Dergiler / Journal of Universal History Studies / 2020 / Cilt: 3 - Sayı: 1
XII. ve XIII. Yüzyıllarda Anadolu’da İpek Yolu
- Sayfa
- 73–84
- DOI
- —
Özet
İlk kez 1877 yılında Alman Jeolog Ferdinand von Richthofen tarafından kullanılan İpek Yolu terimi Çin’den başlayan ve Hindistan’a, İran’a, Anadolu’ya ve Roma’ya kadar uzanan devasa ticaret rotasını tanımlamaktadır. Anadolu coğrafyası, tarihin çeşitli dönemlerinde topraklarını bir ağ gibi saran ticaret yolları ile bu güzergâha aktif olarak katılmayı dilemiş, özellikle Anadolu Selçukluları, fetihleri ekonomik çıkarlar doğrultusunda planlayarak ve fethedilen bölgelerin ticari faaliyetlerinde devamlılığına itina göstererek ekonomik istikrarı sağlama konusunda önemli adımlar atmışlardır. Yabancı devletlerle ticari antlaşmalar imzalanarak uluslararası ticarette yer edinilmeye, kervansaraylar ve köprüler inşa edilerek seyahatin güvenliği teminat altına alınmaya, pazar ve panayırlar kurularak ise Anadolu’ya ulaşan tüccarlara özgür bir alışveriş ortamı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çabalar Anadolu’yu hem ekonomik hem de kültürel açıdan zenginleştirmiştir.
Abstract
The term Silk Road which is used firstly by German geologist Ferdinand von Richthofen, refers to a giant trade route that extended from China into India, Iran, Anatolia and Rome. Communities across the Anatolian landscape hoped to join actively in this route in various periods, especially Anatolian Seljuks, by planning conquests for economic purposes and paying attention to the continuity of trade in the conquered lands, and took significant steps in maintaining economic stability. They tried to ensure a free zone for trade by signing trade treaties with other countries in an effort to participate in global trade, by building caravanserai and bridges to secure trade flow, and by setting up markets to offer convenient trade for traders coming to Anatolia. These efforts enriched Anatolia both economically and culturally.