Dergiler / Turkish Journal of Earth Sciences / 2001 / Cilt: 10 - Sayı: 1

Stratigraphy, geochemistry and depositional environment of the celestine-bearing gypsiferous formations of the Tertiary Ulaş-Sivas Basin, East-Central Anatolia (Turkey)

Sayfa
35–49
DOI
—

Abstract

Doğu-Orta Anadolu bölgesinde yeralan Tersiyer yaşlı Sivas-Ulaş evaporit havzasında yaygın olarak sölestin içeren evaporit oluşumları bulunmaktadır. Bunlar başlıca üç zona ayrılabilir. Birincisi Geç Eosen yaşlı ve laminalı bir karakter sergileyen jipslerdir. Bu tip jipsler Eosen sonundaki regresyona bağlı olarak oluşan sığ karakterli iç lagünlerde mineralleşmişlerdir. Bunları üzerleyen ikinci jips zonu ise Oligosen yaşlıdır ve başlıca iki tip fasiyes sergilemektedir. Bunlar kalın ve masif karakterli jips fasiyesi ile kumtaşı ara tabakalı nodüler jips fasiyesidir. Oligosen'in birinci tip fasiyesi sığ sahil sabkhalarında, ikinci tip fasiyesi ise menderesli akarsuların terkedilmiş kanalları içerisinde oluşmuşlardır. Havzadaki üçüncü ve son evaporit zonu ise Erken Miyosen yaşlı masif ve tabakalı jipslerdir. Bunların tabakalı olanları fosilli kireçtaşları ve kumtaşları ile yer yer ara tabakalıdırlar. Bölgedeki bu en genç evaporit mineralleşmesi, Sivas Tersiyer havzasının Üst Miyosen başında güneyden gelen sınırlı bir denizel transgresyonun ürünüdür. Bu üç evaporit zonundaki sölestin mineralleşmeleri ise Sivas-Ulaş Tersiyer baseninde oldukça yaygındır. Sölestinler havzada en üst Eosen yaşlı kireçtaşları ve jipsler içerisinde çatlak-karstik boşluklarda dolgu türü tarzında, Oligosen'in flüvyal kumtaşı ve kiltaşları ile masif jipsleri içerisinde yumrular şeklindedir. Üst Miyosen'in masif jipsleri içerisinde ise büyük boyutlu mercekler biçiminde yeralırlar. Sölestinlerde yapılan arazi, elektron mikroskobu (SEM), cevher mikroskobisi, elektron mikroprob, sıvı kapanım, iz element (XRF) ile $18_O/16_O$, $^{34}S/^{32}S$ ve $^{87}Sr/^{86}Sr$ izotop çalışmaları sedimanter-sinjenetik kökenli bir mineralleşmeyi desteklememektedir. Buna karşılık yüksek sıcaklık koşullarının etkili olduğu epijenetik ve/veya geç diyajenetik oluşum şeklini işaretlemektedir.