Dergiler / Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2020 / Cilt: 19 - Sayı: 1

Doğu Avrupa’nın Din Merkezli Göçmen Politikaları

Religio-Centric Migrant Policies of Eastern Europe

Sayfa
35–62
DOI
—

Özet

Göç, tarihin başlangıcından bu yana, insanoğlunun en özgün karakte- ristiği ve küreselleşmenin ilk adımı olmuştur. Günümüzde küreselleşme ve göç birbirini besleyip büyütmeye devam ederken, devletler de her geçen gün sayıları hızla artan göçmenlerle nasıl baş edebileceklerinin yollarını aramak- tadırlar. Ülkeler hep “daha iyi olanın” peşinden giderken ve bu doğrultuda adımlar atarken, “ötekilerin” aynı şeyi yapmasını kısıtlamaya çalışmışlardır. Ötekileri sınırın diğer tarafında tutmak suretiyle ülke topraklarını kendi va - tandaşları için daha güvenli bir yere dönüştürmek için duvarlar inşa edil- miş ya da savaşlar yapılmıştır. “Öteki”nin tanımı ise dönemden döneme ya da bölgeden bölgeye değişiklik göstermeye devam etmiştir. Bir yandan ev- rensel ve bölgesel normlar ve değerler tartışılırken, bir yandan da spesifik ve marjinal tedbirler düşünülmektedir. Hıristiyan Romanın mirasçısı olan Avrupa’nın “kimlik” ve “öteki” algısı; Doğu ve Batı Roma topraklarında gerçekleşen İslami fetihlerden itibaren, çoğunlukla Müslüman kimliğine sahip Doğudan gelen işgallere karşı duyulan korku üzerine inşa edilmiştir. Hal böyle olunca, Suriye iç savaşının tetiklemiş olduğu mülteci krizi, İslam’a duyulan korkuyu da tetiklemiştir. Doğu Avrupa ülkelerinin mülteci politi- kalarını belirleyen pek çok etken bulunsa da; yadsınamayacak bir yere sahip olan din merkezli bakış açısının arka planı ile dinin, kültürün ve siyasetin neden bu denli iç içe geçmiş olduğunun cevabı Avrupa’nın tarihi ve kültürel bağlarında yatmaktadır.

Abstract

Migration has been the most specific characteristics of the human being and the initial step of globalization since the beginning of history. In today’s world, while globalization and migration continue to feed each other, states are seeking ways to cope up with growing numbers of newcomers. While states have been in search of the “better” and have taken steps accordingly, they have been trying to restrict the “others” to do the same. Walls have been erected or wars have been made to keep the territories safe for the inhabitants by keeping the others on the other side of the borders. However, the definition of the “others” has continually changed from region to region and from time to time. On one hand, universal and regional norms and values are discussed and, on the other hand, specific and marginal measures are considered. As being the Christian Roman Heritage, European perception of “identity” and the “other” has mostly been constructed on the fear of invasions coming from the East that hold Muslim identity since the first Islamic conquests on East and West Roman territories. This being the case, a fear of Islam is triggered after the refugee crisis stimulated by the Syrian civil war. Though there are many other determining factors in migrant policies, significant religio-centric refugee policies of the countries in Eastern Europe and the answer of why religion, culture, and the politics are too much interlocked lie in the historical and cultural ties of Europe