Dergiler / Türk İslam Medeniyeti Akademik Araştırmalar Dergisi / 2018 / Cilt: 13 - Sayı: 25
TARİHÇİLİĞİMİZİN KURUMSALLAŞMASI VE BİR KÜLTÜRMİLLİYETÇİSİ AHMED ZEKİ VELİDİ TOGAN
- Sayfa
- 165–194
- DOI
- —
Özet
Altay Dağlarının eteklerine dikilmiş yazıtlarla başlamış Türk tarihçiliği,İslamiyet’in kabulünden sonra Arap ve Farslıların gölgesinde kalarakgelişmiştir. Osmanlı Devletinde XVII. yüzyılda vakanüvisliğin tesisi iletarihçiliğimiz kurumsal bir kimlik kazanmaya başlamıştır. Baskın unsur Türklerolmasına rağmen Osmanlı Devleti zamanında milli bir tarih anlayışından sözetmek mümkün olmamıştır. Çağdaşlaşma tarihimizde kırılma anı sayılan II.Meşrutiyet Döneminde tarihçiliğimiz, daha yerli ve daha bilimsel bir kimlikkazanmaya başlamıştır. Batılı devletlerle kıyaslandığında geç kalınmış sayılsa daTürk tarihçiliğinin milli bir anlayışla bilimsel olarak kurumsallaşması AtatürkDönemi’nde gerçekleşmiştir. Atatürk’ün kurdurduğu Türk Tarih Kurumu, 1200yıldan fazla geçmişe sahip tarihçiliğimizi temsil eden çatı bir yapı olmayıbaşarmıştır. Asılsız biçimde, çağdaşlaşma hamleleri ve Türk Tarih Kurumu ilemuhalifmiş gibi gösterilse de A. Zeki Velidi Togan XX. yüzyılda tarihçiliğimizinileriye götürülmesinde en fazla uğraş vermiş birkaç isimden birisi olmuştur.
Abstract
Turkish historiography, which began with the inscriptions planted on the skirts of the Altai Mountains, grew up in the shadow of Arabs and Persians after the acceptance of Islam. In the Ottoman State XVII. foundation of the historiographership and our history began to gain an institutional identity. Despite the fact that the dominant element was the Turks, it was not possible to talk about a national understanding of history during the Ottoman period. In our contemporaryization history, the time of breaking 2nd During the Second Constitutional Period, our historiography began to acquire a more domestic and more scientific identity. Although it is considered late compared to the Western countries, the scientific institutionalization of Turkish historiography with a national understanding took place in the period of Ataturk. The Turkish Historical Society established by Atatürk has managed to become a roofing structure representing our historiography with a history of more than 1200 years. Although it seems unfounded as contradictory movements and the few names that have made the most of the century's advancement of our history.