Dergiler / İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Tıp Dergisi / 2019 / Cilt: 11 - Sayı: 3
Lenf Bezi Büyüklüğü ile Gelen Hastalarda Etiyoloji; İnfeksiyon Hastalıkları Açısından Yaklaşım
- Sayfa
- 149–156
- DOI
- —
Özet
Amaç: Lenfadenopatiyle gelen ve infeksiyon ön tanısı öncelikli olan erişkin hastalardaki etiyo-lojiyi ortaya çıkarmak.Yöntem: Hastanemize 1 Ocak 2017 ile 1 Ekim 2018 tarihleri arasında lenf bezi büyüklüğü yakın-masıyle başvuran erişkin hastalar geriye dönük olarak tarandı. Lenf nodu büyüklüğüne yol açabilecek hastalıklar açısından daha önce herhangi bir spesifik tanı almış olan hastalar çalış-maya dâhil edilmedi. Bu hastalardaki temel karakteristikler ve epidemiyolojik bulgular ortaya kondu.Bulgular: Toplamda 90 erişkin hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastaların yaşı 18 ila 89 arasında değişmekteydi. Lenfadenopati süresi 1 gün ile 6 yıl arasında, lenf nodu uzun aks boyutu 8 mm ile 77 mm arasında değişiyordu. Olguların %86,6’sı lokalize, 66.7’si tek taraflı ve 65.4’ü tek adet lenf noduna sahipti, olgularda hayvan teması öyküsü, ateş yüksekliği, lökositoz ve transaminaz yüksekliği oranları sırasıyla %10, %13,3, %5,5 ve %6,7 idi. Hastaların yalnızca 33’ünde (%36,7) spesifik tanı konulabildiği görüldü. Bunların 24’ünde (%26,6) infeksiyon, 6’sında (%6,7) malig-nite, 3’ünde (%3,3) diğer etiyolojiler belirlendi. İnfeksiyonlardan en sık TBC lenfadenit (n: 8, %8,9), sitomegalovirüs (CMV) hastalığı (n: 6, %6.6) ve kedi tırmığı hastalığı (n: 5, %5,5) saptan-dı. Lenf bezi biyopsisi yapılan toplamda 23 hastanın patoloji sonuçlarının 5’i malign 4’ü kazeifi-ye granülomatöz lenfadenit, 2’si nekrotizan granülomatöz lenfadenit, 5’i granülomatöz lenfa-denit, 6’sı reaktif/non-spesifik değişiklikler ve biri ise yetersiz materyal olarak sonuçlandı.Sonuç: Verilerimize göre, TBC ve CMV’nin yanı sıra Türkiye’de sıklığı konusunda verilerin kısıtlı olduğu kedi tırmığı hastalığı da önemli LAP etkenlerinden biri olarak göze çarpmaktadır. Türkiye’de lenfadenopati etiyolojisi hakkında epidemiyolojik veriler bilinmediğinden, bu konuda moleküler laboratuvar imkanları ile desteklenmiş geniş kapsamlı ve çok merkezli çalışmaların planlanması gerekmektedir.
Abstract
Objective: To reveal the etiology in adult patients who presented to our hospital with lymph-adenopathy and primary initial diagnosis of infection. Method: Patients who were admitted to our hospital with the complaint of lymphadenopathy between January 1, 2017 and October 1, 2018 were screened retrospectively. Patients who had previously had any specific diagnosis in terms of diseases that could cause lymphadenopathy were not included in the study. The main characteristics and epidemiological findings of these patients were revealed. Results: A total of 90 adult patients were included in the study. The ages of the patients ranged from 18 to 89 years. The duration of lymphadenopathy ranged from 1 day to 6 years, and the length of the long axis of the lymph node ranged from 8 to 77 mm. The cases had localized, (86.6 %), unilateral (66.7%), and a single (65.4%) lymph node. Previous contact with an animal (10%) fever (13.3%), leukocytosis (5.5%), and increased transaminase levels (6.7%) were detected in these cases. Only 33 (36.7%) of the patients received a specific diagnosis. Infection was detected in 24 (26.6%), malignancy in 6 (6.7%) and other etiologies in 3 (3.3%) cases. The most common infections were TB lymphadenitis (n: 8, 8.9%), cytomegalovirus disease (n: 6, 6.6%) and cat scratch disease (n: 5, 5.5%). Pathology results of lymph node biopsies of a total of 23 patients were reported as malignant in 5, caseating granulomatous lymphadenitis in 4, necrotizing granulomatous lymphadenitis in 2, granulomatous lymphadenitis in 5, reactive/non-specific changes in 6, and biopsy material was insufficient for histopathological examination in 1 case. Conclusion: In addition to TB and CMV, cat scratch disease that we have limited data on its prevalence in Turkey, stands out as one of the major causes of LAP. As there is lack of epide-miological data on LAP etiology in Turkey, more comprehensive and multicenter studies sup-ported by means of molecular laboratories should be planned to reveal the epidemiology.