Dergiler / Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi / 2020 / Cilt: 0 - Sayı: 49

TAYGA AVCILARI, BALIKÇILARI VE TOPLAYICILARININ DESTANLARINDA SÜT-BEYAZ ATLAR

Milk-White Horses in the Epics of Taiga Hunters, Fishermen and Gatherers

Sayfa
223–236
DOI
—

Özet

Yazara göre, Sibirya kültürünün, bu kültürün araştırmacılarına sunduğu çok sayıdaki gizemlerin en ilginçlerinden bir tanesi, altın saraylardayaşayan, sayısız hayvan sürülerine ve çok fazla insana sahip olan bozkırsavaşçılarıyla ilgili olarak anlattıkları muazzam destanları, tayga avcıları,balıkçıları ve bitki toplayıcılarının oluşturma şeklidir.Saha çalışmaları ve tayga Şor halkının düzinelerce destanlarının analizi temelinde, yazar, atların renklerinin sınıflandırılmasının yollarını tarifetmektedir. Şor dilinde atların tüy renginin belirlenmesine hizmet edenkelimelerin Baçat Teleütleri ve bozkırda yaşayan göçebe oymaklarındaatların tüy rengini belirleyen kelimeler ile benzer olduklarını tespit etmektedir.Destani ve etnoğrafik dünya görüşünün kıyaslandığı ve bu iki dünyagörüşünün arasında var olan çelişkilere bakıldığında yazar, Şor dilininatçılık ve hayvancılık terminolojisinin araştırılmasına önem vermekte,destanların gerçekliği ve bu destanların yazıya geçirildikleri etnoğrafikdönem arasındaki bin yıllık zaman aralığını vurgulamaktadır.

Abstract

One of the most interesting of the numerous riddles that Siberian native cultures present for researchers is according to the author, the way in which Taiga hunters, fisherman and wild plant gatherers created their magnificent epics, describing warriors of the steppe, who lived in golden palaces and owned great numbers of people and countless herds of sheep and cattle. On the basis of field data and analysis of dozens of epic narratives of the Taiga Shor people, the author describes the types of horses, coats and their lay classifications. He finds that the Shor language provides as many terms for horse coat color designation as the Teleuts of Bachat and other descendants of the steppe nomadic cattle herders might give. Pondering upon the considerable contradictions between the epic and ethnographic worldviews, the author highlights the importance of the Shor horse breeding and cattle raising terminology research, underscoring a thousand year gap between the epic reality and the ethnographic period when these epic narratives were put down in writing