Dergiler / Türk Yoğun Bakım Dergisi / 2022 / Cilt: 20 - Sayı: 1
İstanbul Anadolu Kuzey Hizmet Bölgesi’ndeki Sekonder Kan Dolaşım Enfeksiyonlarının Karakteristik Özellikleri
- Sayfa
- 38–43
- DOI
- —
Özet
Amaç: Kan dolaşım enfeksiyonu (KDE) başlamadan enfeksiyonun kaynağını saptayıp, uygun antibiyotik tedavisine yol göstermek amacıyla, sekonder KDE olan hastaların epidemiyolojik özellikleri, enfeksiyon kaynakları, prognoz ve antibiyotik direnç durumlarının irdelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Yatan hastalara ait tüm kültür ve antibiyogram verileri geriye dönük olarak değerlendirildi. Sekonder KDE olduğuna karar verilen her bir hastanın yaş, cinsiyet, enfeksiyon odağı, enfeksiyona yol açan etken mikroorganizma ve antibiyogram sonuçları, primer enfeksiyon ile sekonder KDE gelişimi arasında geçen süre ve prognoz (sağlıkla taburcu/ölüm) açısından bilgileri hastane otomasyon sisteminden alınarak değerlendirildi. Bulgular: Toplam 1.584 hastanın 158’i (%79) yoğun bakım ünitesi, 42’si (%21) yataklı servisler olmak üzere 200 hastada sekonder KDE saptanmıştır. Örnek türlerine göre primer enfeksiyon-sekonder KDE arasında geçen süre medyanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p=0,091). Enfeksiyonlar değerlendirildiğinde; ilk sırada idrar yolu enfeksiyonları (%37) yer alırken, bunu solunum yolu enfeksiyonları (%31), deri ve yumuşak doku enfeksiyonları (%18), santral sinir sistemi enfeksiyonları (%10) ve diğer enfeksiyonlar (%4) takip etmiştir. Acinetobacter baumannii kompleks türlerinde aminoglikozit grubu dışında test edilen tüm antibiyotiklerde %95’in üzerinde direnç görülmüştür. Escherichia coli’de karbapenem grubu antibiyotiklere %2 oranında direnç gözlenirken, Klebsiella pneumoniae izolatlarında bu oran %35 olarak bulunmuştur. Staphylococcus aureus’ların %29’unda ve KNS’lerin %90’ında metisilin direnci saptanırken, enterokoklar %25 oranında vankomisine dirençli bulunmuştur. Sonuç: Sekonder KDE’lerde primer enfeksiyon kaynağının bilinmesi; enfeksiyona yönelik risk faktörlerinin belirlenmesine, enfeksiyon kontrol uygulamalarının tanımlanmasına ve sağlık harcamalarında azalmaya neden olurken, mortalite oranlarında da azalmaya yol açacaktır.
Abstract
Objective: The aim of this study was detect to infection source before the bloodstream infection (BSI) of patients with secondary BSI to examine the epidemiological features, sources of infection, prognosis and antibiotic resistance. Materials and Methods: Culture/antibiotic susceptibility results of all hospitalized patients were evaluated retrospectively. Age, gender, localization of infection, causative microorganism, antibiogram test results, time frame between primary and secondary BSI and prognosis of each patients with secondary BSI was investigated. Results: In a total of 1,584 patients, secondary BSI was detected in 200 patients, 158 (79%) of them in the intensive care unit and 42 (21%) of inpatient services. Median of time between primary and secondary bloodstream infections among specimen species were statistically insignificant (p=0.091). Urinary tract infection (37%) is the most common, followed by respiratory tract infections (31%), skin and soft tissue infections (18%), central nervous system infections (10%) and other infections (4%). Acinetobacter baumannii complex species had a resistance against more than 95% of antibiotics except aminoglycosides. Resistance to carbapenem group antibiotics was observed at a rate of 2% in Escherichia coli strains and the rate was found to be 35% in Klebsiella pneumoniae isolates. Methicillin resistance was found in 29% of Staphylococcus aureus and 90% of coagulase negative staphylococci and 25% of Enterococcus spp. were resistant to vancomycin. Conclusion: Knowing a source of infection in secondary bloodstream infections will lead to an identification of risk factors for infections and a description of infection control practices. It will reduce health expenditure as well as mortality rate..