Dergiler / Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi / 2019 / Cilt: 0 - Sayı: 48
TÜRK DÜNYASI EDEBİYATINDA REPRESSİYA
- Sayfa
- 27–82
- DOI
- —
Özet
SSCB’de Stalin tiranlığı zamanında II. Dünya Savaşı’ndan hemen öncesinde uygulanan, literatürde Repressiya olarak da adlandırılan dönemde halk düşmanı suçlamasıyla milyonlarca insan gözaltına alınmış, yüz binlercesi ise ya kurşuna dizilmiş ya da çalışma kamplarına gönderilmişlerdir. Devlet tarafından yaratılan korkunun etkisi onlarca yıl sürmüş, insanlar her an tutuklanmak ya da kurşuna dizilmek korkusu içinde yaşamışlardır. Yaşanan korku yıllar sonrası bile olsa edebiyata kaynaklık etmiş, döneme ait uygulamalar birçok edebî türde çeşitli yönleriyle kaleme alınmıştır. Bunlar edebî eser niteliği taşımanın ötesinde aynı zamanda tarihsel birer belgedirler. Bununla birlikte zamanın gerçeklerini ortaya koyabilmek için çeşitli bilimsel çalışmalar da yapılmıştır. Bu makalede; Bahtiyar Vahabzade’nin “İki Korku” adlı şiiriyle birlikte Türk dünyası edebiyatındaki mensur metinlerde edebî olarak dile getirilenler, Orlando Figes’in Karanlıkta Fısıldaşanlar Stalin Rusya’sında Özel Yaşam adlı eserindeki gerçek hayattan derlenmiş anılar ve değerlendirmelerle birlikte ele alınmıştır. Ayrıca yeri geldikçe Aleksander Soljenitsin’in Gulag Takım Adaları, Vasili Grossman’ın Her Şey Geçip Gider, Arthur Koestler’in Gün Ortasında Karanlık, Svetlana Aleksiyeviç’in Kadın Yok Savaşın Yüzünde ve Eugenia Gınzburg’un Anafora Doğru ve Anaforun İçinde adlı eserlerinden yapılan alıntı ve değerlendirmeler de çalışmaya dâhil edilmiştir. Böylelikle Repressiya’nın ortaya çıkardığı ölümcül şartlardan mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başaran dönemin tanığı olanların neredeyse epik bir tarzda kaleme aldıkları öz yaşam öyküleri, bu öykülerin edebiyata yansımış hâlleri ve bilimsel kaynaklar bir arada değerlendirilmiştir.
Abstract
During the reign of Stalin tyranny millions of people have been detained on charges of anti-government propaganda in the literature, and hundreds of thousands of people have been shot or sent to work camps immediately before World War II. The effect of the fear created by the state lasted for decades, and people lived in fear of being arrested or shot at any moment. Even after many years of fear, it has been a source of literature, and the practices of the period have been written in many different ways. They are not only literary works but also historical documents. However, various scientific studies have been carried out in order to reveal the realities of time. In this article, the poems of Bahtiyar Vahabzade, which are mentioned in Turkish world literature as prose-type texts, are discussed with the memories and evaluations compiled from “Karanlıkta Fısıldaşanlar Stalin Rusyasında Özel Yaşam” of Orlando Figes. In addition, “Gulag Takım Adaları” of Aleksander Soljenitsin, Vasili Grossman's “Her Şey Geçip Gider”, “Gün Ortasında Karanlık” of Arthur Koestler, Svetlana Alekseviç's “Kadın Yok Savaşın Yüzünde” and Eugenia Ginzburg's “Anafora Doğru ve Anaforun İçinde” books were included in the study. In this way, the autobiographical stories of those who were witnesses of the period, who miraculously survived from the deadly conditions revealed by Repressiya, reflected in the literature of these stories and scientific sources, were evaluated together.