Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2012 / Cilt: 12 - Sayı: 96
Evvel mi gelsin sonra mı? masalı ile Gündeşlioğlu halk hikâyesinin arketipsel tahlili
- Sayfa
- 58–66
- DOI
- —
Özet
Analitik psikolojinin kurucusu ünlü psikolog ve düşünür Jung, arketiplerin aslında tüm insanlığın ortak değerleri olarak geçmişten bugüne, kuşaktan kuşağa aktarılan imgeler olduğunu söyleyerek onun bireyin günlük yaşamından çeşitli edebî ürünlere kadar çok değişik alanları etkilediğini belirtir. Özellikle masal, destan ve halk hikâyesi gibi anlatmaya dayalı türlerin sembolik dil ve ortak bilinçdışıyla ve özellikle de mitlerle yakın bir bağı mevcuttur. İşte bu anlatılardaki sembolik dil ve onlardaki arketiplerin gün yüzüne çıkarılması için Campbell’in “ayrılış-erginlenme-dönüş” formülünü kullanarak şifrelenmiş olan bilgiye-gerçekliğe ulaşmak mümkün olabilmektedir.Masal veya halk hikâyesinde kahraman “ayrılış-erginlenme-dönüş” arketiplerine uygun olarak bireyleşme sürecini tamamlamak için serüvene atılmaktadır. Bu süreçte “yüce birey”, “gölge”, “anima-animus”, “iç/tüm benlik” areketipleri anlatı içerisinde sembol değerlerle örülü serüven boyunca rol almaktadırlar. Bu arketiplerin tahlil edilmesiyle eserlerdeki sembolik değerlerin ortaya çıkarılması mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada “Gündeşlioğlu Hikâyesi” ve “Evvel mi Gelsin, Sonra mı?” metinlerine dair yapılan tahlilde görüldü ki, arketipsel sembolizmin anlatmaya dayalı türlerde uygulanmasıyla, aslında metin gerçekliğindeki süreçlerin zannedildiği gibi tesadüfî olmadıkları, aksine yüzyılların birikimsel bir yansıması olarak bilinçli bir değişim-dönüşümün göstergeleri olarak var olagelmektedir. Metinlere yansıyan bu arketiplerin çözümlenmesi sonucunda hem insanlığın ortak birikiminin sembolik dil aracılığıyla çeşitli edebî eserlere nasıl yansıdığı tespit edilebilecek hem de geçmişten günümüze taşıdıkları çok katmanlı anlamları gün yüzüne çıkarılmış olabilecektir.
Abstract
Saying archetypes that are, indeed, collective values of humanity and are images handed down from past to present, from generation to generation, Jung - a prominent psychologist, thinker and the founder of analytical psychology states that they affect many fields from daily life of individual to various literary works. Especially types of oral narrative art such as tales, epics and folk stories have close relations with symbolic language and collective unconscious, especially with myths. Using Campbell’s “separation-initiation-return” formula in order to unearth symbolic language and archetypal in these narratives will help to reach encoded information/reality. In tales and folk stories, hero embarks on adventure to complete his individuation process in accordance with “separation-initiation-return” archetypes. In the process “the wise man”, “shadow”, “anima-animus”, “ego” archetypes take roles in the narrative through the adventure knitted with symbolic values. Thanks to the analysis of those archetypes, it becomes possible to bring symbolic values in the works to light. Thus, cultural hinterlands of the works and their multilayer meanings passed from past to present will be able to be unearthed. In the analysis done within this study related to the texts of “Gündeşlioğlu Hikâyesi” (The Story of Gündeşlioğlu) and “Evvel mi Gelsin, Sonra mı?” (Shall it Come First or Later?), it has been observed that by adapting the archetype symbolism in narrative types, the processes throughout the reality have not been coincidental but the conscious indicators of change and conversion by the collective reflections of centuries. As a result of the analysis of these archetypes reflected in the texts, not only how the collective values of humanity have been reflected to the literary works via symbolic language will be determined but also the multilayer meanings from past to present will be revealed.