Dergiler / Türkiye Parazitoloji Dergisi / 2020 / Cilt: 44 - Sayı: 4

Kist Hidatik Hastalığı Nedeniyle Takip ve Tedavi Edilen 170 Olgunun İrdelenmesi: Çok Merkezli Bir Çalışma

Evaluation of 170 Followed-up Cases Treated for Hydatid Disease: A Multicentre Study

Sayfa
197–202
DOI
—

Özet

Amaç: Ülkemizde kist hidatik hastalığı yüksek endemisite göstermektedir. Bu çalışmada kistik ekinokokkoz hastalarının klinik özellikleri ve tanı-tedavi yaklaşımlarının ortaya konulması amaçlanmıştır.Yöntemler: Çok merkezli, retrospektif olarak planlanan bu çalışmaya altı merkezin son beş yıl içerisinde kist hidatik tanısı konmuş hastaları dahil edilmiştir.Bulgular: Çalışmaya alınan 170 hastanın %54,7’si kadın olup, tüm olguların yaş ortalaması 45,4±17,4 yıldı. En sık başvuru şikayeti karın ağrısı ve bulantı-kusma; en sık fizik muayene bulgusu ise batında hassasiyetti. Hastaların çoğu, şikayeti başladıktan 2 ila 6 ay sonra tanı almıştı. Tedavi öncesi bakılan laboratuvar tetkiklerinde anemi en sık saptanan bulguydu ve eozinofili ikinci sırada yer almaktaydı. En sık tutulan organ ise karaciğerdi (n=153, %90). Tanı koymak için uygulanan görüntüleme tetkikleri incelendiğinde 125 olguda (%73,5) ultrasonografi çekildiği tespit edildi. Tanı sırasında tespit edilen en büyük kist 160x170 mm boyutlarında ve karaciğerde olup, evre 4’tü. İndirekt hemaglütinasyon testi için negatif, şüpheli pozitif ve pozitiflik oranları sırasıyla %9,4, %8,8 ve %81,8’di. Cerrahi + medikal tedavi, PAIR + medikal tedavi uygulamasından daha yaygındı (n=72 %42,4, n=14 %8,2). Nüks görülen 47 hastanın 22’sinde (%46,8) kist hidatik tedavi hikayesi mevcuttu.Sonuç: Çalışmamızın sonuçları göstermektedir ki, ülkemizde endemik olan kist hidatik hastalığının tanısı geç konulabilmekte ve serolojik testler hastalığın tanısında yanıltıcı olabilmektedir. Farklı evre ve boyutlarda kistleri olan hastalarda tedavi seçimlerine göre nüks oranlarını karşılaştırmak mümkün olmamıştır.

Abstract

Objective: To determine the clinical characteristics of patients with cystic echinococcosis and the diagnostic and therapeutic approaches used. Methods: This is a multicentre, retrospective study. Patients from six centres who were diagnosed with hydatid cysts in the last five years were evaluated. Results: The mean age was 45.4±17.4 years, and 54.7% were female. The most common complaints were abdominal pain, nausea and vomiting, and the most common physical examination finding was abdominal tenderness. Most patients were diagnosed within 2-6 months. Anaemia and eosinophilia were the most common laboratory findings. The liver was the most commonly involved organ (n=153, 90%). One hundred twenty-five (73.5%) patients underwent ultrasonography. The largest cyst was present in the liver at stage four, and its diameter was 160x170 mm. The rates of the negative, grey zone and positive results were 9.4%, 8.8% and 81.8%. Surgery was more common (n=72, 42.4%) than puncture, aspiration, injection, and re-aspiration treatments (n=14, 8.2%). Of the 47 patients who had a recurrence, 22 (46.8%) had a history of hydatid cyst treatment. Conclusion: Hydatid disease, which is endemic in our country, is diagnosed at a late stage. In terms of disease diagnosis, serological tests may be misleading. It was not possible to compare the success rates according to the treatment choices because of the lack of randomisation of stages and sizes of the lesions.