Dergiler / İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mecmuası / 2000 / Cilt: 63 - Sayı: 1
Sürrenal insidentalomalarının değerlendirilmesi
- Sayfa
- 36–41
- DOI
- —
Özet
Batın içi hastalıkların teşhisinde yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanan ultrasonografi, magnetik resonans görüntüleme ve bilgisayarlı tomografi yöntemleri asemptomatik sürrenal kitlelerin (İnsidentalomaların) görülmesine neden olmaktadır. Sürrenal insidentalomalarının hormonal hipersekresyon göstermesi veya maligniteye dönüşümleri gibi doğal seyri ve riski halen araştırılmaktadır. Son 5 yıl içinde servisimizde sürrenal insidentalomalı 22 hasta tetkik edilmişve bunların 12'si ameliyata verilmiştir. Diğer hastalar teşhisinden sonra 3 ay ile 5 yıl arasında polikliniğimizden izlenmişlerdir, İnsidentalomalar arasında biyokimyasal testler aracılığıyla, 2 hastada sessiz Cushing sendromu (%16.6), 3 hastada sessiz feokromositoma (%25) ve 17 hastada fonksiyone etmeyen adrenal kitlesi (%55.4) tespit edilmiştir. Diğer hastaların hiçbirinde malignite tespit edilmemiş, sadece birinde takip sırasında kitle büyümüştür. Ameliyat edilen 12 hastanın histolojik tetkiklerinde, 3'ünde selim feokromositoma, 2'sinde Cushing sendromu (birinde adenom diğerinde bilateral makronodüler hiperplazi), birinde leiomiyomatosis, 4'ündeadrenokortikal adenom, birinde kist tespit edilmiştir.Bu çalışma, en azından kısa bir sürede klinik olarak biyokimyasal bozukluklarla ortaya çıkmayan sürrenal insidentalomalı bazı hastaların sessiz olarak hormonal hiperfonksiyona maruz kalabileceğinin açık bir kanıtıdır. Bu vakalarda erken tanı hastalığın önlenmesini ve tedavisini sağlayacaktır.
Abstract
The inercasing use of US, MRI, and CT scan in the diagnosis of abdominal diseases has improved the detection of adrenal asymptomatic masses (incidentalomas). The natural course of adrenal incidentalomas and the risk of such lesions to ward hormonal hipersecretion or malignancy are still under evaluation. Of 22 consecutive patients with adrenal incidentaloma investigated at our department in the last 5yr, 12 underwent surgery. The remaining patients were enrolled in an endocrinological follow-up between 3 months-5yr after diagnosis. Among these incidentalomas, 2 cases with silent Cushing syndrome (%16.6), 3 cases with silent pheochromocytoma (%25), and 17 cases with non-functioning adrenalomas (%55.4) were diagnosed by biochemical tests. None of the patients who were followed up developed malignancy: Only one showed mass enlargement during follow-up. Histological examinations of 12 operated incidentalomas included 3 bening pheochromocytomas, 2 Cushing syndrome (adenoma and bilateral macro-nodular hyperplasia), one leiomyomatosis, 4 adrenocortical adenomas, one cyste. This study provides a clear demonstration of the current opinion that some patients with incidentally discovered adrenal adenomas may be exposed to a silent hiperfunction, since the biochemical abnormalities do not become clinically manifest, at least in the short term. In these cases, early diagnosis will enhance prevention and treatment.