Dergiler / Kaygı. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi / 2015 / Cilt: 0 - Sayı: 25
On Flew's Compatibilism and His Objections to Theistic Libertarianism
- Sayfa
- 115–142
- DOI
- —
Özet
Nedensel bir determinizmin egemen olduğu düşünülen doğal bir dünyada, kendisi de bu doğal dünyanın bir parçası olan insanın nasıl olup da özgür bir fail olabileceği sorusu, felsefenin en köklü sorularından biri olup genelde basitçe hür irade problemi olarak ifade edilmektedir. Bu yazıda problem, Oxford Linguistik Felsefe'nin hararetli bir taraftarı ve maharetli bir uygulayıcısı olan Antony Flew'nun determinizm ile insan özgürlüğünün bir arada var olabileceğini ifade eden bağdaşırcı tezi çerçevesinde ele alınmış ve gerek Flew'nun bağdaşırcılığının gerekse de onun teistik özgürlükçülüğe yönelttiği itirazlarının geçerliliği ve sağlamlığı tartışılmıştır. Flew, yazılarında hur irade problemine başka felsefe problemleri arasında özel bir önem vermektedir. Zira ona göre eğer insan hur olma teriminin sağduyudaki anlamında gerçekten hur bir varlık olmasaydı hem insan haklarının hem de politik ve sosyal özgürlüklerin üzerine inşa edileceği sağlam bir temel bulmak, pratikte imkânsız olmasa bile, teorik açıdan, hayli problemli bir şey olurdu. Yine ona göre, özgürlüğün insan tabiatında derin ve koklu bir şekilde yerleşmiş olduğunu kabul etmeden, fail fikrine dayalı insan bilimlerini nedensellik ilkesine ve doğal determinizme dayalı fizik bilimlerden ayırmak da mümkün olmazdı. Eğer hakikaten özgür olmasaydık, şimdiye kadar yapageldiğimiz bu iki tur bilim arasındaki ayrım anlamsızlaşırdı. Dahası Flew'nun düşüncesinde rasyonellik doğası gereği secimde bulunmayı içerdiğinden katı determinizmin egemen olduğu bir dünyada gerçek anlamda ne bilmekten ne de rasyonellikten söz etmenin bir anlamı vardır. Tüm bu sebeplerden dolayı, insan hürriyetinin kabulü, Flew için son derece temel bir meseledir. Fakat, buna rağmen, Flew, hur irade problemi söz konusu olduğunda, liberteryen bir tezi savunmuyor. Bunun yerine, hem determinizmin hem de insan özgürlüğünün ayni anda var olabileceğini savunan bağdaşırcı bir iddiada bulunuyor ve liberteryenizmi olduğu kadar katı determinizmi de açıkça reddediyor. Flew liberteryenizmden insanın hür bir fail olarak kendi eylemlerinin nedenlenmemiş bir nedeni olduğunu, böylece de onun doğal dünyanın nedensel determinasyonundan tümüyle muaf olabileceğini öne suren bir tezi anlıyor. Onun reddettiği katı determinizm ise insanın tüm eylemlerinin doğada egemen olan kuşatıcı bir nedenselliğin zorunlu ve kaçınılmaz bir sonucu olarak meydana geldiği, bundan dolayı da doğal bir varlık olan insanın bir fail olarak görülemeyeceği tezidir. Flew, böylece, hur irade tartışmasında, kendisini, açık bir şekilde, özgürlük ve determinizmi zorunlu olarak birbirlerini dışlayan şeyler olarak gören bağdaşmazcılığa karşıt bir konuma yerleştirmiş oluyor. Fakat Flew bununla yetinmiyor ve iki spesifik iddiada daha bulunuyor: (1) Dilimiz, linguistik pratiklerimiz bağdaşırcılığın doğru olduğunu, nedensel olarak belirlenmiş bir dünyada bile özgür olduğumuzu bize gösterebilir. (2) Klasik teizmin Tanrısının varlığı ile liberteryen bir hur irade anlayışını ayni anda savunmak mümkün değildir. İkinci iddia din felsefesi üzerine kaleme alınan yazılarda tartışılmakla birlikte, birinci iddia çoğu zaman ya göz ardı edilmiş ya da üzerinde çok fazla ve ayrıntılı bir şekilde durulmamıştır. Oysa birinci iddia ikinciden daha önemlidir. Çünkü, ilk olarak, ikinci iddia bir değilleme olduğu için Flew burada kanıt getirme yükümlülüğünü teiste bırakıp sadece teistik liberteryen hür irade anlayışının sorunlarına işaret etmekle yetinebilir. Fakat birinci iddia bir olumlama olduğu için, aynı taktiksel kolaylığa burada sahip değildir, başka deyişle artık kanıt getirme yükümlülüğü Flew'nun kendisi üzerindedir. İkinci olarak, Flew'nun ikinci iddiası da aslında birinci iddiasına dayanmaktadır. Eğer onun birinci iddiasının zayıflığı gösterilebilirse, ikinci iddiasının da gücü zayıflamış olacaktır. Başka deyişle, eğer Flew bağdaşırcılığının doğruluğunu ispatlamada başarısız ise, bu, onun genelde liberteryenizme özelde de teistik liberteryenizme yönelik itirazlarının en azından kuşkuyla karşılanmasına kapı açacaktır. O yüzden bu yazıda, her ne kadar Flew'nun teistik liberteryenizme itirazları eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutulmuş olsa da, temel strateji, onun bağdaşırcı tezinin zayıflığını ve iki iddiasını ayni anda savunamayacağını göstermek üzerine kurulmuştur. Flew gerek birinci, gerekse de ikinci iddiasını desteklemek için bir yandan Model Vakalara (Paradigm Case/PC) başvurmakta öte yandan da hür irade literatüründe "bir kişinin yaptığı şeyden ancak yaptığından başka türlü yapabilseydi sorumlu olacağını" ifade eden Alternatif Olanaklar İlkesini (Principle of Alternative Possibilities/PAP) temel hareket noktası olarak almakta ve buradan hareketle, pek alışık olmadık bir şekilde, basitçe kişinin kendi eylemlerinin nedeni olduğu anlamında bir bağdaşırcı fail nedensellik fikrini savunmaktadır. Oysa, Flew'nun teistik liberteryenizme olan itirazları tartışmaya açık olduğu gibi, bu itirazların ana dayanağı olan bağdaşırcılığını haklı çıkarmada da bir takım sıkıntıları vardır. Flew'nun teistik liberteryenizme yönelik itirazları, üç temel başlık altında ele alınabilir: (1) Linguistik ve Epistemolojik Problem, (2) Tutarlılık Problemi, (3) Yanlış Varsayım Problemi. Flew'nun itirazlarinin en güçlüsü sonuncusudur: Ona göre mutlak anlamda kadir ve mutlak anlamda iyi bir Tanri'nin, bu niteliklerinden dolayı, içinde insanın hiçbir zaman yanlış ve kötü olanı değil ama her zaman doğru ve iyi olanı yapacağı, buna karşın yine de özgür kalmaya devam edeceği bir dünya yaratmasının mümkün olmadığını varsaymak teistik liberteryenizmin ardındaki en temel yanlıştır. Tanrı içinde insanın özgürce her zaman doğru ve iyi olanı yapacağı bir dünya yaratabilirdi. Ne var ki, teizm ve liberteryenizm arasında Flew'nun düşündüğü gibi hiçbir şekilde aşılamaz bir tutarsızlık olmadığı gibi, asıl, Flew'nun Tanrı'nın insanın içinde her zaman hürce doğru olanı yapacağı bir dünya yaratabileceği iddiasının kendisi teizm ile tutarsız gorunmektedır. Flew'nun bağdaşırcılığının is
Abstract
Flew strongly defends a compatibilist thesis in the free will debate before going on to totally object to theistic libertarianism. His objections basically rely on his compatibilism embracing the notion of agent causation, which is not very common in compatibilist theses. Since he is a strong proponent of ordinary language philosophy, he also holds that linguistic analyses can certainly solve the free will problem as well as many other problems of philosophy. In doing so, he first uses the paradigm cases based on our common sense experience and then assumes the verity of principle of alternative possibilities. This study attempts to show, on the one hand, that there are some serious difficulties in both his justification of compatibilism and his objections to theistic libertarianism, and on the other hand, that he cannot easily defend both at the same time.