Dergiler / Kültür ve İletişim / 2016 / Cilt: 19 - Sayı: 38

Türkiye'deki Hâkim şletişim Kavramsallaştırmasının Gelişimi ve Sınırlılıkları

The Development and Restrictions of the Dominant Conceptualization of Commu-nication in Turkey

Sayfa
10–41
DOI
—

Özet

Bu çalışmada medya ve mesajın/içeriŞin iletişim çalışmalarının önemli bir boyutu olduŞu yadsınmamakla birlikte, iletişimi sadece bu boyutlarıyla ele alan bir kavramsallaştırmanın tarihsel bir sürecin sonucu olarak ortaya çıktıŞı ve güç ilişkileri çerçevesinde hâkim konuma geldiŞi öne sürülmektedir. Söz konusu indirgemeci yaklaşım toplumsal planda gerçekleşen iletişimin pek çok boyutunu dışlar ve bütünlüklü bir çözümleme noktasında sorunludur. Bu doŞrultuda biçimlenen Türkiye'deki iletişim çalışmaları da çeşitli yanlılıklardan muzdariptir. Bu makale, belirtilen sorunlardan hareketle daha kapsamlı bir iletişim kavramsallaştırmasına ulaşma çabalarına katkı sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada öncelikle hâkim kavramsallaştırmanın 1940'larda ABD'deki koşullar doŞrultusunda belirdiŞi ve SoŞuk Savaş'taki küresel rekabet kapsamında Türkiye'ye giriş yaptıŞı gösterilmektedir. Daha sonra da söz konusu kavramsallaştırmanın ülkedeki iletişim çalışmaları üzerindeki sınırlandırıcı etkisi 1960'lardan günümüze kadar uzanan bir sorgulamayla iki eksende ele alınmaktadır. şlk olarak, iletişim çalışmalarının yürütüldüŞü akademik kurumların hâkim kavramsallaştırma doŞrultusunda şekillendiŞi ve bunun çeşitli düzeylerde çatışma ve kargaşaya yol açtıŞı konusu deŞerlendirilmektedir. şkinci olarak ise hâkim kavramsallaştırmanın iletişim çalışmalarının niteliŞi üzerindeki sınırlandırıcı etkisini görebilmek amacıyla akademik üretim sorgulanmakta ve iletişim araştırmacılarının eserleri incelenmektedir.

Abstract

Without denying the fact that media and messages are an integral dimension of communication studies, this study argues that the conceptualization of communication which takes into account solely media and messages is an historical outcome and has become dominant due to power relations. This simplistic conceptualization ignores various dimensions of communication taking place in society and its scope is problematical for a comprehensive analysis. This is why Turkish communication studies shaped through this conceptualization have various biases. By emphasizing these problems, the study aims to contribute to efforts for a better understanding of communication. The study firstly displays the emergence of the dominant conceptualization of communication in the 1940s in the USA and its diffusion in Turkey due to the global competition during the Cold War. Subsequently it reveals the restricting effects of this conceptualization on Turkish communication studies with an historical investigation from the 1960s onwards, by stressing two specific axes. On the one hand, it demonstrates that the academic institutions, working in the field of communication, have been shaped through the dominant conceptualization, creating conflict and confusion on several levels. On the other hand, it explores academic production of Turkish communication scholars in order to define the restricting effect of the same conceptualization.