Dergiler / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2007 / Cilt: 37 - Sayı: 4

Konjenital lakrimal sistem tıkanıklıklarında uygulanacak cerrahi tipinin seçimi: Cerrahi tedavi sonuçlarımız

Determining the type of procedure in congenital nasolacrimal duct obstruction: The results ıf our procedures

Sayfa
254–259
DOI
—

Özet

Amaç: Konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklıklarında uyguladığımız cerrahi girişimlerin endikasyonları ve sonuçlarını değerlendirmek. Materyal - Metod: 1999 ile 2006 yılları arasında yaşları 4 ay ile 19 yaş arasında değişen ve konjenital nazolakrimal kanal tıkanıklığı bulunan olgular çalışma kapsamına alındı. Yaşları 4 ay ile 4 yaş arasında değişen 57 olgunun 77 gözüne sondalama, yaşları 21 ay ile 9 yaş arasında değişen 21 olgunun 25 gözüne balon dakriyosistoplasti (BDSP), yaşları 24 ay ile 10 yaş arasında değişen 24 olgunun 29 gözüne bikanaliküler silikon entübasyon (BSE), yaşları 5 yaş ile 19 yaş arasında değişen 20 olgunun 25 gözüne dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatı uygulandı. Uygulanacak cerrahi tipi hastanın anamnezi, preoperatif bulguları, yaşı ve özellikle peroperatif muayene bulguları esas alınarak belirlendi. Bulgular: Sondalama ile %89, BDSP ile %88, BSE ile %68.9, DSR ile %92 oranında başarılı sonuç alındı. Sonuç: Konjenital nasolakrimal kanal tıkanıklıklarında başarıyı etkileyebilecek değişken parametreler (preoperatif epiforanın sıklığı, uygulanan medikal tedavi-masaj, geçirilmiş cerrahi girişimler, hasta yaşı) bulunmaktadır. Uygulanacak cerrahiye karar vermek için bu unsurların dikkate alınmasını, ancak peroperatif muayene bulgularının esas alınmasının başarıyı önemli ölçüde etkileyebileceği kanısındayız. Ek olarak, bu çalışma ile ileri yaş grubunda uygulanan daha invaziv ve komplikasyonlu girişimler yerine BDSP girişiminin ilk tercih olarak uygulanması gerektiğini düşünmekteyiz.

Abstract

Objective: To evaluate the indications and results of procedures in congenital nasolacrimal duct obstructions. Material and Methods: The patients who are diagnosed congenital nasolacrimal duct obstruction were included into the study between 1999 and 2006, ages between 4 months and 19 years. We performed probing on the 77 eyes of 57 patients (ages between 4 months and 4 years), balloon dacryocystoplasty on the 25 eyes of 21 patients (ages between 21 months and 9 years), silicone intubation on the 29 eyes of 24 patients (ages between 24 months and 10 years), dacryocytorhinostomy on the 25 eyes of 20 patients (ages between 5 years and 19 years). Type of surgery procedure was decided according to age, history, preoperative, and especially peroperative examination of the patient. Results: Success rate were achieved as %89 with probing, %88 with balloon dacryocystoplasty, %68.9 with silicone intubation, %92 with dacryocystorhinostomy. Conclusion: There is variable parameters that affect the success of congenital nasolacrimal duct obstruction surgery as preoperatif frequency of epiphora, history of medical treatment-massaging and surgery, age. These parameters are important to decide the type of surgery procedure but findings of peroperative examination should be the main criterion that will effect the success. Additionaly when the results of this study are evaluated, we believe that BDCP should be the first choice of therapy instead of other invasive procedures and approaches with high rate of complications in patients who are older patients.