Dergiler / Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi / 2009 / Cilt: 49 - Sayı: 3
Horlama şikayeti ile gelen hastalara yaklaşımımız
- Sayfa
- 194–202
- DOI
- —
Özet
Horlama, ağırlıklı olarak uyku sırasında oluşan istenmeyen gürültülü seslerdir. Horlama başlı başına bir hastalık olmanın yanı sıra tam olmayan faringeal obtrüksiyonun bir işareti olabilir. Çok sık karşılaşılan bir problem olup insidansı yaşla birlikte artmaktadır. Noktürnal uyku kalitesine, tekrarlayan gündüz yorgunluklarına ve gündüz uyuklamalarına olan etkisi bilinmektedir. Horlamanın birçok klinik rahatsızlıkta bağımsız bir risk faktörü olduğu bilinmekte bunlar içerisinde sistemik hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar ve inme yer almaktadır. Bu rahatsızlığa yatkınlığı artıran diğer faktörler; ileri yaş, erkek cinsiyeti, obezite, ırsiyet, menopoz, kraniofasiyal anomaliler ve sigara ve alkol kullanımı gibi davranışlardır. Horlamayı tedavi etmek için çok sayıda alternatifler mevcuttur. Bu yöntemlerin hiçbiri bir takım olumsuz özelliklerden yoksun olmadığından halen en etkin yöntemi belirlemek için ileri araştırmalara ve uzun dönem takipleri bulunan çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışmada horlama hastalarına klinik yaklaşımımız sunulmuş ve literatür gözden geçirilmiştir.
Abstract
Snoring, an undesirable sound that occurs predominantly during sleep. Snoring is a disorder itself but it is also a sign of incomplete pharyngeal obstruction. It isa common problem and the incidence increases with age. Its effect on nocturnal sleep quality and ensuing daytime fatigue and sleepiness are widely acknowledged. Increasingly, snoring is also being recognized as an independent risk factor for several clinical consequences, including systemic hypertension, cardiovascular disease and stroke. Factors that increase vulnerability for the disorder include age, male sex, obesity, family history, menopause, craniofacial abnormalities, and certain health behaviors such as cigarette smoking and alcohol use. There are many alternatives available to treat snoring. None of these methods are wit- hout their negative aspects, therefore there is still a great need for further research and long-term followup studies to determine the best method. In this report our clinical approach to snoring patients is presented with review of the literature.