Dergiler / TÜBA-KED Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 23
MİMARLIK-SANAT BİRLİKTELİĞİ VE BİR KADIN SANATÇI: SÜHENDAN ULUĞ
- Sayfa
- 77–97
- DOI
- —
Özet
İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşananlar sanat ve mimarlık alanını etkilemiş, dönemin anlayışına uygun olarak modern yapı inşası artmıştır. Ancak hızlı üretim nedeniyle kısmen sıradanlaşmaya başlayan modern mimarlık ürünleri eleştiri almaya başlayınca mimarlık ve sanat birlikteliği özgün bir çözüm olarak sunulmuştur. Birçok ülkede olduğu gibi 1950 sonrasında Türkiye’de mimarlık pratiğinde bu birlikteliğin izleri görülür. Bu durum sanatçılar ve kültür politikaları ile ilgili olup devlet tarafından desteklenmeyen sanatçılar dışarıya açılarak mimarlarla çeşitli işbirlikleri oluşturmaya başlamış ve 1950-1980’ler arasında mimarlık ve sanat birlikteliğini yansıtan pek çok ürün ortaya çıkmıştır. Bu dönemde erkek sanatçıların yanı sıra etkin olan kadın sanatçıların bir kısmı literatürde fazla yer bulamamışlardır. 1980 sonrası Türkiye’deki sanat ortamında sanatçıların ifade ve sunum açısından yeni olanaklara kavuşmasıyla mimarlık ve sanat birlikteliği iyice azalmaya başlamıştır. Yine de 1980’den günümüze kadar olan süreçte sınırlı da olsa -kimi 1960’lardan itibaren bu alanda zaten faal olan- kadın sanatçıların üretmeye devam ettikleri görülür. 1980’de İstanbul Tatbiki Devlet Güzel Sanatlar Yüksek Okulu, Seramik ve Heykel bölümünden mezun olan Sühendan Uluğ, bu birliktelik alanına özgün eserleriyle katkıda bulunmuş bir sanatçıdır. Çeşitli yapılarda farklı aktörlerle işbirliği yaparak seramik ve mozaik özgün panolar tasarlayan Uluğ, değişik ölçeklerdeki ürün tasarımları ve resimleriyle sanat hayatını sürdürmüştür. Ancak İstanbul’da devam eden rant odaklı kentsel dönüşüm faaliyetlerinde yasal mevzuattaki eksiklikler ve eser sahiplerinin haklarını gözetememeleri gibi nedenlerle bu birlikteliğin örnekleri hızla yok olmaktadır. Sühendan Uluğ’un panoları da bu durumdan etkilenmiştir. Bu yazıyla literatürde yer almayan bir kadın sanatçının tanıtılmasına; ayrıca benzer birlikteliklerin ve sanat eserlerinin değerlerinin anlaşılması ve korunabilmeleri için neler yapılabileceğinin ele alınmasına çalışılmıştır
Abstract
Postwar conditions effected the fields of art and architecture, the construction of modernist buildings that fits with the spirit of the era had accelerated. However modernist architectural products that started to become partially standard due to the rapid production process started to be criticized and the integration of art and architecture was introduced as an original solution. After 1950, the reflections of the integration in the architectural practice were seen in Turkey as other countries. This was related with cultural politics, the artists who were not sponsored by the government started to collaborate with architects and many examples that show the integration popped up between 1950s and 1980s. In this period, in addition to male artists, female artists were active but they were not emphasized. The integration started to lose its impact in 1980s because of the fact that the artists had started to have different opportunities due to the expression and presentation. Also, some of the female artists -some of whom had been active since 1960s- continued to practice since 1980s in a limited way. Sühendan Uluğ who had graduated from Istanbul State School of Applied Fine Arts in 1980 is one of the artists who had contributed to the integration through her unique works. Uluğ who had designed unique ceramic, mosaic wall panels for many buildings through a collaboration with different actors had practiced with her product designs in different scales and paintings. However the showcases of the integration are being vanished in Istanbul, as a result of severe urban transformation process and conservation problems. Uluğ’s panels had been also effected by this process. Through this study, it is aimed to introduce the artist that had not been emphasized yet and highlight the importance of the integration and similar showcases, the possible scenarios for conservation.