Dergiler / Mülkiye Dergisi / 2022 / Cilt: 46 - Sayı: 2
Yurttaşlar Protesto Hakkını ve Yasaklarını Nasıl Değerlendiriyor? İstanbul’da Yurttaş Tavırları Üzerine Bir Anket Çalışmasının Söyledikleri
- Dergi
- Mülkiye Dergisi
- Sayfa
- 372–406
- DOI
- —
Özet
Türkiye’de çeşitli gruplar tarafından organize edilen birçok protesto gerçekleşmekte olsa da protestolar idareciler tarafından farklı yollarla engellenmeye çalışılmaktadır. Protesto ve protesto baskılanması konusundaki literatür, farklı baskı yöntemlerinin protestoları sönümleyebileceği gibi daha çok insanın protestolara katılmasını da sağlayabileceğini gösteriyor. Son dönemlerde yapılan çalışmalar, protestoların ve getirilen protesto engellerinin kamuoyu tarafından algılanma biçiminin söz konusu eylemlilik halinin hangi yöne doğru gideceğini belirlediğini vurguluyor. Bu makale, belirtilen vurgunun önemini göz önüne alarak 2020 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz, 1003 kişilik örneklemi olan bir anketin sonuçlarını paylaşmayı amaçlamakta ve kamuoyunun protesto hakkını, protestoları ve protestolar karşısındaki engellemeleri nasıl algıladığını anlamaya çalışmaktadır. Bu anlama çabasına eşlik eden sorular şöyle özetlenebilir: Protestoların kabul görmüş siyasi katılım yöntemleri olarak görülmediği Türkiye’de, protestoların bastırılması halk arasında bir tepkiye yol açıyor mu? Bu tepkiler farklı protestolar için benzer mi yoksa protestoların içeriğinin ve kimler tarafından organize edildiğinin bu tepkilerle bir bağlantısı var mı? Kimlik ve siyasi aidiyete göre bu tepkiler farklılaşıyor mu? Makale, bu soruları yanıtlayarak dünyada gelişmekte olan ve Türkiye’de gölgede kalan bir alana ampirik veri ile katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bulgularımız bugüne kadar olan çalışmaları destekler şekilde Türkiye’de bir siyasal katılım şekli olarak protestoların normalleşmediğini ve İstanbul’da yaşayan vatandaşların çoğunun protesto hakkının önemini kabul etmekle birlikte protestoların farklı sebeplerle kısıtlanmasını desteklediğini göstermektedir. Kamu otoritesinin protestoları kısıtlamak için kullandığı güvenlik, toplum sağlığı ve toplumsal hassasiyetler gibi gerekçeler halkın arasında bir karşılık bulmakta, protesto yasakları partiler-üstü bir şekilde kabul görmektedir. İstanbul halkının çoğunluğu protestolara karşı baskıda bir artış olduğu izlenimi taşımamakta ve protesto hakkının hayata geçirilmesi konusunda herhangi bir kaygı taşımamaktadır. Öte yandan farklı grupların konuya bakışları arasında belirli ayrımlar olduğunun altını çizmek gerekir. Öncelikle protestoları kimin düzenlediği ve protestoların ne hakkında olduğu ile baskıların nasıl görüldüğü arasında bir bağlantı vardır. Parti kimliğine ve aidiyetine bağlı farkları göz ardı etmek mümkün olmamakla birlikte Kürt meselesi ve Kürt kimliği ya da LGBT hakları söz konusu olduğunda halkın protesto yasaklarını daha kolay kabullenebildiği gözlemlenmektedir. Buna karşılık kadın hakları, çevre meseleleri ya da sosyoekonomik konuları merkeze alan protesto eylemlerine partiler üstü bir sempati duyulduğu söylenebilir.
Abstract
Protests in Turkey have faced increasing and varied forms of repression within the last decade. Existing literature on protest repression demonstrates that while repression can quell protest mobilization, it can also lead to more people joining in the protests. In explaining these dynamics, newer studies on the repression-dissent nexus have pointed to the importance of public opinion of protest repression. In this article, using an original survey we conducted in Istanbul during 2020 with a sample population of 1003 people, we explore how the public in Istanbul perceives protests, the right to protest, and repression of protests. In Turkey where protests are not widely accepted as conventional forms of political participation, do the repression of protests cause reactions among the public? Are these reactions similar for different protests, or does the issue or the organizers of the protests matter? Do these reactions vary among the public according to their political identification? Our results support existing findings on protest participation in Turkey and add new insights. First, in-line with existing research we see that protests as a form of political participation are not normalized in Turkey. While most citizens admit the importance of the right to protest, they also support its limitation for various reasons. The “emergency” justifications used by officials to limit the right to protest, such as public security and public health, as well as public sensibilities resonate with the public. Moreover, there is a great deal of cross-partisan acceptance and support when it comes to repression of protests via protest bans. Majority of Istanbul’s public does not seem to think that repression of protests has been increasing and in fact consider the protest rights to be in a “good state”. Yet we also encounter significant variations in public opinion. The issue/organizers of protests matter; the public accepts protest bans more readily when it comes to the Kurdish and LGBT issues with important partisan differences and is more lenient towards protests when they involve women’s rights, environmental issues or socio-economic problems in ways that cut across partisan divides. That is, for Istanbul’s public, not all protests are created equal. We believe that this might play a role in the differential treatment of protests by authorities.