlerine doğru yürüyüşünü sürdürürken Konya’ya geldiği, bu şehri Mârtâvkûstâ’dan ve Takkeli dağın üstünde kurulmuş olan Gavele (Gevele/Kevele) kalesini de Romanus Mâkri’den almış (ya

Anahtar kelimeler: Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti, Süleyman Şah I