Dergiler / Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 100

BİR HALK RESSAMININ İZİNDE SATILMIŞ KÖYÜ CAMİİ DUVAR RESİMLERİ

On the Trail of a Folk Artist: Wall Paintings of the Mosque of Satılmış Village

Sayfa
347–374
DOI
—

Özet

Manisa’nın Selendi ilçesine bağlı Satılmış Köyü Camii’nin zengin kalem işi ve hat süslemeleri ile bu ilgi çekici süslemeleri yapan halk ressamının kimliğine ilişkin bilgiler, çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Başta İstanbul olmak üzere Anadolu’daki çok sayıda yapının, 18. yüzyılda başlayıp 19. yüzyılda artık bir gelenek halini alan duvar resimleriyle bezendiği bilinmektedir. Ancak bu bezemeler biçim ve içerik açısından birbirlerinden ayrılmaktadır. Başkent İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki yapılar ile Anadolu’nun diğer bölgelerinde, özellikle taşradaki yapılar arasında farklı bir süsleme anlayışı hâkimdir. Başta Denizli, Muğla, Uşak, Kütahya gibi İç Batı Anadolu şehirleri olmak üzere, Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yapılarda, Batılı süsleme anlayışını yansıtan betimlemelerin yanında, halk sanatı olarak da adlandırılan ve tekkelere ilişkin çeşitli motifler de içeren süslemelere yer verilmiştir. İncelemiş olduğumuz Satılmış Köyü Camii’nin 1954 yılında yapılan duvar resimleri de bu geleneği oldukça geç bir dönemde devam ettiren örneklerden biri olması bakımından önem taşımaktadır. Camide yer alan zengin kalem işi ve hat süslemeler, içerdiği geleneksel duvar resmi anlayışının yanı sıra, alışılagelmişin dışındaki sembolik motifleri ile de ilgi çekici veriler sunmaktadır. Araştırmalarımız sonucu caminin süslemelerini yapan ve günümüzde hayatta olmayan Ahmet Akbüber adlı ustanın kimliği ve geçmişi hakkında çeşitli bilgilere ulaşılabilmiştir. Akbüber’in, bizzat kendine ait defterlerde tuttuğu notlarda, Demirci’de faaliyet gösteren bir tekkenin önde gelen kişilerinden biri olduğu ve incelediğimiz yapı dışında aynı bölgedeki dört camiyi daha benzer süslemelerle bezediği anlaşılmaktadır. Özellikle Anadolu içlerinde bu geleneği devam ettiren kişilerin, kullandıkları yazı ve semboller göz önüne alındığında tekkelerle bağlantılı oldukları düşünülmekteydi. Ancak kimliklerine ait bilgiler oldukça sınırlıydı. Selendi Satılmış Köyü Camii’nin bezemelerini yapan Ahmet Akbüber’in, Demirci’de faaliyet gösteren Rufai tarikatının önde gelen kişilerinden olması, aradaki bağlantıyı açık bir şekilde göstermesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

Abstract

Information on the folk artists who has performed the opulent hand-drawing and calligraphic ornamentation in the Mosque of Satılmış Village of Selendi District of the Province of Manisa constitutes the main subject of this study. It is known that wide variety of buildings located within the Anatolia, particularly in İstanbul, were decorated with wall paintings that started in the 18th century and became a tradition in the 19th century. However, such adornments may vary to a greater extent in terms of style and content. A distinct and highly different conception of adornment and decoration especially prevail among the buildings in rural areas and the buildings in the Ottoman capital İstanbul and metropolitans such as İzmir. Adornments make appearance including various motifs related to he dervish lodges named as folk art besides the symbols and representations expressing the Western adornment conception within many buildings located at various regions of the Anatolia, particularly the Central-Western Anatolian provinces such as Denizli, Muğla, Uşak and Kütahya. The subject of this study, that is, wall paintings and murals of the Mosque of Satılmış Village performed in 1954 is of utmost importance in terms of one of the samples embracing this tradition. The affluent handdrawn and calligraphical adornments in the mosque offer highly interesting data with its unusual symbolic motifs as well as its traditional conception of wall painting. The research has revealed various information on the identity and background of the artist, Ahmet Akbuber, who performed the adornments and decorations of the mosque. By relying on his own notes, it has been acknowledged that he was one of the leading figures of the dervish lodge serving in Demirci and he decorated with similar adornments four other mosques located within the same region. In view of the scripts and symbols used by the individuals sustaining this tradition particularly in central Anatolia, it was considered that they had been affiliated with dervish lodges. However, information on their identity appears to be quite limited. Therefore, it is of utmost importance that the affiliation of Ahmet Akbuber with Rifā‘i order in Demirci explicitly reveals the relation between the performer and the dervish lodge.