Dergiler / Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi / 2008 / Cilt: 48 - Sayı: 2
Dupuytren kontraktürü- cerrahi tedavi uygulanan 24 olgunun retrospektif analizi
- Sayfa
- 104–113
- DOI
- —
Özet
Giriş: Dupuytren hastalıı, palmar fasyanın hipertrofisi ve noduler oluşumları, ve buna balı olarak da parmaklarda şeksiyon kontrakturu ile seyreden ve el işlevlerini belirgin şekilde etkileyen bir hastalıktır. Populasyonlardaki gorulme sıklıı % 2-42 arasında deişmektedir ve erkek:kadın oranı 10:1’dir. Farklı populasyonlarda farklı prevalans oranlarına rastlanması, etyolojisinde alışkanlı klar ve beslenme gibi cevresel faktorlerin yanında genetik faktorlerin de rol oynadıını duşundurmektedir. Ancak, 1831’de Dupuytren tarafından tanımlandıından beri bu hastalıın etyolojisi ve patogenezi hakkında acıklayıcı bilgiler elde edilememiştir. Dupuytren hastalıı nın cerrahi tedavi endikasyonları arasında gunluk aktiviteyi kısıtlayan 30° ve uzeri metakarpofalangeal (MCP) eklem kontrakturleri ve herhangi bir acıya sahip proksimal interfalangeal (PIP) eklem kontrakturleri kabul gorse de cerrahi endikasyonlar halen yazarlar arası nda farklılık gostermektedir. Bununla birlikte son yapı lan calışmalarda operasyon kararının hastanın yakınmaları na gore verilmesi gerektii onerilmektedir. Bu calışmanın amacı, Dupuytren kontrakturu olan hastalarda cerrahi acısından yaklaşımımızı sunmak ve tedavinin sonuclarını deerlendirmektir. Hastalar ve Yöntem: Nisan 2003 ve Nisan 2008 tarihleri arasında Haydarpaşa Numune Eitim ve Araştırma Hastanesi Plastik, Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi poliklini ine başvuran ve Dupuytren Hastalıı’na balı ellerde gunluk aktiviteyi kısıtlayan 30° ve uzeri metakarpofalangeal (MCP) eklem kontrakturleri ve herhangi bir acıya sahip proksimal interfalangeal (PIP) eklem kontrakturleri mevcut bulunup operasyon endikasyonu konulan 24 hasta calışma grubuna dahil edildi. Hastalar yaş, cinsiyet, yandaş hastalıklar, şeksiyon kontrakturu varlıı ve varsa derecesi, semptomların suresi, yapılan ameliyat ve ameliyat sonrası sonuclar acısından retrospektif olarak deerlendirildi. Bulgular: Kliniimize Dupuytren hastalıı nedeniyle başvuran 24 hastaya 25 operasyon uygulandı. Bu hastalardan 1’i (% 4.2) kadın, 23’u (% 95.8) erkek idi Hastaları n yaş ortalaması 59.4 (47 yaş-74 yaş) idi. Hasta grubumuzdaki tek kadın hastanın yaşı 55 idi; erkek hastaların yaş ortalaması ise 63.8 idi. Hasta grubumuzdaki 24 hastanın 9’unda (% 37.5) Dupuytren kontrakturu bilateral idi; yine 9 hastada (% 37.5) yalnızca sa el tutulumu varken, yalnızca sol elde Dupuytren kontrakturu olan hastaların sayısı 6 (% 25.0) idi. Tartışma ve Sonuç: Dupuytren hastalıı patolojisi iyi bilinen, ancak ne etyolojisi ne de patogenezi tam olarak anlaşılamamış bir ba dokusu hastalııdır. Tanısı klinik olarak konur, tanı koyduracak veya ontanıyı onaylayacak bir test bulunmamaktadır. Tedavisinde atel, radyoterapi, ultrasonografiyi de iceren ceşitli medikal tedavi yontemleri denenmiş ve bunlar gibi konservatif terapilerin tedavide etkisiz olduu gosterilmiştir. Son donemlerde en cok umut vaadeden yontemlerden kollajenaz ile perkutan ine fasyotomisi hala klinik deneme aşamasındadır. Yapılan klinik denemelerde kollajenazın etkili olduu gosterilmekte ise de, halen Dupuytren hastalıı icin altın standart tedaviyi hastalı klı dokunun cerrahi eksizyonu ve varsa parmak kontrakturlerinin duzeltilmesi oluşturmaktadır. Hipertrofik palmar fasyanın total ya da parsiyel eksizyonu icin onerilen farklı insizyonlar bulunmaktadır. Klinik deneyimimizde, cok ileri olmayan olgularda longitudinal insizyonlar ve Z-plastiler eşliinde yapılacak parsiyel fasyektomilerin Dupuytren hastalıı’na balı kontrakturlerin cerrahi tedavisinde yeterli olacaı kanısına varı lmıştır.
Abstract
Background: Dupuytren’s disease is characterized by the hypertrophy and nodule formations in the palmar fascia causing flexion contractures in the fingers and significant loss of function in hands. Incidence in different populations vary between 2-42 % and male: female ratio is 10:1. Because of this variance in the prevalence among different populations, it is suggested that genetic factors also play a role as well as environmental factors such as daily habits and nutrition in the etiology of the disease. However, since it was first described by Dupuytren in 1831, definitive information regarding the etiology and pathogenesis of this disease has not been obtained. Although the traditional indications for surgery in Dupuytren’s disease are metacarpophalangeal (MCP) joint contractures over 30∞ limiting daily hand functions and any degree of contracture in the proximal interphalangeal (PIP) joint, these indications vary widely among surgeons in clinical practice. In the recent studies, it is suggested that the decision for operation should be made based on the complaints of the patient. The aim of this study is to present our approach regarding the surgical treatment of the patients with Dupuytren’s disease and to evaluate the outcomes of the operations. Patients and Methods: 24 patients who admitted to the Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgery Outpatient Clinic in Haydarpafla Numune Teaching and Research Hospital and underwent surgical operations between April 2003 and April 2008 have been retrospectively analyzed with regard to age, gender, comorbidity, presence and if present the degree of the flexion contracture, duration of the symptoms, operative technique and postoperative outcomes. Results: 24 patients admitting to our department underwent a total of 25 operations. Of these patients, 1 (4.2 %) was female, and 23 (95.8 %) were male. Mean age of the patients was 59.4 years (47 years – 74 years). The female patient in our patient population was 55 years old; and the mean age of the male patients was 63.8 years. Nine of the 24 patients (37.5 %) were affected bilaterally; in 9 patients (37.5 %) only right hand was involved and in 6 patients (25.0 %) only left hand was involved. Conclusion: Dupuytren’s disease is a disorder of the connective tissues, with a well known pathology but a less understood etiology and pathogenesis. Diagnosis of Dupuytren’s disease is made clinically; any laboratory tests to diagnose or to aid in the diagnosis of this disease do not exist. In its treatment, conservative therapies such as splinting, radiotherapy and ultrasonography have been tried with no significant success. Recently, percutaneous needle fasciectomy with collagenase enzyme has been suggested as a promising method which is still undergoing clinical trials. Although these studies to date have shown that this technique is effective, the gold standart for the treatment of the Dupuytren’s disease still remains the surgical excision of the diseased tissue and correction of the finger contractures if necessary. Different incisions have been suggested for the partial or total excision of the hypertrophied palmar fascia. According to our clinical experience, longitudinal incisions combined with Z plasties followed by partial fasciectomy will be adequate in the treatment of the contractures caused by Dupuytren’s disease in moderate cases. Keywords: Dupuytren’s disease, Dupuytren’s