Dergiler / Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi / 2012 / Cilt: 20 - Sayı: 2

Trunkus arteriozus tam düzeltme ameliyatlarında erken ve orta dönem sonuçlar

Our experiences with the surgical repair of truncus arteriosus: early and mid-term results

Sayfa
194–199
DOI
—

Özet

Amaç: Bu çalışmada trunkus arteriozus (TA) tanısıyla ameliyat edilen hastaların erken ve orta dönem sonuçları değerlendirildi. Çalışma planı: Çalışmamızda Ocak 2003 - Nisan 2010 tarihleri arasında kliniğimizde TA tanısıyla 19 hasta (16 erkek, 3 kız; ort. yaş 76±45 gün; dağılım 11-174) gün) ameliyat edildi. Hastaların ortalama ağırlıkları 3.5±1.8 kg (dağılım 2.7-4.3 kg) idi. Altı hasta (%32) yenidoğan döneminde, 13 hasta (%68) ise erken ç ocukluk döneminde ameliyat edildi. Van Praagh sınıflandırmasına göre 11 hasta (%58) tip A1, altı hasta (%32) tip A2 ve bir hasta (%5) tip A3 idi. Tip A4 olan bir hastaya tip-B kesintili arkus aort eşlik ediyordu. Trunkal kapak 15 hastada (%79) triküspit, dört hastada (%21) tetraküspit idi. Tüm hastalara tek girişimde TA tam düzetme ameliyatı yapıldı. Sağ ventrikül pulmoner arter bağlantısı için ksenogreftler kullanıldı. En sık kullanılan ekstrakardiyak konduit 14 no sığır juguler ven grefti (contegra) idi. Bulgular: Ameliyat sonrası erken ölüm oranı %21.1 (n=4) idi. Hastaların ortalama takip süresi 21.9±20.8 ay idi. Trunkal kapak yetmezliği dokuz hastada (%60) hafif, bir hastada (%7) orta derecede idi. Altı hastada (%40) pulmoner arter dallarında darlık gelişti. Dört hastada (%66) balon anjiyoplasti yapıldı, iki hastada (%33) stent konuldu. Ameliyat sonrası yeniden girişimsiz yaşam oranı ilk bir yıl için %100, üç yıl için %69±13 ve beş yıl için %23±15 olarak bulundu. Sonuç: Trunkus arteriozusun tam düzeltme ameliyatı yenidoğan ve erken çocukluk döneminde iyi sonuçlarla yapılmaktadır. Ameliyat sonrası sağ ventrikül çıkım yolunda gelişen darlıklar yeniden girişim gerektirebilmektedir.

Abstract

Background: This study aims to evaluate early and midterm results of the patients who were operated for truncus arteriosus (TA). Methods: Between January 2003 and April 2010, 19 patients (16 males, 3 females; mean age 76±45 days; range 11 to 174 days) who underwent surgery due to TA in our clinic were included. The mean weight of the patients was 3.5±1.8 kg (range 2.7-4.3 kg). Six patients (32%) were operated in neonatal period, while 13 patients (68%) were operated in early childhood. According to Van Praagh classification, 11 patients (58%) were type A1, six patients (32%) were type A2 and one patient (5%) were type A3. One patient with type A4 had accompanying type B-interrupted aortic arcus. Truncal valve was tricuspid in 15 patients (79%) and tetracuspid in four patients (21%). All patients underwent single complete surgical repair of TA. Xenografts were used for right ventricular-pulmonary artery connection. The most frequently used extracardiac conduit was No 14 bovine jugular vein graft (contegra). Results: Postoperative early mortality rate was 21.1% (n=4). The mean follow-up period was 21.9±20.8 months. Truncal valve regurgitation was mild in nine patients (60%) and moderate in one patient (7%). During follow-up period, six patients (40%) developed pulmonary artery stenosis. Four patients (66%) underwent balloon angioplasty, while stent was implanted in two patients (33%). Reintervention-free survival was 100% at one year, 69±13% at three years and 23±15% at five years. Conclusion: Complete surgical repair of truncus arteriosus results in good outcomes in neonatal and early childhood. Reintervention may be required for the right ventricular out flow obstructions.