Dergiler / Maden Tetkik ve Arama Dergisi / 1971 / Cilt: 76 - Sayı: 76
VOLKANİK KAOLİNİN OLUŞUMU VE ANDEZİT PROBLEMİ
- Sayfa
- 1–10
- DOI
- —
Özet
Dünya literatüründe kaoline genellikle feldispatça zengin asit kayaçların bir alterasyon ürünü gözüyle bakılmaktadır. Seramik sanayiinin içinde bulunduğu hızlı gelişme dolayısıyle kaolin jeolojisi konusunda yapılan çalışmalar, Türkiye kaolinlerinin büyük ölçüde volkanik kayaçlara bağlı olduğunu göstermiştir. Kaolin yataklarının oluşumu için feldispatların daha magmatik ve volkanik olaylar sırasında kaoHnleşmeye başlamış olmaları şarttır. SiO2 -Al2O3 ve Fe2O3 bileşiklerinin birbirlerinden ayrılması için eriyiklerin pH değerinde anî ve büyük değişikliklerin gerekmesi ve kaolinin magmatik ve volkanik oluşumu minerallerle olan parajenezi yalnızca aşağıya inen suların alterasyonu ile izah edilemez. Magmatik-subvolkanik ve volkanik kayaçlarda hem filonlar halindeki hidrotermal kaolin yatakları hem de lateral kaolinleşme zonları genellikle sıcak-asit bünyeli termal eriyiklerin etkisiyle meydana gelmişlerdir.
Abstract
Die Kaoline werden in Literatur meist als Vervvitterungsprodukte feldspatreicher, saurer Gesteine betrachtet. Die im Zuge der schnellen Aufwaertsentwicklung der keramischen Industrie vorangetriebenen Arbeiten über die Kaolin-Geologie zeigten es, dass die türkischen Kaoline hauptsaechlich an die vulkanischen Gesteine gebunden sind. Für die Bildung der Kaolinlagerstaetten ist es notwendig, dass die Kaolinisierung der Feldspaete schon waehrend der vulkanischen und magmatischen Vorgaenge einsetzt. Der schnelle und umfangreiche Wechsel des pHWertes ist für die Trennung der Si- AI- und Fe-Oxyde wichtig. Diese chemischen Vorgaenge und die Paragenese des Kablinits mit den Mineralien vulkanischer und magmatischer Herkunft können nicht mit der Verwitterung durch die deszendenten Waesser allein erklaert werden. Sowohl die gangartigen, hydrothermalen Kaolinlagerstaetten in magmatischen, subvulkanischen und vulkanischen Gesteinen, als auch die lateralen -Kaolinisierungszonen sind hauptsaechlich durch die Wirkung der sauren, thermalen Lösungen entstanden.