Dergiler / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2012 / Cilt: 29 - Sayı: 2

Bir Doğu Akdeniz liman kentinde kamusal mekanın değişen karakteri: Mersin Gümrük meydanı ndan Ulu çarşı ya

The changing character of public space in an Eastern Mediterranean port city: From Customs square to Grand bazaar in Mersin

Sayfa
181–203
DOI
—

Abstract

Bir fiziksel olgu olarak kamusal mekan , en genel anlamıyla toplumdaki herkesin kullanımına açık, bireysel etkileşimin en üst düzeyde olduğu açık alanları, parkları, sokakları ve meydanları kapsamaktadır. Bu alanlar içinde özellikle meydanlar, kentsel yaşamın mikro-kozmosu ve eylemlerin özgürce ifade bulduğu alanlardır. Genelde kamusal mekanlar, özelde ise meydanlar günlük etkinliklerin en ilgi çekici biçimde yer alabileceği alanlar olmuştur. Ancak, son dönemde dünyanın birçok bölgesinde ve kentinde toplumların, giderek kamusal mekanlardan uzaklaştıkları, güvenliğin, özel tüketimin, kişisel konforun ve özel yaşamın ön planda tutulduğu yeni alanlara yönelmiştir. Bunun sonucunda kamusal alan ve kamusal mekan, kentin toplumsal yapısı ve ilişkileri içinde giderek önemini kaybetmekte ve niteliksel olarak çökmeye başlamıştır. Bu çalışmada, Mersin Gümrük Meydanındaki dönüşüm merkeze alınarak, kamusal mekanın niteliksel özelliklerindeki değişim, kentsel gelişme ve sosyal süreçlerle ilişkisi çerçevesinde sorgulanmakta, kent planlama ve kentsel projelerin değişime etkisi irdelenmektedir. Burada amaç, Mersin Gümrük Meydanı örneğinden yola çıkarak Doğu Akdeniz liman kentlerindeki kamusal mekanın dönüşümüne yönelik karakteristik özellikleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın temel kabullerinden birisi, kamusal mekanın varlığının onun karakteri ile doğrudan ilişkili olduğu, karakterin ise mekanı yere dönüştüren etmenlerin üç boyutlu örgütlenmesi ile sağlanabildiğidir. Bu örgütlenme, mekanın benzersiz ve biricik bir varlık olarak toplumsal bellekte önemli bir yer edinmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla, mekanın karakter kazanması, o mekanın yerel düzeyde çevresindeki diğer fiziksel unsurlarla (binalar, yapı adaları, sokak örüntüsü vb.) tarihsel bir süreçte kurulmuş olan karşılıklı ilişkilere bağlıdır ve mekanı benzersiz hale getiren bu ilişkiler o mekanı evrensel düzeyde de tekil hale getirmektedir. Bu çerçevede, araştırmanın merkezinde yer alan Gümrük Meydanının karakterindeki dönüşüm, tarihsel bir süreçte Mersinin kentsel gelişme süreçleri ve Gümrük Meydanının çevresindeki binaların, yapı adalarının ve sokak örüntüsünün dönüşümü ile birlikte alınmış ve temel olarak iki dönemde incelenmiştir. İlki, Mersinin ondokuzuncu yüzyıl başında bir Doğu Akdeniz liman kenti olarak kuruluşundan itibaren geçen yaklaşık bir yüzyıllık dönem iken ikincisi yirminci yüzyılın ortalarından itibaren gelişen dönemdir. 1960lı yılların başında yeni limanın kurulması her iki dönemi birbirinden ayırmaktadır ki yeni liman Gümrük Meydanının dönüşümüne de doğrudan etki etmiştir. Mersin, Türkiyenin Akdeniz sahilinde ve ülkenin en verimli topraklarının bulunduğu antik dönemlerde Kilikya, günümüzde ise Çukurova olarak adlandırılan bölgede yer almaktadır. Kent, on dokuzuncu yüzyılın başında, diğer bir anlatımla, Osmanlı İmparatorluğunun modernleşme reformlarının ve buna bağlı olarak imparatorluğun dönemin sanayileşmiş ve gelişmiş ülkelere eklemlenmesi sürecinin yaşandığı dönemde bir sahil köyü olarak kurulmuştur. Diğer liman kentleri gibi bu dönemde Mersin, merkez ile çevre ülkeleri arasındaki ilişkinin bir ifadesi olarak Çukurova ve daha geniş olarak Anadoludaki tarımsal ürünlerin sanayileşmiş merkeze aktarıldığı bir düğüm noktası olmuştur. Öte yandan, gelişen uluslararası ilişkiler ve ticaret özellikle deniz ticareti, bankacılık, ithalat, ihracat ve sigortacılık- Mersinin bölge içinde hızla gelişmesini ve Doğu Akdenizde önemli liman kentleri arasında yer almasını sağlamıştır. Bu dönemde gelişen uluslararası ilişkiler, kentin biçimlenmesine ve kamusal mekan sisteminin oluşmasına etkide bulunmuştur. Yerel düzeyde ise Gümrük Meydanının karakterinin onu çevreleyen yapılarla, özellikle Gümrük Binası ve Gümrük İskelesi ile bağlantılı olduğu görülmektedir. Ayrıca dönemin tanıklarının anlatıları da Gümrük Meydanının kentin toplumsal belleğinde önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Diğer birçok Akdeniz liman kenti gibi Mersin de yirminci yüzyılda uluslararası ölçekte değişen ticaret ilişkilerinden etkilenmiştir. Daha önceki dönemde göreceli bir özerkliğe sahip liman kentleri, ticaretin odak noktalarından iken ulus devletlerin biçimlendiği yeni dönemde uluslararası ilişkiler ulus devletlerin başkentleri aracılığıyla kurulmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda liman kentleri uluslararası düzeyde önem kaybetmeye ve ulusal bir bağlamın parçası olmaya başlamışlardır. Bununla birlikte, gelişen ulaşım teknolojileri de yeni limanların yapılmasına neden olmuş ve birçok kentte kentten bağımsız kendi içinde kapalı liman alanları ortaya çıkmıştır. Uluslararası ilişkilerin ön planda olduğu dönemden ulusal kimliğin ve kültürün oluşturulmaya çalışıldığı döneme geçişte kamusal mekan sisteminde önemli değişiklikler gerçekleşmiştir. Bu değişim en açık biçimiyle, kentin kurulduğu ve uluslararası ilişkilerin ön planda olduğu dönemde kentin dışa açılan kapısı olarak nitelendirilebilecek Gümrük Meydanının karakterindeki dönüşümde gözlenebilmektedir. Gümrük Meydanı, giderek kent içindeki önemini kaybetmiş ve bir dizi müdahale sonucunda Ulu Çarşı adını almıştır. Mersinde 1960lı yılların başında inşa edilen yeni liman da bu sürecin bir ürünü olarak belirmiştir. Limanın yapımıyla birlikte Gümrük Binası ve Gümrük İskelesinin yıkımı sonucunda Gümrük Meydanı varlık nedenini kaybetmiştir. Doğu Akdenizde bir liman kentindeki kamusal mekanın dönüşümünü inceleyen bu çalışma göstermiştir ki kuşkusuz, başarılı bir kamusal mekanın oluşturulması için geçmişten günümüze alıp uygulayabileceğimiz hazır formüller bulunmamaktadır. Ancak bu mekanların tasarlanması ve biçimlendirilmesi sürecinin, mekanı benzersiz ve biricik bir hale getiren toplumsal ve mekansal ilişkileri, mekanın varlık nedenlerini ve toplumsal bellekte yer edinmesini sağlayan etmenleri göz önünde bulunduran bütüncül yaklaşımlarla yönlendirilmesi sağlanmalıdır.