Dergiler / Rusya Araştırmaları Dergisi / 2020 / Sayı: 4
Bolşevik İhtilâli Arifesinde Çarlık Rusya’da Müslümanlar Meselesi
- Sayı
- 2020 · Sayı: 4
- Sayfa
- 101–142
- DOI
- —
Özet
Çarlık Rusya, tarihinde ilk kez Birinci Dünya Savaşı ile Almanlara ve Türklere karşı aynı anda zorlu bir mücadeleye girişti. Kabul etmek gerekir ki milyonlarca insanın kaderini etkileyecek olan bu boğazlaşmada Osmanlı Devleti, rakiplerine kıyasla askeri ve ekonomik bakımdan daha hazırlıksız ve zayıf olmasına rağmen Rusya, İngiltere ve Fransa’nın iç huzurunu ve hammadde ekonomisini yakından ilgilendiren stratejik bir kartı elinde bulunduruyordu. Çarlık Rusya topraklarında İdil-Volga Tatarları başta olmak üzere Türkistan, Kafkasya ve büyük Rus şehirlerinde milyonlarca Müslüman ikâmet etmekteydi. Meseleye bu yönden baktığımız zaman Rusya’nın savaş stratejisinde halifeliğe olan yaklaşımı İngiltere ve Fransa’ya nazaran oldukça farklı bir karaktere bürünmüştü. Kezâ, İngiltere ve Fransa’nın Müslüman tebaaları ekseriyetle koloni topraklarında hayatlarını sürdürmekteydi. Osmanlı Devleti’nin Müslümanlar üzerindeki tesiri ya da Müslümanların Osmanlı Devleti’ne olan bağlılıkları tartışma götürmekle birlikte halifelik makamını elinde bulundurmasının düşündürücü etkileri olabilirdi. Nitekim yayınlayacağı cihat fetvası ile sadece İngiltere ve Fransa kolonileri için değil aynı zamanda Rusya’nın topraklarında yeni mücadele alanlarına ya da siyasal İslam akımlarının durdurulamaz eylemlerine kapı aralayabilirdi. Almanlar ise ustalık gerektiren hamleler sayesinde maddi destek ve algı yöntemleriyle cılız halifelik kozunu aşamalı olarak derinleştirebilirdi. Tehlikenin farkında olan Rusya, Birinci Dünya Savaşı’nın bazı dönemlerinde Müslüman tebaaya yönelik genelde basın yayın organlarında sansür başta olmak üzere kontrollü yöntemler bazı dönemlerinde ise esnek ve sert askeri/politik hamlelere başvurmuştur. Sert ve orantısız uygulamaların hafızalardan silinmeyen, izahtan vareste ve tartışmalı örneği ise şüphesiz 1916 Türkistan Olaylarıdır.
Abstract
For the first time in its history, during the First World War Tsarist Russia was involved in the struggle against its two major enemies, the Germans, and the Turks. It must be admitted that in this strangle which affected the fate of millions of people Ottoman State was less prepared and weaker in terms of military and economic terms compared to its rivals, Russia, Britain, and France. But the Ottoman Empire had a strategic card that was closely related to the peace of minds and the raw material economy. In the territory of Tsarist Russia, millions of Muslims lived in Turkistan, Caucasus, and big Russian cities, especially Idil-Volga Tatars. When we looked at the issue from this point of view, Russia’s approach to the caliphate in the war strategy had a quite different character compared to Britain and France. Likewise, the Muslim subjects of Britain and France predominantly lived in the colonial lands. Although the influence of the Ottoman Empire on the Muslims or the Muslims’ loyalty to the Ottoman State were debatable, the fact that they held the position of the caliphate could have thought provoking effects. As a matter of fact, with the jihad fatwa, it was going to issue, this factor could open the door not only to the colonies of England and France but also to new areas of struggle in Russia’s territory or to the unstoppable actions of political Islamic movements. On the other hand, The Germans could gradually strengthen their weak caliphate trump card with financial support and perceptions methods thanks to skillful moves. Aware of the danger, Russia resorted to the controlled methods, main censorship in press organs, and flexible and harsh military-political moves in some periods of the First World War. The unforgettable and controversial example of harsh and disproportionate practices was undoubtedly Turkistan’s Events of 1916.