Dergiler / Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi / 2016 / Cilt: 33 - Sayı: 1
Osmanlı İskân Tarihine Dair Önemli Bir Kaynak: Timar Ruznamçe Defterleri
- Sayfa
- 141–155
- DOI
- —
Özet
Osmanlı tarihinin en önemli meselelerinden biri, iskân ve demografi konusudur. Başta tarihî coğrafya alanında çalışanlar olmak üzere bugün için bu mesele üzerine kafa yoran birçok ihtisas erbabının üzerinde durduğu husus, bu alanın karanlık yanlarının aydınlatılmasıdır. Bu karanlık alanlardan biri de iskân ve demografi tarihinin kaynaklarıdır. Konuya dair şu ana kadar yapılan çalışmalarda daha çok tahrir defterlerinin, şer'iyye sicillerinin, mühimme kayıtlarının, avârız ve cizye defterlerinin, temettuat defterlerinin, salnâmelerin ve nüfus defterlerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu araştırma, söz konusu defterlere özellikle iskân hususunda timar ruznamçe defterlerinin de ilave edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda konu, Osmanlı iskân tarihinde önemli bir problem olan terk edilen/kaybolan yerleşmeler meselesi açısından irdelenecek ve sözkonusu defter türünün özellikle 17-18. yüzyıl bakımından sahip oldukları önem üzerinde durulacaktır.Timar ruznamçe defterleri esas itibariyle, Osmanlı timar sistemine dair önemli bir kaynaktır. Bu defterlerde, vilayetlere ait timar işlemleri hakkındaki belgeler ve tezkereler, mülk ve timar sahiplerinin isimleri, timar hasılları, timar sahipleri ile timara talip olanlar hakkında geniş biyografik bilgi ve hattâ timar sahiplerinin menşeleri, askeri faaliyetleri, üst makamlarla şahsi ilişkileri hakkında kısa bilgiler, timarlı sipahinin kariyeri, timar gelirlerinin bir başka kişiye aktarımının şartları ve sebepleri, belirli bir timara sahip olma süresi ve timar sahiplerinin fiziksel özelliklerine dair bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilerin yanısıra söz konusu defter türünün bir diğer önemi, dirlik sahiplerinin hasıllarının elde edildiği gelir birimlerinden bahsederken aynı zamanda iskâna dair veriler (köy, mezra vs.) hakkında da malumat vermesidir. Bu bağlamda makalede, timar ruznamçe defterlerinin Osmanlı iskân tarihi açısından önemli bir kaynak olduğu Manisa kazâsı örneğinde daha somut bir şekilde izah edilmeye çalışılacaktır. Çalışmada, Manisa kazâsının ele alınmasının en büyük sebebi, bu kazânın bizim de araştırmacı olarak içinde yer aldığımız "Türkiye'nin İskân Tarihinde Önemli Bir Problem: Kaybolan Yerleşmeler" projesinin araştırma sahalarından biri olmasıdır. Zira bu proje, Sivas, Manisa ve Konya örneğinde 15. ve 16. yüzyıldan itibaren yerleşim yerlerinin 1950'ye kadar olan dönemde izini takip etmekte, kaybolduysa da kaybolma sebeplerini araştırmaktadır.
Abstract
The history of settlements and demography are considered among the most important topics in Ottoman studies. Many specialists, among them especially historical geographers, aim to illuminate the many unknown aspects of these issues. In their efforts to do so, scholars have made use of a wide variety of sources from şer'iyye sicilleri, mühimme, avârız and cizye, temettuat registers, to salnâme and census registers. However, they have so far ignored the ruznamçe registers which cover timar appointments. This study will investigate the phenomenon of deserted settlements in the district of Manisa to demonstrate the enormous potential of this particular source type for demographic history. These registers which are crucial sources on the Ottoman timar system contain documents and notes about timar procedures of the provinces, names of timar holders detailed biographical information about timar revenues, timar-holders and those applying for allocation of a timar. These documents allow plotting the careers of individual timariots, the conditions and reasons for the transfer of timar revenues from one appointee to another, the duration of each timar, and even the physical description of timar-holders. Most importantly, however, these registers provide information on the habitation of the region in question, e.g. the number of villages and the amount of arable land. These registers therefore fill an important gap in Ottoman settlement history from the 15th to the 20th centuries. The study builds on the work of the research group "Lost Settlements: An Important Problem in the Turkish Settlement History" of which the authors are part. This project traces the history of several Anatolian settlement zones among them Manisa, Sivas and Konya.