Dergiler / İş Güç, Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi / 2014 / Cilt: 16 - Sayı: 1

Çalışma Yaşamının Esnekleştirilmesinde Bir Araç Olarak Toplu Pazarlık ve Cam Grup Sözleşmesi Deneyimi (2003-2012)

Sayfa
85–100
DOI
—

Özet

2003 yılı Türkiye'de iş hukuku alanında çok önemli bir dönüşüme sahne oldu. O zamana kadar iş hukukunun köklü ve evrensel temellerinden biri olarak bilinen "işçinin korunması" ilkesini esas alan iş yasası yürürlükten kaldırılarak, "işin korunması" ya da daha doğrudan bir anlatımla sermayenin korunması kaygısını merkezine alan yeni bir iş yasası kabul edildi. Yeni iş yasasının felsefesi, çalışma hayatını katı kurallardan arındırmak ve işin organizasyonunda işverene olabildiğince esneklik sağlayabilmekti. Ve yeni yasa pek çok esnek çalışma biçimine yer verdi, düzenledi. Ancak sınırları, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa Birliği (AB) normlarıyla çizilen bu değişim sermaye ve başta işveren sendikaları olmak üzere sermaye örgütleri tarafından yeterli bulunmadı. Yeni yasa esnekliğin önündeki engelleri kaldırıyor ancak bunun uygulanması bakımından kimi kurallar getiriyor ve özellikle çalışma sürelerinin esnekleştirilebilmesini işçinin onayına bağlıyordu. Bu sınırlamalar işveren sendikalarını yeni bir toplu pazarlık stratejisine yöneltti: iş yasasının düzenlediği esnek çalışma biçimlerini toplu iş sözleşmelerine aktarmak ve yeni düzenlemenin olanaklı hale getirdiği esnekliği toplu pazarlık yoluyla genişletmek... Bu strateji özel sektörde önemli ölçüde başarılı oldu. Bu çalışma, işveren sendikalarının bu toplu pazarlık stratejisinin başarılı olamadığı bir sektörü, cam sektörünü konu alıyor. Esnek çalışma biçimlerini yasaklayan sert toplu sözleşme maddelerinin korunabildiği cam sektöründe, bu maddelere rağmen yaşanan esnekleşmeyi, işin organizasyonundaki ve işgücünün yapısındaki değişimi uzun sayılabilecek bir zaman aralığı içinde ortaya koymayı amaçlıyor.

Abstract

The year 2003 was an important turning point in labor law in Turkey. While the ‘protection ofthe worker’ was the underlying principle of labor law until then the new law was based on theprinciple of ‘the protection of the business,’ i.e., that of capital. The new law intended to ridlabor relations of rigidities and provide businesses with utmost flexibility in the organizationof labor. It thus brought many forms of flexible labor practices under the rubric of the law.However, these changes in the labor law, bounded as they were by ILO and EU norms, werenot found sufficient by business organizations. The new law legalized many forms of flexiblelabor while placing some restrictions on their practice, making them subject to certain rules,and in some cases such as length of work, to the consent of the worker. These types ofrestrictions led business organizations and employers’ unions to seek to expand the bounds offlexible labor in the realm of collective bargaining, and the strategy had a considerabledegree of success in the private sector. This study focuses on the glass industry where thisstrategy of business organizations has not been successful. Collective bargaining has beenable to retain many of the old type restrictions on flexible labor in the glass industry, butsome degree of flexibilization has been underway nevertheless. The study examines thesechanges and the transformation of the organization of labor and the structure of theworkforce over a long period in the glass industry.