Dergiler / Katre Uluslararası İnsan Araştırmaları Dergisi / 2019 / Sayı: 8

HAKİKATİN BİLİNEMEZ OLDUĞU BİR KÂİNAT TASAVVURUNUN KABUL EDİLEMEZLİĞİ

A Universe With An Unknowable Truth Is Absolutely Unacceptable For Muslims

Sayfa
277–307
DOI
—

Özet

Çalışmada, ideal ve makbul bir imanın temel taşı niteliğindeki meseleler üzerinde durulacaktır. Öncelikle hakikatin bilinemez olduğu bir kâinat tasavvurunun bir mü’min için kesin olarak kabul edilemez olduğu ortaya koyulacaktır. Daha sonra meselenin ayrılmaz bir diğer parçası olan ve Risale-i Nur’da ehemmiyetle vurgulanan “imanın kayyum (yani sabite) olup, delillerin yalnız yardımcı unsurlar olduğu” meselesi ve nasıl anlaşılması gerektiği çözümlenecektir. İman hakikatlerinin ilmen doğruluğu, mâkuliyeti ve kesinliğinin gösterilebildiği ve delillerle desteklenebildiği, fakat bunun aklî çıkarımlara dayanan soyut bir hakikat mahiyetinde olup, seçme hürriyeti olan iradeyi zorlayıcı, mecbur edici kıvamda olmadığından ve delillerin teorik olarak kesinlik ifade ettiğinin söylenebileceğinden hareketle ve inkâr ile ispat arasındaki yapısal farklılık ortaya koyularak; bir yaratıcının varlığı düşüncesinin bilimselliğe uygunluğu ve henüz hiçbir fikrimiz yokken bile eşyanın bir yaratıcısının olduğu düşüncesiyle çıkarım yapmanın ve deliller toplamanın önyargıyla ve önkabulle ilgisi olmayan çok daha sağlıklı ve akılcı bir yol olduğu ortaya koyulacaktır.

Abstract

We will focus on cornerstones of an ideal and acceptable faith. First, we will present that a universe with an unknowable truth is absolutely unacceptable for Muslims. Then, that “faith is trustworthy (constant), and evidences are but auxiliary” and how to understand it will be analyzed as another integral part of the issue and emphasized with importance in Risale-i Nur. Based on the demonstrability of scientific accuracy, rationality, precision and supportability by evidence of religious truths, being an abstract truth on rational inference, not compelling for the will with freedom of choice and that evidences express theoretical precision, and by presenting the structural difference between denial and evidence, we will present the conformity of creator’s existence with science and that it is healthier, more rational and without relation to prepossession or presupposition to deduce and gather evidence with the thought that, even with no idea, matter has a creator.

Anahtar kelimeler: Agnostik Felsefe, Yaratılış Modeli, Ateizm, Bilim Felsefesi, Tevhid Akidesi