Dergiler / Türk Nefroloji Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi / 2008 / Cilt: 17 - Sayı: 3

Kronik böbrek hastalıklarında koroner arater cerrahisi

Coronary artery surgery in chronic renal failure (CRF) patients

Sayfa
119–123
DOI
—

Özet

Amaç: Koroner arter cerrahisi, kronik böbrek yetmezlikli (KBY) hastalarda yüksek riskli cerrahi olarak tanımlanmaktadır. Volüm yükü ve elektrolit düzensizliği bu riski artıran nedenlerden bazılarıdır. Çalışmamızda, diyaliz uygulanan kronik böbrek hastalarında, hastaları n ameliyat öncesi karakteristiklerini belirlemek ve konvansiyonel yöntem kullanılarak gerçekleştirilen koroner arter cerrahisi erken dönem sonuçlarını tartışmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, ameliyat öncesi dönemde 10’u düzenli, 2’si ise farklı zamanlarda diyaliz programına alınmış toplam 12 hastayı kapsamaktadır. Hastalardan 9’u erkek, 3’ü ise kadın olup yaş ortalaması 56.5±16.5 olarak bulunmuştur. Hastaların tümünde transtorasik ekokardiyografi (TTE) ve anjiyografi yapılmıştı r. Arteriyel hat üzerine ultrafiltrat bağlanarak kardiyopulmoner baypas süresince kg/15 cc sıvı çekilmiştir. Bulgular: Bir hasta sağ atriyumda kitle nedeni ile açıldı ve aynı hastaya sirkumşeks sistemine tekli safen ven grefti baypas’ı uygulanması sonrasında kitle eksizyonu yapıldı. Hastalardan 7’sinde üç distal anastomoz yapılırken, 4 hastada dört distal anastomoz gerçekleştirildi. Düzenli diyaliz programında bulunmayan iki hastamıza tekrar diyaliz gerekmemiştir. Hastalarımızdan ikisi (%16.6) ilk 10 gün içerisinde, diğer bir (%8.4) hastamız ise 18. gün sepsis nedeniyle kaybedilmiştir. Postoperatif yoğun bakımda tutulma süresi ortalama 5.5±2.5 gün olarak gerçekleşmiştir. Sonuç: Koroner arter hastalığı (KAH), KBY’li hastaların ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Perkütan koroner arter girişimlerinden sonra retromboz oranı yüksektir. Gittikçe daha kabul edilebilir mortalite ve morbidite ile gerçekleştirilen koroner arter cerrahisi, sağkalım ve yaşam konforunu artırmak için uygulanmalıdır.

Abstract

Objective: Coronary artery surgery is described as high risk surgery in CRF patients. Volume and electrolyte imbalance are some of the reasons of increased risk in this group. In this study, our aim was to determine preooperative characteristics and to conclude early results of conventional coronary artery surgery in CRF patients. Material and Method: 12 patients were included in the study. 10 of them needed routine hemodialysis and 2 of them needed short term dialysis programme at preoperative period. 9 patients were male and 3 were female. Mean age was 56.5±16.5 years. TTE and coronary angiography was performed for all patients preoperatively. An ultrafiltration apparatus added to arterial line and hemodialysis performed to all patients during cardiopulmonary by-pass (kg/15 cc) Findings: One patient was operated because of right atrial mass and single saphenous vein by-pass to Cx artery system was performed. 3 distal anastomosis was made in 7 patients and 4 distal anastomosis was made in 4 patients. Two of the patients not taking routine hemodialysis, during preoperative period did not need hemodialysis again. 2 of the patients died in first 10 days and one patient died at 18’th day due to sepsis. Mean intensive care unit time was 5.5±2.5 days. Results: Coronary artery disease is the most common reason of death in CRF patients. Rethrombosis rates are high after percutaneous coronary interventions in this group. Coronary artery bypass surgery must be preferred for better life expectancy with acceptable morbidity and mortality rates in CRF patients.