Dergiler / Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fen ve Mühendislik Dergisi / 2018 / Cilt: 20 - Sayı: 58

KENT İÇİ ULAŞIMDA YOLCULUK AMACINA BAĞLI GÜVENİLİRLİK ALGISININ İNCELENMESİ: TINAZTEPE KAMPÜSÜ ÖĞRENCİ ERİŞİMİ ÖRNEĞİ

INVESTIGATION OF RELIABILITY PERCEPTION BASED ON TRIP PURPOSE IN URBAN TRANSPORTATION: CASE STUDY ON STUDENT ACCESS TO TINAZTEPE CAMPUS

Sayfa
209–229
DOI
—

Özet

Toplu ulaşımda güvenilirlik, önceden planlanan bir çizelgelemeye ya da belirlenmiş sefer aralıklarına ve sabit bir yolculuk süresine bağlı kalabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Güvenilirliğin özellikle metropol kentlerde yüksek düzeyde olması beklenmekte, bunu sağlamak için ise özel taşıt trafiğinden bağımsız çalışan raylı sistemler, eş zamanlı yolcu bilgilendirme sistemleri gibi yüksek maliyetli yatırımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yatırımlardan sağlanacak toplumsal fayda, güvenilirliğin boyutundan ziyade, kullanıcılar tarafından nasıl algılandığına bağlıdır. Bu çalışmada, yatırımların güvenilirlik bakımından fayda analizi için parametrik bir destek verisi geliştirilmesi amaçlanmış; güvenilirlik algısında yolculuk amacı ve kişisel özelliklerin etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Belirtilen tercih anketi yardımıyla toplanan verilerden hareketle, çoklu lojistik regresyonlar oluşturularak parametrik modeller geliştirilmiştir. Model bulguları incelendiğinde, derse gelirken tür seçiminde, cinsiyet, üniversitede 1 ila 3 yıl süreyle bulunma, toplu ulaşım kullanıyor olma gibi parametrelerin, daha yüksek güvenilirlik algısı oluşturan aktarmasız alternatiflere yönelmede etkili olduğu bulunmuştur. Yüksek risk alma davranışının sınandığı güvenilirlik senaryosunda ise aktarmada metro kullanmayanlar ile şehirde uzun süredir yaşayanların güvenilirlikte daha büyük risk alarak yolculuk süresini kısaltmak istedikleri ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak güvenilirliğin kişiden kişiye hatta aynı kişinin farklı amaçlı yolculuklarında dahi farklı algılandığı, dolayısıyla ulaşım talep modellerinde bir maliyet ağırlıklandırma bileşeni olarak değil; yaş, cinsiyet, gelir vb. gibi başlı başına bir sosyo-ekonomik parametre gibi değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Abstract

Reliability is defined as the ability to adhere to a preplanned schedule or to defined intervals and a fixed travel time. Reliability is expected to be high particularly in metropolitan cities. To achieve this, high-cost investments such as rail systems that are operated independently of private vehicle traffic and simultaneous passenger information systems are needed. The social benefit to be made from these investments depends largely on how it is perceived, rather than the magnitude of the reliability. In this study, it is aimed to develop a parametric support data for benefit analysis of investments in terms of reliability. It is investigated whether the purpose of travel and personal characteristics are effective in the sense of reliability or not. Parametric models are developed by using multiple logistic regressions with the collected data by the help of the stated preference survey. When the model findings are examined, it is found that parameters such as gender, presence at the university for 1-3 years, use of public transportation, etc. are effective in tending to direct transportation modes that constitute a higher sense of reliability. In the reliability scenario model testing the high risk taking behavior, it is found that disability for using metro as a transfer alternative and living for a long time in the city generate a tendency to shorten the travel time by taking more risks in reliability. It is concluded that reliability is perceived differently, even on different trip purposes of the same person, and therefore it should be considered as a socio-economic parameter like age, gender, income, etc. on its own, rather than a cost weighting component in transportation demand models

Anahtar kelimeler: Güvenilirlik, Yolculuk Amacı, Toplu Ulaşım, Belirtilen Tercih Anketi, Çoklu Lojistik Regresyon