Dergiler / Türk Anestezi ve Reanimasyon Dergisi / 2007 / Cilt: 35 - Sayı: 2

Dağıtıcı adalet açısından yoğun bakım ünitesine hasta kabul ve taburcu kararları

Patient admission and discharge decisions for intensive care unit in the view of distributive justice

Sayfa
102–110
DOI
—

Özet

Amaç: Çalışmamızın amacı yoğun bakım çalışanlarının hasta kabul ve taburcu kararları hakkında bilgi edinmek ve bu kararları dağıtıcı adalet açısından değerlendirmektir.Gereç ve Yöntem: XII. Ulusal Yoğun Bakım Kongresi katılımcılarıyla yürütülen çalışmaya 91 yoğun bakım çalışanı katılmıştır. Katılımcıların kişisel ve profesyonel özellikleri ile hasta kabul/taburcu kararları arasındaki ilişki ki-kare analizi ile değerlendirilmiştir.Bulgular: Ortalama 5 yıllık yoğun bakım deneyimi bulunan yoğun bakım çalışanlarının önemli kısmı (% 80.2) triyaj deneyimine de sahiptir. Katılımcıların yarıdan fazlası (% 61.4) solunum desteğini ret ile ilgili yaşayan dileği bulunan hastayı ve yaklaşık yarısı (% 49.4) kalıcı bitkisel hayattaki hastayı yoğun bakıma kabul etmektedir ve bazı kabul kararlarında dini ve siyasi görüşlerin etkili olduğu gözlenmiştir. Hasta kabul/taburcu kararlarında genel olarak dağıtıcı adalet, dolayısıyla orantılılık ilkesi gereklerinin dışında yalnızca tıbbi yararı gözeten katılımcıların çoğu (% 75.3) kararlarına dayanak oluşturacak ulusal politikalara gereksinim duymaktadır.Sonuç: Bu sonuçlar yoğun bakım çalışanlarının kaynakları adil paylaştırma ödevini yerine getirmede başarılı olduklarını söylemeyi güçleştirmektedir. Çünkü katılımcılarımızın boşuna tedavi ölçütleri gibi orantılılık ilkesinin gerekleri dışında kararlar aldıkları; hastanın beklenen yaşam kalitesi ve hasta tercihlerini görmezden geldikleri gözlenmiştir. Yoğun bakım çalışanlarına yönelik triyaj eğitimini de içeren etik eğitimi ile ortadan kalkabileceğine inandığımız adalete ilişkin etik sorunlar için ulusal politikaların hazırlanması da yararlı olacaktır.

Abstract

Aim: We aimed to gain information about intensive care practitioners' patient admission and discharge decisions and to evaluate them in view of distributive justice.Materials and Methods: The study was carried out at 12'th National Intensive Care Congress and 91 intensive care practitioner's participated the study. The statistical differences between participants' characteristics and their decisions were evaluated by chi-square analysis.Results: The average intensive care unit experience for participants was 5 years with 80.2 % triage experience. More than half of the participants (61.4 %) admitted a patient with a living will stating that the patient refuses artificial ventilator support. Approximately half of them (49.4 %) admitted a patient in persistent vegetative state. In some of the admission decisions there were an effect of religious values and political views. Most of the participants, who were generally, omitted the principles of distributive justice and proportionality and evaluated only medical benefit in patient admission and discharge decisions, were needed national policies which were justifying their decisions.Conclusion: The results presented here are not conclusive enough to say that the intensive care practitioners are highly successful to abide by the duty of justice. Because in admission and discharge decisions the practitioners were not within the principle of proportionality; omitting the patients' expected quality of life and preferences. Thus it should be planned to train intensive care practitioners about ethics and triage, in addition national policies should be created.