Dergiler / Türk Nöroşirürji Dergsi / 2017 / Cilt: 27 - Sayı: 3
Kraniosinostoz ve İntrakranial Basınç
- Sayfa
- 286–289
- DOI
- —
Özet
Kafatasındaki sütür hatlarının erken kapanması olarak tanımlanan kraniosinostoz pediatrik nöroşirürjinin en önemli ilgi alanlarından birisidir. Mültidisipliner yaklaşım gerektirir. Erken tanı ve erken cerrahi ile yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Cerrahi endikasyonlarından birisi de intrakranial basınç artışıdır. Kraniosinostozun intrakranial basıncı arttırdığına dair pek çok yayın olmakla birlikte bunun oluşum nedeni ve fizyopatolojisi halen karanlıktır. Ayrıca artmış intrakranial basıncın ileride çocukta mental ve motor fonksiyonlarda bozulmaya neden olabileceği ve bu nedenle mümkün olduğunca erken opere edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Papil ödemi varlığı, kraniosinostozda intrakranial basınç artışının en önemli göstergesidir. Derlemede farklı kraniosinostoz tipleri ile intrakranial basınç arasındaki ilişki güncel literatür eşliğinde sunulacaktır
Abstract
Craniosynostosis, defined as early closure of the suture lines in the skull, is one of the areas of interest of pediatric neurosurgery. A multidisciplinary approach is required. Satisfactory results are obtained with early diagnosis and surgery. However, one of the surgical indications is increased intracranial pressure. The cause and physiopathology of this condition are still relatively unknown, with many publications suggesting that craniosynostosis increases intracranial pressure. Moreover, it was previously suggested that these cases should be operated as early as possible because increased intracranial pressure may cause mental and motor dysfunctions in the late period of life of these children. The presence of papiledema is one of the most important indicators of increased intracranial pressure. In this review, the relationship between different types of craniosynostosis and intracranial pressure will be presented in the light of the current literature