Dergiler / Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi / 2018 / Cilt: 4 - Sayı: 2
Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Yönetim Kontrolü Kavramı-Yönetim Kontrolünde Değişiklik Olması Ve Buna Bağlanan Sonuçlar
- Sayfa
- 263–325
- DOI
- —
Özet
Yönetim kontrolü, ortaklıklar topluluğunda, muhasebe hukukunda, banka hukukunda, rekabet hukukunda ve sermaye piyasası hukukunda kullanılan, kendisine önemli sonuçlar bağlanan bir kavramdır. Bu kapsamda, zorunlu pay alım teklifinde merkezi kavram da, ortaklıktaki yönetim kontrolünün değişmesidir. Bu bağlamda, yönetim kontrolü iki farklı esasa göre belirlenebilir. İlk olarak maddî anlamda yönetim kontrolünde bir takım hukukî ve fiilî olgular birlikte değerlendirilir. Bu düzenleme biçimi, fiilî kontrolün dikkate alınmasını gerektirir. Buna karşılık, şeklî anlamda yönetim kontrolünde, oy haklarının %30 veya %50’si gibi belirli bazı şeklî ölçütler dikkate alınır. Bu yaklaşım, fiilî değil, hukukî kontrolün esas alınmasını gerektirir.Türk sermaye piyasası hukukunda maddî değil, şeklî anlamda yönetim kontrolü anlayışı tercih edilmiştir. Bu tercihin işlevsel bakış açısıyla hukukî belirliliği sağladığı söylenebilir. Diğer yandan, bu yaklaşımın gerekli olan esnekliği sağlayıp sağlamadığı da sorgulanmalıdır. Pay alım teklifi yükümlülüğü yalnızca kontrol eşiğinin aşılması durumunda mı ortaya çıkmalıdır, yoksa fiilî kontrol değişikliğinde de bu yükümlülüğün doğması gerekir mi? Başka bir deyişle, kontrol eşiğinden bağımsız bir biçimde başka ölçütlere göre yönetim kontrolü değişikliklerine bu sonucun bağlanması gerekli midir? Bu çalışmada bu hususların mevzuatımızda nasıl düzenlendiği ve uygulamada bu konularda karşılaşılan sorunlar ile konuya ilişkin çözüm önerileri değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Abstract
Corporate control is a concept to which significant consequences has been attached and it is is used in corporate law, in accounting law, in banking law, in competition law and in capital market law. In this context, the central concept in the mandatory takeover bids is the change of corporate control. In this regard corporate control can be determined in two different ways. First of all control can be determined based on a qualitative approach in which subjective-factual conditions are taken into account. So, qualitative approach is the result of considering de facto control. Secondly, it can be opted for a quantitative approach, which is based on a specific shareholding threshold such as 30% or %50 voting rights. The quantitative control approach requires de jure control rather than de facto control. In Turkish capital markets law, it has been opted for the quantitative approach, instead of qualitative approach regarding mandatory bid provisions. From a functional point of view, this choice allows necessary legal certainty. However, it should also be questioned whether this preference gives the necessary flexibility as well. Should mandatory bid requirement arise only when the specified thresholds are exceed or also when change in de facto control occurs per se? In other words, should any change of control in the management without being subject to any percentage threshold set as another criterion triggering the mandatory bid obligation? In this survey, it is tried to evaluate how these issues are regulated in our legislation and how to solve the problems encountered in these issues and the solution proposal.