Dergiler / Tüberküloz ve Toraks / 2005 / Cilt: 53 - Sayı: 3
Linyit madeni işçilerinde toz maruziyet düzeyleri ve pnömokonyoz sıklığı
- Dergi
- Tüberküloz ve Toraks
- Sayfa
- 268–274
- DOI
- —
Özet
Türkiye’deki linyit kömür işletmelerinde işyeri ortamının çalışan sağlığına etkisi iyi bilinmemektedir. Bu çalışmada linyit madenlerinde çalışanlarda kömür işçisi pnömokonyozu sıklığı ve işe ait etmenlerin etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışma 2001-2003 yılları arasında gerçekleştirildi. Maden çıkarma ve destek birimlerinde çalışanların tamamının araştırmaya katılması hedeflendi. Çalışanlara, demografik özellikler ve iş öykülerini saptamak için standart bir anket yüzyüze görüşme yöntemiyle uygulandı. Akciğer filmleri göğüs hastalıkları uzmanı olan bir A okuyucu tarafından ILO 1980 standartlarına göre değerlendirildi. Pnömokonyoz ile uyumlu radyolojik bulguların bolluğunun 1/0 ve üzerinde olması“kuşkulu” pnömokonyoz, akciğer dokusundaki bozulma ve/veya büyük dansite varlığı komplike kömür işçisi pnömokonyozu olarak kabul edildi. İşyeri ortamı toz konsantrasyonları periyodik toz ölçüm sonuçlarına göre değerlendirildi. 2464 olgunun 333 (%13.5)’ ünde pnömokonyozla uyumlu değişiklikler saptandı. Toplam 25 adet komplike kömür işçisi pnömokonyozu olduğu belirlendi. Çalışma yılı arttıkça pnömokonyoz görülme sıklığının arttığı (p= 0.019), çalışma süresinin pnömokonyoz gelişme olasılığını arttırdığı görüldü. Saptadığımız pnömokonyoz prevalansı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi gelişmiş ülkelerde etkin toz kontrol önlemlerinden önceki dönemdeki prevalans değerleri ile kıyaslanabilir düzeydedir. Sonuçlarımız çalışma ortamında pnömokonyoz gelişimine yol açabilecek düzeyde toz maruziyeti oluştuğunu, toz izlem yöntemlerinin yeniden düzenlenmesinin yararlı olacağına işaret etmektedir.
Abstract
The effects of working conditions on health in lignite mines in Turkey have not been studied comprehensively. The aim of this study was to determine the prevalence of coal miner pneumoconiosis among lignite miners and to evaluate the effects of working conditions. The study was carried out between 2001 and 2003. All workers in the lignite mine and maintenance workers were consisted in the study. A face to face questionnaire was used to obtain demographics and work life variables. Posterior-anterior chest radiograms were evaluated by an A reader chest physician, according to ILO 1980 standard guidelines. Profusion of densities related with pneumoconiosis as 1/0 and above regarded as the “suspected pneumoconiosis”. Parenchyma degeneration and/or massive opacities have been accepted as complicated silicosis. Dust concentrations in the work environment obtained from the periodical examinations. Two thousand four hundred and sixty-four X-ray were evaluated and 333 (13.5%) pneumoconiosis compatible changes were found. Among the pneumoconiosis cases, 25 (7.5%) were assigned as complicated silicosis. There was significant and positive association between worked years and pneumoconiosis prevalence (p= 0.019). Our findings indicated that pneumoconiosis prevalence among lignite miners in Turkey comparableto the USA prevalence prior to implementation of effective dust control programmes. It has been suggested that dustexposure in the work environment were high enough to developed pneumoconiosis in lignite mines. Dust control systemsand measures should be re-evaluated.