Dergiler / Savunma Bilimleri Dergisi / 2017 / Cilt: 16 - Sayı: 1
Suriyeli Mültecilerin Türkiye’deki Algıları
- Sayfa
- 115–136
- DOI
- —
Özet
2010 yılında başlayan Arap Baharı, Ortadoğu bölgesinde birçok ülkeyi doğrudan veya dolaylı etkilemiştir. Bölgede meydana gelen rejim karşıtı gösteriler Mart 2011 tarihinde Suriye’de de başlamıştır. Bu tarih itibariyle göstericilere karşı Suriye rejiminin sert tutumu ve akabinde başlayan iç savaş, sivil halkın göç etmesine yol açmıştır. Suriye’deki iç savaşın şiddetine bağlı olarak milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye göç etmiştir. Nisan 2011 tarihinden itibaren Suriyeli mültecileri misafir eden Türkiye, Arap Baharı’ndan dolaylı biçimde etkilenmiştir. Türkiye “açık kapı” politikası çerçevesinde din, dil ve ırk ayrımı yapmadan sınırdan giriş yapan hiçbir Suriyeliyi geri göndermemiş ve kendilerine “geçici koruma statüsü” vermiştir. Bunun yanı sıra sınırdan giriş yapan mültecilerin kayıtları yapılmakta daha sonra kamplara yerleştirilmektedir. Ancak kampların kapasiteleri yetersiz kaldığından kamp dışında bulunan mültecilerin zor koşullarda hayatlarını sürdürmeleri, dilencilik yapmaları ve suça bulaşmaya eğilimli olduklarına dair toplumda oluşan ön yargı endişelere yol açmaktadır. Suriyeli mültecilerin farklı dil, kültür ve yaşam tarzına sahip olmaları Türk toplumu ile Suriyelilerin kaynaşmasını engellediği gibi toplumda karşılıklı olumsuz algıların oluşmasına yol açmaktadır. Bundan dolayı Suriyeli mültecilere yönelik toplumun dilinde olumsuz kanaatlerin dolaşımını sağlayan duyumlar ve damgalayıcı stereotipler kullanılmaktadır. Söylemsel dışlanma ise Suriyeli kimliği üzerinden kültürel dışlanma şeklinde vücut bulmaktadır. Buna karşın iktidar partililerin siyasi söylemleri din ve medeniyet eksenli olup Suriyeli mültecilerin algısını olumlamaktadır. Türkiye’deki siyasi söylemlerin olumlu algı oluşturacak yönde olması toplumda Suriyeli mültecilere karşı nefret içerikli söylemlerin önüne geçtiği gibi ayrımcılık, ırkçılık gibi ötekileştirmenin önüne de geçmektedir.
Abstract
Arab Spring, which started in 2010, affected directly or indirectly many countries in the Middle East region. Anti-regime demonstrations in the region started in Syria in March 2011. As of this date, the harsh stance of the Syrian regime against the demonstrators and the civil war that started in the wake of it led to the civilian population's migration. Due to the violence of civil war in Syria, millions of Syrians have migrated to Turkey. Having hosted Syrian refugees since April 2011, Turkey has been indirectly influenced by the Arab Spring since April 2011 because of the refugees who are lodged in the country. Turkey has not sent any Syrians back from the border without discrimination of religion, language and race within the framework of the "open door" policy and has given them a "temporary protection status”. Besides this, refugees entering from the border were recorded and then they are placed to the camps. However, there are limited capacity in the camps and some of the refugees live in difficult conditions and also some of them are panhandling to survive. Therefore, there are perceptions in the society like that they are delinquent peoples. Syrian refugees have different languages, cultures and lifestyles and that situation prevents the integration of Turkish and Syrians, and also leads to mutual negative perceptions in the society. Therefore, there are senses and stigmatizing stereotypes that lead to the circulation of negative opinions in the language of the society. Discoursive exclusion come into existence in the shape of cultural exclusion through the identity of the Syrian. On the other hand, the political discourses of the ruling party are based on religion and civilization, and they createa positive perception about Syrian refugees.As the political discourses in Turkey are going to form positive perceptions, hateful discourses against to the Syrian refugees, discriminations and racism can be prevented.