Dergiler / e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi / 2022 / Cilt: 14 - Sayı: 2

Hüsün ve Kubhu Temellendirmede Âmidî’nin Mu’tezile ve Fahreddîn er-Râzî’ye Yönelttiği Eleştiriler

CRITICISMS OF AL-’AMĪDĪ AGAINST MU’TAZILA AND FAHREDDĪN AL-RĀZĪ IN THE GROUNDING OF HUSŪN-KUBUH

Sayfa
597–613
DOI
—

Özet

Fiillerdeki iyilik ve kötülüğün mahiyeti ve bilinmesi, kelâmcılar tarafından, fiillerin özlerinde iyi ve kötü değerlerini taşıyıp taşımadığı, aklın fiillerde bulunan bu değerleri vahiyden bağımsız olarak anlama imkânına sahip olup olmadığı, Allah’ın fiil ve hükümlerinin bu değerlerle olan ontik ilişkisi konuları temelinde tartışılmıştır. Mu’tezile fiillerdeki iyilik ve kötülüğün zâtî olduğunu, vahiy gelmeden öncede de aklın bunu anlayabileceğini savunurken, Eş’arîler, herhangi bir fiilin iyilik ya da kötülüğü ancak din tarafından hakkında hüküm verildikten sonra anlaşılabileceğini savunmuştur. Her iki görüş sahipleri, iddialarını temellendirmek için bazı deliller ileri sürmüştür. Konunun temellendirme boyutu aklî olduğu için aynı görüşü savunan bazı kelâmcılar, bir taraftan farklı deliller ile iddialarını ispatlamaya çalışırken diğer taraftan, kendisi ile aynı görüşü paylaştığı kelâmcıların delillerini tenkite tabi tutmuştur. Bunun en açık örneği, Şâfiî usûlcü ve Eş’arî kelâmcısı Seyfuddîn el-Âmidî’dir (ö. 631/1233). Âmidî, hem karşıt görüşü savunan Mu’tezile’nin hem de kendisi ile aynı görüşü paylattığı Fahreddîn er-Râzî’nin (ö. 606/1210) delillerini tenkit etmiştir. Bu araştırmada Mu’tezile’nin kendi iddialarını kanıtlamak için getirdiği iki istidlâlî on ilzâmî delilleri ile Râzî’nin öne sürdüğü yedi delile Âmidî’nin yönettiği eleştiriler incelenmiştir.

Abstract

The issue of the essence and cognition of go- odness and evil, which the theologians discuss on the basis of whether actions carry the values of go- odness and evil in their essence and whether the intellect has the possibility of understanding these values independently of revelation, is one of the fundamental issues of theology. While the Mu’ta- zilites claim that goodness and evil in actions are essential and that the intellect can understand this even before revelation, the Ash’arites argue that the goodness or evil of any action can only be understood after it is judged by revelation. The holders of both views put forward some evidence to justify their claims. Since the justification di- mension of the issue is rational, some theologians defending the same view, on the one hand, tried to prove their claims with different evidences, and on the other hand, they criticised the evidences of the theologians with whom they shared the same view. The most obvious example of this is the Ash’ari- te theologian Sayfuddīn al-Āmidī (d. 631/1233). He criticised the arguments of both Mu’tazila and Fakhr al-Dīn al-Rāzī (d. 606/1210), with whom he shared the same view. In this study, al-Āmidī’s cri- ticisms of the arguments of Mu’tazila and al-Rāzī are analysed.