Dergiler / Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2018 / Cilt: 2 - Sayı: 4
Erkek ve Erkeklik Çalışmaları: Sorunsaldan Kuramsala
- Sayfa
- 75–101
- DOI
- —
Özet
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızla ilerleyen ve 1990’lardan itibaren kendi başına disiplinlerarası bir alan olan erkek ve erkeklik çalışmaları, kuramsal açıdan pek çok öncü düşünürden faydalanmış olup kendine ait bilim insanlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Böylece bu alan günümüzde erkeklerle ilgili pek çok sosyokültürel ve siyasal meseleyi mercek altına almayı başarmaktadır. Bu yazı, erkeklik sorunsalını kapsamlı olarak tek bir metinde bulmanın zorluğundan dolayı erkeklik kavramının sorunsallaşma sürecini Freud, Jung, Adler ve de Beauvoir’ın tartışmalarıyla ele almakta ve ardından günümüz erkek erkeklik çalışmalarının kapsamını eril tahakküm ve hegemonyacı erkeklik kavramları ile açıklamaktadır. Bu doğrultuda, erkek-kadın ve/ya erillik-dişillik gibi ilişkilendirmelere dayalı ikici düşünce yapısının zamanının sona erdiği alanın kuramcılarının savları ile açıklanmaktadır. Günümüzde Türkçe olarak erkek ve erkeklik çalışmaları ile ilgili detaylı bir kuramsal çalışma henüz bulunmadığından, bu yazı alanla ilgilenen araştırmacılar için bilgilendirici ve yönlendirici bir platform sunar.
Abstract
The studies of men and masculinities which have accumulatively developed since the second half of the twentieth century and become an independent interdisciplinary research area since the 1990s have benefited from a variety of pioneer thinkers and brought forth the new scholars of the field. Thus, this area is enabled to focus on many socio-cultural and political issues related to men today. With the realisation of the difficulty of finding a comprehensive text about the problematization process of masculinity, this paper attempts to discuss this process with regard to Freud, Jung, Adler and de Beauvoir and then to explain the scope of the studies of men and masculinities with the concepts of masculine domination and hegemonic masculinity. In this context, it is argued that gendered binary thinking based on man-woman and/or male-female relations has already expired. Due to the lack of a theoretical discussion about the studies of men and masculinities in Turkish, this paper provides an informative platform to guide researchers interested in this area.