Dergiler / Savunma Bilimleri Dergisi / 2017 / Cilt: 16 - Sayı: 1
Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Almanya’nın Balkanlar’a Etkisi
- Sayfa
- 33–56
- DOI
- —
Özet
Berlin Duvarının yıkılmasının ardından birleşen Almanya, SSCB’nin dağılarak etkinliğini yitirmesi ve Yugoslavya’nın yaşadığı ekonomik ve siyasi istikrarsızlık sonucunda, yıllarca doğu-batı bloku sınırında bulunan konumunun da getirdiği güvenlik kaygısıyla Balkanlar’da müdahaleci eylemlerde bulunmuş, Hırvatistan ve Slovenya’nın tanınması sürecinde de Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasından ayrık hareket etmiştir. Bunun neticesinde Almanya’nın, Federal Almanya zamanında benimsediği şeffaflık ve uluslararası işbirliği yanlısı ‘Zivilmacht’ siyasetinden, dünya savaşları öncesinde uyguladığı güç politikası ‘Machtpolitik’e dönüş mü yaptığı sorusu doğmuştur. Bu çalışma Soğuk Savaş sonrasında Almanya’nın Balkanlar’daki eylemlerini ve Balkan politikasının niteliğini, yukarıda belirtilen çerçevede analiz etmeyi amaçlamıştır. Bosna-Hersek ve Kosova savaşlarında üyesi olduğu NATO ve AB ile eşgüdümlü hareket eden Almanya, bu süreçte uygulamış olduğu eylemleri gerek iç hukukuna gerekse de uluslararası hukuka uygun şekilde yürütmüştür. Her iki savaşta da son çare olarak askeri güç kullanımını desteklemiş, hatta Bosna Savaşı’nda yeterli askerî destek sağlamadığından ötürü ABD ve Batı Avrupa devletleri tarafından eleştirilmiştir. Almanya temelinde ticaret, güvenlik ve istikrar oluşturma kaygısı yatan politikalarını yürütürken Hırvatistan-Slovenya’nın erken tanınmasından gerekli dersleri çıkarmış, sonraki süreçte attığı adımların BM, NATO ve AB’yle uyumlu olmasına gayret göstermiştir. Hatta Balkan coğrafyasında etkinliğini NATO ve AB şemsiyesinde yürütmüş, bölge ülkelerinin gerekli şartları sağlamak suretiyle bu iki örgüte katılımlarını desteklemiştir. Bu bulgular ışığında Almanya’nın birleşme sonrasında ‘güç politikası’na uygun eylemlerle Balkanlar’da etkinlik kurmaya çalıştığı, ancak devam eden süreçte bu eylemlerin olumsuz neticelerinden ders çıkartıp Bosna-Hersek ve Kosova krizlerinde daha ‘iş birlikçi’ ve ‘istikrarcı’ anlayışla davranıp ‘Zivilmacht’ politikasına uygun hareket ettiği görülmüştür.
Abstract
Germany, re-united after the fall of Berlin Wall, acted in interfering way towards the Balkans after the collapse and losing dominance of USSR in the region and political and economical instability in Yugoslavia, with the fear of security caused by the critical location on the border of western and eastern bloc in many years; and it also acted separately from European Security and Defence Politics during the recognition of Crotia and Slovenia. Consequently, the question appeared if Germany returned to its world wars power policy ‘Machtpolitik’ from ‘Zivilmacht’ which is more transparent and cooperative and adopted in German Federal Republic era. This study aims to analyze the acts and the policy of Germany after the Cold War in Balkans, within the frame mentioned above. Germany acted in coordination with EU and NATO in BIH and Kosovo War. It also made its acts appropriate for both internal and international laws. In these Wars, Germany supported the idea of force entry as the last precaution; it was criticized with the lack of its military support in Bosnia War by USA and West Europe countries as well. While conducting its policies with will of trade, security and maintaining stabilization, Germany took lesson from early recognition of Crotia- Slovenia and cared for its all steps appropriate to UN, NATO and EU in following process. It conducted its Balkan policy under the cover of NATO and EU as well, and supported the idea of this region’s countries’ participation to these two organizations by means of fulfilling all requirements. In the light of these evidences, it is understood that Germany tried to be effective in Balkans with aggressive acts applying the ‘power policy’ after the re-unification and then took lessons from the negative consequences of these acts and behaved more cooperative with the perception of stabilization in its acts in concern with ‘Zivilmacht’.