Dergiler / İslami İlimler Dergisi / 2020 / Cilt: 15 - Sayı: 2
Selefiyye’nin Te’vil Anlayışına Farklı Bir Yaklaşım-İbn Akîl Örneği
- Sayfa
- 401–430
- DOI
- —
Özet
Kelâm ilminde te’vil meselesi, ilk dönemlerden itibaren Müslümanların gündemini meşgul eden ve çokça tartışılan konular arasında olagelmiştir. Özellikle Allah Teâlâ’nın insanlara kendisini tanıtmak için zikrettiği ve zâhirî üzerealındığında O’nun eli, yüzü, gözü, inmesi, çıkması gibi yaratılmış varlıklara aitorganlara, vasıflara benzeyen haberî sıfatların anlaşılması ve te’vil edilmesi hususunda mezhepler farklı tavırlar takınmıştır. Bir grup bu nasları literalanlamda alarak Allah’ı sonradan yaratılmış varlıklara benzetmiş O’nun da insanlarınkine benzer organlara ve vasıflara sahip olduğunu savunmuştur. Diğerbir grup ise teşbih ifade eden bu nasların Allah’ın şanına yakışır bir şekildete’vil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kendilerine Selefiyye adı verilen kişiler ise haberî sıfatları teşbihe düşmeden aynı zamanda herhangi bir tefsir vete’vil yapmadan naslarda geçtiği şekilde kabul etmeyi ve bu konuda tevakkufedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Her ne kadar haberî sıfatlar söz konusuolduğunda bu grubun tevakkuf metodunu benimsediği ve adı geçen naslarınte’viline tamamen karşı olduğu şeklinde genel bir kanaat olsa da bu makaledeSelefiyye’nin tamamen te’vile karşı olup olmadığı, bu gruba mensup olduğusöylenen âlimlerin te’vil yapıp yapmadığı ve onların te’vil karşıtlığının asıl sebeplerinin neler olduğuna ilişkin bazı cevaplar aranmıştır. Öte yandan hicri V.asırla birlikte Selefiyye’ye mensup kabul edilen aynı zamanda kelâm yönteminikısmen benimseyip haberî sıfatları te’vil eden ılımlı bir akım gelişmiştir. Selefi/Hanbeli bir âlim olan ve bu akıma mensup kabul edilen İbn Akîl de müteşâbiholan haberî sıfatların muhkemlere döndürülmek suretiyle anlaşılması gerektiğini savunmuş ve kendisi de bu sıfatları te’vil etmiştir. Ayrıca bu makalede hemSelefiyye’nin te’vile tamamen karşı olmadığı şeklindeki görüşümüze örnek olması açısından hem de te’vil ve diğer konulardaki düşünceleriyle kendisindensonraki birçok kişiyi etkileyen İbn Akîl’in görüşlerine yer verilmiştir.
Abstract
The issue of ta’wīl (allegory) is one of the most discussed topics keeping Kalām scholars engaged with it from past to present. Especially when phrases in Qur’an that describe Allah were taken exoterically, scholars took different attitudes in understanding and interpretation of these khabarī attributes that resemble qualities of the creatures, such as His hand, face, eye and so on. By taking these verses literally, some groups claimed that Allah is like created beings and defended that He possessed organs and similar attributions of humans. Meanwhile, other groups argued that these anthropomorphic verses should be interpreted in accordance with the glory of Allah. On the other hand, Salafiya took the position that these khabarī attributes should be accepted as they are without making any further analogy, a stance of “no comment”, i.e. tawaqquf. The common idea is that Salafī scholarship is against the interpretation of these issues following that tendency, however, this article will examine further whether this approach is true or not, examining some Salafī scholars and their approach to ta’wīl. Focusing on an eminent later Salafī scholar, Ibn ‘Āqil, in the fifth century after hijra, this study analyses his approach to ta’wīl while revealing an influential moderate movement that adopted the Kalām method in the interpretation of khabarī attributes.