Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2021 / Cilt: 17 - Sayı: 130

TARİHÎ KENT MERKEZLERİNDE YENİDEN CANLANDIRMANIN KÜLTÜREL BOYUTU

Cultural Dimension of Revitalization in Historical City Centers

Sayfa
84–95
DOI
—

Özet

Kentleşme, mekân olarak kentleri ve özne olarak bireyleri/toplumları etkileyen ve onlardan etkilenen bir süreçtir. Bu süreçte kentlerin konut alanları, ticari mekânları, açık ve kapalı kamusal mekânları değişikliğe uğ ramış, bu değişiklikten toplumların üretim ve tüketim biçimleri, yaşam tarzları ve kültürel pratikleri doğrudan etkilenmiştir. Özellikle büyük kentlerde, kentleşmenin ilk yıllarından başlayarak günümüze kadar en büyük değişikliklerin gözlendiği mekânlar arasında, “tarihî kent merkezi”, “eski kent merkezi”, “tarihî kent içi alan” ya da “tarihî kentsel alan” gibi farklı şekillerde adlandırılan alanlar yer almaktadır. Tarihleri kentlerin kurulu şuna kadar götürülebilen merkezler, pek çok tarihî ve kültürel miras unsurunu barındırmakta; bu sebeple de “kentsel sit alanı” statüsüne girmektedir. Ayrıca tarihî kent merkezleri, doğal ve kültürel miras unsurlarını ba rındırmasının yanında kentli için ticari, toplumsal ve kültürel imgeleriyle bir kamusal alan işlevi görmektedir. Ancak hızlı, aşırı ve plansız nüfus hareketleri kent merkezlerinde bir yığılmaya neden olmuş, yeni iş alanlarının, üretim ve tüketim mekânlarının inşası ile bu merkezler sakinlerini ve cazibesini, ticari ve ekonomik işlevini yitirmiş ve zaman içinde çöküntü alanı hâline gelmiştir. Hem yaşam alanı hem de ticari ve toplumsal olarak terk edilen bu merkezlerin kültürel ve tarihî miras unsurları da bu süreçten etkilenmiştir. Ancak zamanla buralara odaklanan kentsel yenileme ve canlandırma uygulamaları gündeme gelmiştir. Kültürel ve tarihî mirası barındır ması dolayısıyla kent ve kültürel miras yaklaşımlarının ve çalışmalarının temel konularından olan tarihî kent merkezleri, kentsel koruma yaklaşımlarında öncelikle somut miras unsurlarının korunması açısından gündeme gelmişse de kültürel miras yaklaşımlarındaki değişimler neticesinde tek yönlü kentsel koruma yaklaşımları ye rini somut ve somut olmayan kültürel mirası birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlara bırakmıştır. Bu değişiklik, kentsel koruma yöntemlerinden biri olarak değerlendirilen kentsel yenileme ve yeniden canlandırma uygulama larını çok yönlü ele almaya imkân sağlamış; konunun fiziki yenilemenin ötesinde kültürel bir yenileme süreci olarak değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Kent merkezlerinde hayata geçirilen yeniden canlandırma projele rinin temelde üç boyutu olduğu söylenebilir: Kültürel mirası koruma boyutu, turizm boyutu ve toplumsal bo yutu. Bu makale kapsamında toplumsal boyut, bu merkezlerin kültür aktarımı ve paylaşıma olanak sağlayan kültürel mekân olma özellikleri bağlamında ele alınmış; yeniden canlandırmanın kültürel boyutuna odaklanıl mıştır. Bu doğrultuda öncelikle kentsel yenileme ve yeniden canlandırma kavramları açıklanmış; kent merkez lerinin yeniden canlandırılmasını gündeme getiren neden ve süreçlere değinilmiştir. Yeniden canlandırmanın kültürel mekân boyutu ise, 2003 tarihli Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin sadece miras unsurlarını değil kültürel mekânları da korumaya dâhil etmesinden hareketle, aktarım işlevi güçlü olan kültürel mekân kaybının sebepleri, bu kaybın doğurduğu sonuçlar ve günümüzde bu mekânlara duyulan ihtiyaç odağında ele alınmış; yenilenen mekânların kentliler açısından paylaşım ve aktarım ortamları yaratması bağla mında değerlendirilmiştir. Ayrıca canlandırılan alanların kültürel toplanma mekânı olma boyutunun öne çıktığı uygulama ve proje örneklerine yer verilmiştir. Bu doğrultuda somut olmayan kültürel mirasın korunması ve aktarımı noktasında Sözleşme’nin de önerdiği kültürel yönü de kapsayan çok yönlü yeniden canlandırmanın ve bütüncül koruma yaklaşımlarının önemi ele alınmıştır.

Abstract

Urbanization is a two-way process that affects cities as space and individuals / societies as subjects. In this process, the residential areas, commercial spaces, open and closed public spaces of the cities have changed, and the production and consumption styles, lifestyles and cultural practices of the societies have been directly affected by this change. Especially in big cities, among the places where the greatest changes have been ob served starting from the first years of urbanization until today, there are areas named in different ways such as "historical city center", "old city center", "historical urban area" or "historical urban area". The centers, whose history can be traced back to the foundation of cities, contain many historical and cultural heritage elements; For this reason, centers are included in the status of "urban protected area". In addition, historical city centers function as a public space for the urban dwellers with their commercial, social and cultural images, as well as contain natural and cultural heritage elements and bear the traces of communities. However, the rapid, excessive and unplanned population movements caused an agglomeration in the city centers. Besides, with the construc tion of new business areas and production and consumption spaces, these centers lost their residents and their attractiveness, together with commercial and economic functions and they became an area of collapse over time. The cultural and historical heritage elements in these centers, which were abandoned both as a living space and commercially and socially, have also been affected by the process of abandonment. However, over time, urban renewal and revitalization practices focused on these areas. Historical city centers, which are one of the main subjects of the city and cultural heritage approaches and studies due to their cultural and historical heritage, have come to the fore in urban conservation approaches primarily in terms of the protection of tangible heritage elements, but as a result of the changes in cultural heritage approaches, one-way urban conservation approaches have been replaced by a holistic view of tangible and intangible cultural heritage together. This change made it possible to handle urban renewal and regeneration practices, which are considered as one of the urban conser vation methods, from multiple perspectives; it has made it necessary to consider the subject as a cultural renewal process beyond physical restoration. It can be suggested that the revitalization projects implemented in city centers have three dimensions: The dimension of safeguarding of cultural heritage, dimension of tourism and social dimension. Within the scope of this article, the social dimension will be discussed in the context of these centers' characteristics of cultural transmission and sharing and, the focus will be on the cultural dimension of revitalization. Accordingly, the concepts of urban renewal and revitalization will be explained first; in addition, the reasons and processes that bring about the revitalization of urban centers will be discussed. With reference to the inclusion of not only heritage elements but also cultural spaces in The Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage (2003), the reasons for the loss of cultural spaces that have a strong function in transmission will be addressed, focusing on the consequences of this loss and the current need for these places; these reasons will also be evaluated with regard to the renewed spaces’ creation of new environments of sharing and transmission for urbanites. In line with this objective, the importance of multi-dimensional revi talization and holistic safeguarding approaches including the cultural aspect proposed by the Convention in the context of safeguarding and transmission of intangible cultural heritage will be reviewed.