Dergiler / Türk Dünyası Araştırmaları / 2013 / Cilt: 103 - Sayı: 204
Osmanlılarda konargöçer-yerleşik münasebetleri üzerine bir değerlendirme
- Sayfa
- 201–214
- DOI
- —
Özet
Konargöçerlerle yerleşikler arasındaki ilişkiler bütün göçebe toplumlarda daima üzerinde durulması gereken bir konu olmuştur. Bu makalede konargöçer-yerleşik ilişkileri incelenirken, konargöçer (aşiret) ve köylü kavramları üzerinde durularak her iki unsurun birbirleri hakkındaki kanaatleri ele alınacaktır. Atlı göçebe kültürüne sahip olan Türklerin tarihi süreçte konargöçerliği (Yörüklüğü) yerleşikliğe tercih ettikleri ve bunu bir erdem olarak gördükleri halde, Osmanlı Devletinin aşiretleri iskân etmeye başlamasıyla birlikte bu anlayışın yerleşikler lehine döndüğü ve konargöçerlerin her fırsatta bir suçlu gibi görülmeye başlandığı söylenebilir. Böylece Anadolunun değişik bölgelerindeki yerleşik halk kendi çevrelerinde bulunan göçebelere karşı yabancılaşırken, tersine konargöçerler de köylülerin yerleşik hayata geçerek kültür değerlerini kaybettiklerini iddia etmişlerdir. Bu kavram tartışmaları ışığında Osmanlı Devleti sınırları dâhilinde yaşayan konargöçer unsurların yerleşik halkla özellikle de ziraatla uğraşan köylülerle olan ilişkilerine değinilecektir. Zira Osmanlı Devletinde aşireköylü sürtüşmeleri hemen her devirde sorun olmuş ve bu bağlamda devleti de bir hayli uğraştırmıştır. Konargöçer aşiretler kalabalık sürülere sahip olduklarından yaylak-kışlak arasındaki göçleri esnasında köylülerin ekinlerine ister istemez zarar veriyorlardı. Kışlak ile yaylak arasındaki yolların darlığı konargöçerleri zor durumda bırakıyordu. Bazen de aşiretlere mensup eşkıyanın yerleşiklere ve yolculara yönelik kanunsuz hareketlerde bulundukları görülmektedir. Bunun yanı sıra aşiretlerin kışlak-yaylak arasındaki göçleri ile ilgili olarak Bahar-gâh ve Güzlek kavramlarına da açıklık getirilmeye çalışılacaktır.
Abstract
Relationships between nomadic and sedentary people have always become a emphasized subject. In this study, relationships between nomadic and sedentary people are examined and nomadic and peasant concepts are discussed together. Before the Ottoman Empire, Nomadic Turks who had horseback culture preferred nomadic life in stead of sedentary life because of the horseback culture had been seeing as a virtue in their culture. In the Ottoman Empire, nomadic tribes settled by the State in the some parts of the Anatolia and the concept about horseback culture have been changed dramatically in favor of sedentary people. After the processes, the tribes who had nomadic culture was scorned by sedentary people and then friction started between nomadic and sedentary people. They accused to each other about culture and degeneration of cultural values. In this study, under the discussion of these concepts the relationships between nomadic and sedentary people in the Ottoman Empire are examined. The friction between tribes and peasant became a problem along the Ottoman Empire and the state wasted valuable time and effort for the solution of the problem. Nomadic people with animal herds move to summer pasture in spring and they come back to winter quarters in fall. During this periodic movement animal herds give considerable harm on agricultural areas of the villagers because of narrow paths. Sometimes tribal bandits had outrageous behavior for caravans and villagers. In addition to the terms of Bahar-gâh and Güzlek are explained the related of the movement of the tribes between Yaylak (summer pasture) and Kışlak (winter quarters).