Dergiler / Türk Oftalmoloji Dergisi / 2012 / Cilt: 42 - Sayı: 5
Doğumsal nazolakrimal kanal tıkanıklığı tedavisinde sondalama yönteminin etkinliği
- Sayfa
- 342–345
- DOI
- —
Özet
Amaç: Doğumsal nazolakrimal kanal tıkanıklığı olan hastalarda sondalama tedavisinin sonuçlarını araştırmak ve yaş gruplarına göre başarı oranlarını değerlendirmek. Gereç ve Yöntem: Doğumsal nazolakrimal kanal tıkanıklığı nedeniyle 2008-2011 yılları arasında sondalama uygulanan hastaların kayıtları retrospektif olarak incelendi. Hastaların sondalama yapıldığı zamandaki yaşı, işlem sonrası sulanma şikayetinin durumu, epiforanın varlığı ve floresein kaybolma testinin sonuçları not edildi. Sonuçlar yaş gruplarına göre incelendi. Sonuçlar: Doğumsal nazolakrimal kanal tıkanıklığı tanısı alan 24 kız (%52,2), 22 erkek (%47,8) 46 hasta çalışmaya alındı. Hastaların 13ünde sağ (%28,3), 13ünde sol (%28,3), 20sinde her iki gözüne (%43,4), toplam 66 göze probing uygulandı. Sondalama uygulama yaşı 18 gün ile 6 yaş arasında, ortalama 23,5 aydı. Hastaların 6sı 12 aydan küçük, 26sı 12-24 ay arasında, 14ü, 24 aydan büyüktü. Ortalama takip süresi 4,32 (1-24) aydı. Sondalama ile 66 gözün 48inde (%72,72) başarı sağlandı. Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde sondalama ile başarı oranı, 12 ayın altındaki hastalarda %100 (6 gözün 6 sı), 12-24 ay grubunda %80,95 (42 gözün 34ü), 24 ayın üzerindeki hastalarda %44,44 (18 gözün 8i) olarak saptandı. Tart flma: Konservatif tedavi ile hayatın ilk yılında düzelmeyen doğumsal nazolakrimal kanal tıkanıklığı olguları için sondalama etkili bir tedavi şeklidir. Hastanın yaşı arttıkça başarı şansı azalacağı için uygulamada geç kalınmaması gerekir. Ancak ileri yaşlarda, seçilmiş vakalarda, invazif tedavilerden önce uygulanması önerilebilir. (Turk J Ophthalmol 2012; 42: 342-5)
Abstract
Purpose: To investigate the outcome of probing in patients with congenital nasolacrimal duct obstruction and to evaluate the success rate among age groups. Material and Method: The charts of patients who underwent probing for congenital nasolacrimal duct obstruction between 2008 and 2011 were reviewed. Patients ages at the time of probing, the presence of watering complaints and epiphora, and fluorescein dye disappearance test results after the procedure were recorded. Findings were evaluated according to age groups. Results: Forty-six patients (24 girls (52.2%), 22 boys (47.8%)) diagnosed as congenital nasolacrimal duct obstruction were included in the study. Probing was performed to the right eye in 13 (28.3%), left eye in 13 (28.3%) and both eyes in 20 (43.4%) patients, i.e. to 66 eyes in total. Age at time of probing was between 18 days and 6 years (average: 23.5 months). Six patients were under 12 months, 26 patients were between 12 and 24 months, and 14 patients were over 24 months. Mean follow-up period was 4.32 (1-24) months. By probing, success was achieved in 48 of 66 eyes (72.72%). According to the age group, success rate of probing was 100% (6 of 6 eyes) in patients under 12 months, while it was 80.95% (34 of 42 eyes) in patients between 12-24 months and 44.44% (8 eyes of 18) in those over 24 months. Discussion: In the first year of life, probing is an effective treatment for congenital nasolacrimal duct obstruction in cases not improving with conservative treatment. As the age increases, the chance of success decreases, thus the application should not be delayed. However, in selected cases with advanced age, it can be recommended prior to invasive treatments. (Turk J Ophthalmol 2012; 42: 342-5)