Dergiler / Türkiye Adalet Akademisi Dergisi / 2014 / Cilt: 0 - Sayı: 19
1963 Ankara anlaşması ve schengen anlaşması: Türk vatandaşlarının vizesiz dolaşım hakkı
- Sayfa
- 207–242
- DOI
- —
Özet
Bugün Avrupa Birliği üyesi ülkelerde Türk işçi ve işverenlerine uygulanan Schengen hukuku zorunluluklarının çoğu Ankara Anlaşmasından doğan Ortaklık hukukuna aykırıdır. 1970 katma protokolü ve AT-Türkiye Ortaklık Konseyi’nin 2/76 ve 1/80 kararlarında bulunan stand-still hükmü, kapsam alanına giren Türk vatandaşlarına özellikle serbest dolaşımlar konusunda diğer yabancılardan farklı bir hukuki statü vermektedir. Buna göre hükmün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Türklere uygulanan ulusal kurallar zorlaştırılamaz. Ancak, bu hükümden sonra AB ülkelerinde hayata geçmiş Schengen mekanizması ve yıllar yılı zorlaşan yabancılar kanunları, bu özel statüyü göz ardı etmektedirler. Ne ellili yıllarda ikili anlaşmalarla ne de altmışlarda Türkiye’nin katıldığı Avrupa Konseyi serbest dolaşım anlaşmasıyla uyuşan Schengen vizesi zorunlulukları stand-still hükmünün yasakladığı “yeni kısıtlama” olarak görülebileceklerinden itiraz konusu olabilirler. Schengen hukuk duvarındaki bu çatlak esasen Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Ankara Anlaşması ve ilgili metinleri geniş ve dinamik yorumlamasıyla mümkün olmuştur. Hollanda ve Almanya gibi bazı ülkelerde, özellikle Soysal kararından sonra, bu içtihadın hayata geçmeye başladığını görüyoruz. Ancak, kapsam alanına giren ve Avrupa Birliği topraklarına giriş çıkış yapan Türk vatandaşlarının sayılarının çokluğuna rağmen iç hukuklardaki itirazların azlığı, ne ABAD içtihadının ne de Anlaşma hukukunun pratikte yeteri kadar etkin kılınmadığını göstermektedir. Bu makalenin amacı, bir yandan stand-still kuralının uygulamada Türk vatandaşları için doğurduğu hakların önemini vurgulamak ve Schengen duvarında açtığı çatlağın boyutunu ölçmek, bir yandan da bu çatlağın genişletilebilmesi için izlenebilecek yolları belirlemektir.