Dergiler / Etlik Veteriner Mikrobiyoloji Dergisi / 1998 / Cilt: 9 - Sayı: Özel Sayı
Tekirdağ'da Köpek Populasyonunun Yoğunluğu ve Yapısı Üzerine Çalışma
- Sayfa
- 9–24
- DOI
- —
Özet
Türkiye'de köpek populasyonu Tekirdağ ilinin iki kırsal bölgesinde incelenmiştir. Bu çalışma Dünya Sağlık Örgütü tarafından başlatılmış olup Türkiye'de kuduz kontrolü için uygun stratejilerin geliştirilmesine katkıyı amaçlamaktadır. Çalışmaya konu olan veriler 1992 yılı Nisan ve Mayıs aylarında toplanmış olup populasyon yoğunluğu. yapısı ve parenteral aşılama için köpeklere yaklaşılabilirlik üzerine bilgiler içermektedir. Veri toplamada anket surveyi, işaretierne ve yeniden yakalama teknikleri uygulanmıştır. Çalışmaya konu olan zaman aralığında her iki bölgede 3 aylıktan büyiik sahipli köpeklerin yoğunluğu km2'de 464 (%95 güven aralığı: 420;518) ve 211 (%95 güven aralığı : 203;224) buna tekabül eden insan köpek oranı ise 3.8 ve 6.0 olarak hesaplanmıştır. Araştırma konusu köpek populasyonunun özellikleri erkek köpeklerin baskınlığı (%75'ten fazla). başıboş köpek oranının yüksekliği (% 70'ten fazla) ve oldukça düşük ortalama (yaş 3.2) olarak saptanmıştır. Çalışmanın yürütüldüğü köylerden birinde, aşı kampanyası süresince, buradaki köpeklerin yarısı tek bir merkezde aşılanmıştır. Diğer köyde ise, 3 aylıktan büyük köpeklerin %61 .4'üne işaretleme işlemi için ulaşılabildiği ve bu köpeklerin evlere götürülecek bir aşılama programı çerçevesinde paranteral aşılanabileceği belirlenmiştir. Bu kategoriye dahil köpeklerin yöredeki köpek populasyonunun %42'sini oluşturduğu saptanmış ve bu nedenle bu köpeklerin yanısıra başıboş köpeklerin de kuduz hastalığının yörede kontrol altına alınması ve ortadan kaldırılması önünde en büyük engeli oluşturduğu sonucuna varılmıştır.Kuduz hastalığını diğer köpeklere, evcil hayvanıara ve insanlara temas yoluyla bulaştırma açısından yüksek risk oluşturan bu köpeklerin oral immunizasyonu ek bir korunma yöntemi olarak düşünülebilir.
Abstract
Dog populations were analyzed in two rural areas of the province of Tekirdağ in Turkey. This study was initiated by the World Health Organization and aimed to contribute to the development of an appropriate strategy for rabies control in Turkey. Data on population density, structure, and the accessibility of dogs to parenteral rabies vaccination were collected in April and May ı992. Questionnaire survey and mark-recapture techniques were used. Estimated density of owned dogs above three months of age was 464 (95% credibility interval (CR.I.); 420; 518) and 211 (95% CR.I .; 203; 224) per square kilometer in the two areas. The corresponding human dog ratio was 3.8 and 6.0, respectively. The dog populations were characterized by a net preponderance of male dogs (more than 75%), arather low mean age (3.2 years). anda high proportion of free-roaming dogs (more than 70%). Ownerless dogs represented an estimated 4.5% (95% CR.I.; 0.9%; 10.2%) of the total population. During an antirabies vaccination campaign in one village, half of the dog population was vaccinated in one central vaccination point. In the second village, 61.4% of dogs above three months of age were accessible for marking and would have also been accessible for parenteral vaccination during a door-to-door campaign. Low accessibility for parenteral vaccination (40%) was observed in adult free-roaming shepherd dogs and dogs for which no specific function was indicated. This category of dogs represented 42% of the total population. Beside ownerless dogs, these animals represent the main problem for rabies control and elimination in rural areas. Oral immunization may be an additional tool to specifically target these dogs which are at high risk to contract and transmit rabies to other dogs, domestic animals anel humans.