Dergiler / Milli Eğitim / 2008 / Cilt: 37 - Sayı: 178
Sevgili Arsız Ölüm Romanında Gerçeklik, Gelenek ve Yenilik
- Dergi
- Milli Eğitim
- Sayfa
- 166–176
- DOI
- —
Özet
Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm romanı ile köy-kent ikilemini yeniden, ama farklı bir bakış açısıyla ele alan, bundan dolayı Türk edebiyatında 1980’li yıllara damgasını vuran bir ilk roman yazmış ve bu sorunu sonraki iki romanında da ele almıştır. Otobiyograşk dürtü ile bezeli olan eser, Aktaş ailesinin köyden göçünü, çarpık kent ilişkileri içinde tepetaklak olmasını ve kent ilişkisizlikleri içinde yabancılaşmasını konu alır. Yazarın ben’ine birçok açıdan denk bir temsil yetisiyle donatılan Dirmit’in büyüme ve yazar olma öyküsü bu süreçte gerçekleşir. Kişilerin her biri kendine özgü olağan dışılıklar barındıran dünyaya sahiptir. Romanda, kökü Orta Asya Türk inanışlarına dayanan halk kültürünün anlatı m olanaklarından yararlanılması, yapı öğesine dönüşen bir dil oluşumuna da kaynaklık eder. Sürekli kayıplara karışan babanın, ‘medenî dünya’nın aygıtları- nı, akıldışı bir yaşam süren köye taşımasının yankıları, ölümün eşiğinde Azrail’le defalarca pazarlık yapan anne, kendine canlı-cansız varlıklardan oluşan bir dünya kuran kız ve ortak bir hissiyatla davranan köy halkı; romanı, gerçeklik açısından Latin Amerika edebiyatına, üçüncü dünyalılık bağıyla bağlar. Eser, şiirsel bir iç sesle örülmüş, zengin bir gözlemden ve halk anlatılarının ritminden güç almıştır. Sevgili Arsız Ölüm’de göç, mekân değiştirmeyle sınırlı değil, ölümyaşam zıtlığı, yoksulluk ve farklı bireysel temalara bağlanan içsel yolculuklar üzerinden de açımlanır. Bu yazıda, anılan eserin, Türk roman geleneğine ve bunun gerçeklik anlayışına getirdiği yenilik ele alınmaktadır.
Abstract
Latife Tekin has written a novel handling rural-urban dualism in a refreshed but different point of view, and thus she bore her mark to the 1980’s Turkish literature as well as maintaining this theme in two of her novels written later. This work, embellished with an autobiographical motive, chooses its subject matter from the migratory Aktafl family from the village to an urban area, its annihilation in aberrant relationships and its alienation in the midst of such an aberration. The process of authorship of the protagonist Dirmit, who was endowed with a representation of the self of the author, is realised with this process. The inner world of each character peculiar to the extraordinariness of each person helps reconstruct the narrating possibilities and a mode of language transformed into a structural element. The novel is rendered realistic when combined with Latin American literature set in the third world milieu in terms of the habitual missing of a father, his transfer of the instruments of the civilized world to the rural area eking a life of irrationality, a mother who has constant biddings with Azrail in the face of death, a daughter who has constructed a world of animated and inanimated objects. This novel is not only plotted with a poetically inner voice, but it is strengthed with a rich observation and popular narrations. The Dear Shameless Death, is recounted as not limited with change of setting and migration, but employs the selfhood problematic of the individual as well as different introspections touching on different themes. This article has been focused on the novel and different aspects to Turkish novel within the context of tradition and realism.