Dergiler / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2003 / Cilt: 33 - Sayı: 3-1
Dev yırtıklı retina dekolmanlarında klinik özellikler ve tedavi yaklaşımları
- Sayfa
- 462–465
- DOI
- —
Özet
Amaç: Dev yırtıklı retina dekolmanlarmın klinik özelliklerini ve uygulanan cerrahi yöntemlerin sonuçlarını değerlendirmek. Yöntem: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Retina Birimi'nde 1992-2000 yılları arasında 'dev yırtıklı retina dekolmanı' (DYRD) tanısıyla izlenen ve cerrahi tedavi uygulanan 18 olgunun 18 gözü retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, dev yırtığın genişliği, etiyoloji, pre-postoperatif görme keskinlikleri, uygulanan cerrahi yöntem ve komplikasyonlar değerlendirildi. Bulgular: Onbeşi erkek üçü kadın 18 olgunun yaş ortalaması 34.1 idi (6-64). DYRD için predispozan faktör olarak 7 hastada travma, 5 hastada geçirilmiş katarakt cerrahisi, 3 hastada pars plana vitrektomi (PPV), 2 hastada dejeneratif miyopi saptandı. Bir hastada predispozan faktör bulunamadı. Görme keskinliği preoperatif 15 hastada 0.05'in altında 3 hastada 0.05 ve üstünde idi. Bir göze kriyoterapi+serklaj+lokal çökertme, 12 göze PPV+endolaser+silikon yağı, 5 göze serklaj+PPV+endolaser+slikon yağı uygulandığı ve PPV uygulanan olguların tümünde perflorokarbon sıvıları kullanıldı. Postoperatif 11 hastada retina tümüyle yatışık izlenirken 4 hastada silikon yağı altında parsiyel dekolman saptandı. Üç olguda son muayenede PVR nedeniyle retinanın yatışmadığı görüldü. Postoperatif son görme keskinliği 6 hastada 0.05 ve üzerinde 12 hastada ise 0.05'in altında ölçüldü. Görme keskinliği 10 hastada artarken, 6 hastada değişmedi, PVR gelişen 2 hastada ise azalma saptandı. Katarakt ameliyatı sonrası gelişen DYRD'ların hepsinin cerrahi ile yatıştığı saptandı. Boyutları 90-180° olan dev yırtıkların cerrahi sonrası prognozlarmın daha iyi olduğu görüldü. Sonuç: DYRD spontan veya travmaya ikincil gelişebileceği gibi katarakt cerrahisi veya PPV sonrası da karşımıza çıkabilmektedir. Etiyoloji açısından bakıldığında serimizde anatomik ve fonksiyonel başarı oranının katarakt cerrahisi sonrası görülen DYRD'ında daha fazla olduğu saptanmıştır.
Abstract
Objective: To report clinical aspects and surgical treatment modalities of giant retinal tears.Methods:18eyes of 18 patients who were observed and surgically treated with the diagnosis of 'Giant Retinal Tear' (GRT) between 1992-2000 at Retina Unit of Hacettepe University Faculty of Medicine, Department of Ophthalmology were enrolled in a retrospective design. Results: The study group consisted of 15 males and 3 females with the mean age 34.1 (6-64). Predisposing factor for a GRT was found to be trauma in 7 patients, cataract surgery in 5 patients, pars plana vitrectomy operation in 3 patients and pathological myopia in 2 patients. At one patient no predisposing factor could be identified. Preoperative visual acuity was below 0.05 in 15 patients, 0.05 and above in 3 patients. One eye was treated with encircling band and local scleral buckle+cryotherapy, 12 eyes were treated with PPV+endolaser+silicon oil and 5 eyes were treated with encircling buckle+PPV+endolaser+silicon oil. Perflourocarbon liquids were used at all times when a PPV operation was commited. Postoperatively total retinal attachment was achieved in 11 patients. There was partial elevation beneath the silicon oil in 4 patients. At final visit 3 patients were diagnosed to have PVR. Postoperatively final visual acuity was 0.05 and above in 6 patients and below 0.05 in 12 patients. Preoperative visual acuity was preserved in 6 patients, increased in 10 and decreased in 2 patients who developed PVR. All the GRT's developing after cataract surgery were reattached postoperatively. GRT's extending between 90-180° had better prognosis. Conclusion: We have observed retinal detachment due to GRTs after cataract surgery and PPV as well as spontaneously or secondary to trauma. When anatomic and functional success were considered GRTs developing after cataract surgery were found to have better prognosis in our series.