Dergiler / Toplum ve Bilim / 2010 / Cilt: 0 - Sayı: 117

'Gündelik yaşam' popülizminin eleştirisi

Critique of 'Everyday life' populism

Sayfa
75–85
DOI
—

Özet

Özet: Yazıda özellikle postmodern ideologların 'üst-anlatılar' olarak takdim ederek temelde tutucu, giderek gerici eleştiriler yöneltmeleriyle daha da yaygınlık kazanan ve bir tür popülizm olarak düşünülebilecek düşünce karşısında kesin bir eleştirel tavır alınmaktadır. Bir tarzı olduğu dahi söylenemeyecek ve çok geniş bir tayfa yayılan bu omurgasız ve tembel düşünce aslında her tür sistematik düşünce ve yansıtımın bereketli toprağı olan 'gündelik' yaşamın dili ve düşüncesindeki amorfluk ile kayganlığı hemen tapıncağa çevirmeye yatkın bir sorumsuzluk içine düşer. Görünüşte, günlerin köpüğündeki sahte gerçekliğin 'apaçıklığı'na sığınmak, gereken uzaklığa çekilerek yoğun bağımsız ve özgür düşünceyle o gerçekliğe eleştirel bakan yurttaş olmanın görece zor yolunu seçmek yerine tüketici olmayı kurnazca tercih edenlerin girdiği kolay ve ucuz yoldur. Oysa söz konusu 'gündelik' bugün büyük oranda o gerçekliğin sürmesinde çıkarı olan egemen güçler tarafından 'imal' edilmekte ve yönlendirilmektedir. Bu durumda da 'mesafeli' ve sistematik düşünce ve yansıtım tarzlarına burun kıvıran 'gündelik' tapıncakcılığını seçen tüketici bireylerdeki düşünce egemen güçlerin hizmetinde bir soytarılık içine düşmekte hiç gecikmez.

Abstract

The article takes a stand against a populistic tendency which gained particular currency with the essentially conservative criticism by postmodernist ideologues of the so-called 'meta-narratives.' This boneless and lazy tendency of thought takes a wide variety of forms which often boil down to an irresponsible fetishization of 'everydayness' - its spontaneity, the amorphousness of its thinking processes, and its continually evolving yet slippery language. Since it is so easy to seek refuge in the false, even fake obviousness of the apparent reality without the rigour of independent thought and reflection resulting from necessary 'distancing' from 'everyday' reality, especially in an age when it is manufactured, such fetishization quickly degenerates into a clownish-slavish submission of consuming individuals to the ruling powers shaping that reality to a large extent.