Dergiler / Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi / 2004 / Cilt: 12 - Sayı: 3
Kalp transplantasyonunda kullanılan cerrahi tekniklerin analizi
- Sayfa
- 151–155
- DOI
- —
Özet
Amaç: Günümüzde son dönem kalp yetersizliğinin tedavisinde en etkili tedavi yöntemi kalp transplantasyonudur. "Biatrial cuff" tekniğinin geliştirilhıesinden bu yana postoperatif fizyolojik ve klinik parametreleri olumlu yönde değiştirmek amacıyla bikaval teknik gibi alternatif yöntemler oluşturulmuştur. Bu çalışmanın amacı kliniğimizde her iki teknikle gerçekleştirilen kalp transplantasyonlarının erken postoperatif dönemdeki sonuçlarını değerlendirmektir. Materyal ve Metod: Kliniğimizde, Mayıs 1998 - Temmuz 2002 tarihleri arasında ilk 8'i biatriyal standart teknik ile ve son 11 'i bikaval teknikle olmak üzere 19 ortotopik kalp transplantasyonu gerçekleştirildi. Hastaların 18'i (%94.7) erkek ve biri (%6.3) kadın ve yaş ortalaması 40 ± llyıl idi. Etiyoloji 14 hastada dilate kardiyomiyopati ve beş hastada iskemik kardiyomiyopati idi. Hastaların altısı'daha önce majör kalp ameliyatı geçirmişlerdi. Üç hasta daha önce koroner bypass, bir hasta Batista prosedürü ve bir hasta kardiyomiyoplasti ameliyatı geçirmişlerdi. Bir hastaya da kalp nakline köprüleme amaçlı sol ventriküle destek aleti (DeBakey axial flow pump) takılı idi. Ortalama kardiyopulmoner bypass ve kros klemp süreleri sırasıyla standart grupta 130 ± 39 ve 64 ± 7 dakika, bikaval grupta 123 ± 28 ve 67 + 10 dakika idi. Tüm hastalar ortalama 18.2 ± 16 ay (2-52 ay) takip edildi. Bulgular: Standart grupta iki hastada geçici kalp pili gereksinimi ve yine iki hastada tedavi gerektiren atriyal ve ventriküler ekstrasistoller saptanmışken, bikaval grupta kalp pili gereksinimi ve tedavi gerektiren aritmi görülmedi. Erken dönemde standart grupta bir hasta sağ ventrikül yetmezliği ve bir hastada akut rejeksiyon ile kaybedildi. Bikaval grupta ise erken dönemde bir hasta multiorgan yetmezliği nedeniyle kaybedildi. Hastaların ekokardiyografik değerlendirmelerinde standart grupta bir hastada 2° , bir hastada 1° ve üç hastada minimal triküspid yetmezliği saptandı. Bikaval grupta ise yalnızca iki hastada minimal triküspid yetmezliği mevcuttu. Sonuç: Kalp nakli yapılan hastalarda erken dönemde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri sağ ventrikül yetmezliğidir. Bikaval anastomoz tekniği ile yaptığımız kalp nakli hastalarımızda sağ taraf hemodinamisi daha iyi korundu. Bu hastalarda ritim daha erken sürede normale döndü ve triküspid yetmezliği daha az gözlendi. Gözlenen bu faydalan nedeniyle bikaval teknik kliniğimizde kalp transplantasyonunda ilk tercih edilen teknik haline geldi.
Abstract
Background: Most effective treatment of end stage heart failure is cardiac transplantation. Standard biatrial cuff technique is the most widely used method for heart transplantation but alternative techniques such as bicaval anastomosis have been proposed in order to improve postoperative physiologic and clinical parameters. This study aims to evaluate early postoperative outcomes of patients recieving cardiac transplantation with both standart and bicaval anasthomosis techniques. Methods: Between May 1998 and July 2002 19 patients had cardiac transplantation in our clinic, first eight patients with biatrial cuff (standard) technique and last 11 patients with bicaval technique. Eighteen patients (%94.7) were male and one patient (%6.3) was female and their mean age was 40 ± 11 years. Fourteen patients had dilated and five had ischemic cardiomyopathy. Six patients had major cardiac operation previously. Three had coronary bypass operation, one had Batista procedure, one had cardiomyoplasty and one had left ventricular assist device (DeBakey axial flow pump) inserted for bridging to cardiac transplantation. Mean cardiopulmonary bypass and mean cros clamp times were 130 + 39 and 64 + 7 minutes for standard group and 123 ± 28 and 67 ± 10 minutes for bicaval group, respectively. All patients were'followed for a mean period of 18.2 + 16 months (ranged 2 to 52 months). Results: Two patients among standart group needed transient pace maker stimulation. Two other patients in the same group had atrial and ventricular arythmias requiring medical interventions. None of the patients had arythmias or required pace maker stimulation in the bicaval group. Early mortality occurred in two patients in standard group, one with right heart failure and the other with acute rejection. One patient was lost in the bicaval group in the early postoperative period due to multi organ failure. Echocardiographic controls in the early postoperative period revealed 2° bicuspid insufficiency in one patient, 1° tricuspid insufficiency in one patient, and minimal bicuspid insufficiency in three patient all in the standard group. Only two patients had minimal tricuspit insufficiency in the bicaval group. Conclusions: To avoid right ventricular insufficiency and subsequent problems observed early after transplantation we use bicaval anasthomosis technique for cardiac transplantation. We observing that right sided hemodynamic variables were better preserved, cardiac rhythm recovered earlier and due to better preservation of right atrial morphology Jricuspid insufficiency was rare when compared with standard anastomosis. Due to its observed benefits bicaval technique has became the technique of choice for cardiac transplantation in our clinic.