Dergiler / İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Tıp Dergisi / 2009 / Cilt: 47 - Sayı: 4

Meme kanserinde Bc1, Bc2 ve Bc3 biomarkerlarının erken tanıdaki önemi

The efficacy of Bc1, Bc2 and Bc3 in early diagnosis of breast cancer

Sayfa
131–136
DOI
—

Özet

rken evre meme kanserinde semptomatik hale gelmeden tanı Ekonulması tam kür elde etme şansı vermekte ve meme kanseri mortalitesini azaltmaktadır. Küçük lezyonlar, mamografi ile bile genellikle gözden kaçırılır ve görünmeyebilir. Görüntüleme teknikleri ile görülemeyen küçük lezyonları tanımlamak için potansiyel olarak kullanılabilecek moleküler kılavuzlar, bir neoplazmayı dokuya yayılmadan önce tedavi etme fırsatı tanıyabilir. Bu prospektif çalışma da yerel etik kurulu ve hastaların yazılı onayı alınarak genel cerrahi polikliniğine Ocak 2007- Temmuz 2008 yılları arasında başvuran 87 hasta çalışmaya dahil edildi. Bu hastalardan alınan serumlar İzmir Hıfzısıhha Enstitütüsü labaratuarlarında - 30°C' de depolanmıştır. Kanser grubu 27 hastadan oluşmaktaydı. Benign meme hastalığı grubu 24 iyi huylu meme hastalıklarına sahip kadından ve kontrol grubu 37 sağlıklı kadından oluşmaktaydı. Bu 3 grup hastadan alınan kan örnekleri SELDİ-TOF analiz yöntemiyle Bc1, Bc2 ve Bc3 serum proteinleri açısından çalışıldı. Elde edilen sonuçlar her 3 grup ve her 3 biomarker ( Bc1, Bc2 ve Bc3) açısından ayrı ayrı birbirleriyle karşılaştırılarak çalışıldı ve istatistiksel olarak değerlendirildi. Bc2 hem malign olgular ile benign olguların karşılaştırılmasında hem de malign olgular ile kontrol (risk grubu kadın hastalar) grubu karşılaştırılmasında anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0.002 ve p=0.003 sırasıyla).Yani tüm malign olgularda istatistiksel olarak anlamlıdır. c2 hem malign olgular ile benign olguların karşılaştırılmasında hem de malign olgular ile kontrol (risk grubu kadın hastalar) grubu karşılaştırılmasında anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0.002 ve p=0.003 sırasıyla).Yani tüm malign olgularda istatistiksel olarak anlamlıdır. Bc1 ise malign olgular ile kontrol olguların karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı bulunmasının yanında b e n i g n o l g u l a r i l e k o n t r o l g r u b u karşılaştırılmasında da istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0.006 ve p=0.015 sırasıyla). Bu yüzden Bc1 maligniteden çok, tumoral gelişim ya da inflamatuar yanıt açısından da incelenmelidir. Daha geniş bir grupta alt analizler yapılabilir. Bc3 malign olgularda yüksek bulunmakla birlikte istatistiksel olarak benign ve kontrol grubu ile karşılaştırılmasında anlamlı bulunamamıştır. (p=0.098 ve p=0.134 sırasıyla) Bu marker için daha geniş bir grupta analizler yapılmalıdır. Meme kanseri erken teşhisi için SELDİ-TOF metodu ile çalışılan proteomiklerin klinik uygulama da yararlı olabileceği gösterilmiştir. Ancak bu konuda çok daha geniş prospektif çalışmalara ve alt grup analizlerine ihtiyaç vardır. Ayrıca bu proteomiklerin değişik tümör markerları ile beraber yapılacak olan çalışmalarında faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Abstract

Presymptomatic screening to detect early- Pstage breast cancer while it is still resectable and potentially curable can greatly reduce breast cancer–related mortality. Small lesions are frequently missed and may not be visible, even by mammography. Molecular markers that can potentially be used to identify small lesions that are invisible to imaging techniques could provide an opportunity to treat a neoplasm before it invades tissue. In this prospective study 91 patients who admitted to our hospital between January 2007-July 2008 were included. All women provided informed consent before serum collection for this hospital ethic committee approved study. Serum samples from 87 women were stored at _30 °C until use. The cancer group included 27 cases of invasive breast cancer. The benign breast disease group included 24 women with various benign breast diseases and control group 37 age-matched apparently healthy women. Using surface enhanced laser desorption/ionization-time of flight (SELDI-TOF) identified 3 serum biomarkers, BC1 (4,3 kDa), BC2 (8,1 kDa) and BC3 (8,9 kDa), whose combination significantly detects breast cancer patients from non-cancer controls. The data obtained for these three groups of patients worked out for each serum biomarker (Bc1, Bc2, and Bc3) indivudually and compared with each other seperately and evaluated statistically. Bc2 possesses the highest individual diagnostic power. Bc2 was statistically significant compared between malign disease group and control group as well as compared to malign group and benign disease group (p=0.003 and p=0.002 respectively). For Bc1 it was statiscally significant when malign disease group compared to control group (p=0.006) as well as benign disease group compared to control group (p=0.015). Thus for Bc1 rather than showing malign progression it shows tumoral progression or enflamatory process. Subgroup analysis is needed in wide series for Bc1. Bc3 was found upregulated in all malign cases, however it was not statistically significant compared to benign disease group or control group (p=0.098 and p=0.134 respectively). Also big series needed for his marker. It shows that serum biomarker profiles might be useful in clinical practice to improve breast cancer diagnosis. However more additional confirmation in larger and well-designed prospective studies needed. Also we believe it would be helpful to discover and validate these biomarkers with different tumor markes.