Dergiler / Eurasian Journal of Educational Research / 2017 / Cilt: 17 - Sayı: 69
The Effect of Self-Regulated Learning Strategies on Academic Achievement: A Meta-Analysis Study
- Sayfa
- 55–74
- DOI
- —
Özet
Problem Durumu: Yaşamın kaçınılmaz gerçeklerinden biri travmatik yaşantılardır. Faklı gelişim dönemlerinde hemen hemen herkes şu veya bu şekilde travmatik sayılacak düzeyde deneyimlerden geçer. Bu deneyimlere karşı verilen tepkiler, dışsal ve içsel faktörlere göre değişiklik gösterir. Olumsuz deneyimlerin olumlu sonuçlara dönüştürülmesi için sahip olunması gereken koruyucu faktörler, psikolojik dayanıklılık kavramını gün yüzüne çıkarır. Psikolojik dayanıklılık, pek çok faktöre bağlı olarak gelişen bir mekanizmadır. Bu mekanizmayı etkileyen önemli faktörlerden biri, travmatik olaylar sonucunda oluşabilecek olumsuz duyguları dönüştürebilme inancı olarak kabul edilen duygusal öz-yeterliliktir. İnsanların duygularını algılaması, duygularını anlaması, bunları düşünceye yardımcı bir araç olarak kullanması ve duygularını düzenleyebilmesi duygusal öz-yeterliği oluşturan temel bileşenlerdir. Psikolojik dayanıklılık üzerinde etkisi olduğu düşünülen bir diğer faktör ise kişilerarası duyarlılıktır. Kişilerarası duyarlılık diğer kişilerin tutum ve tavırlarının yanlış yorumlamasına neden olan kişilik özelliği olarak tanımlanır. İlişkilerde olumlu ve sağlıklı iletişime sahip olmak, güçlü kişilerarası bağlantıların oluşumuna zemin hazırlar. Bu durum, psikolojik dayanıklılıkları açısından bireylere koruyucu bir faktör olarak kalkan görevi görür. Öte yandan başkalarıyla kurulan olumsuz ve gerginlik unsuru olan bağlar, psikolojik dayanıklılık için risk faktörü olarak kabul edilir. Bu açılardan değerlendirildiğinde, duygusal öz-yeterlik ve kişilerarası duyarlılığın, psikolojik dayanıklılık üzerinde önemli bir etki gücü olduğu düşünülmektedir. Amaç: Bu bağlamda bu çalışma, duygusal öz-yeterlik ve kişilerarası duyarlılık özelliklerinin genç yetişkinlerin psikolojik dayanıklılıkları üzerinde bir etki gücüne sahip olup olmadığı ve sahipse bu etkinin derecesini inceleme üzerine yapılandırılmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim öğretim döneminde Marmara Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan genç yetişkinlerden oluşturmaktadır. Basit seçkisiz örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmada, yaşları 18-34 arasında değişen (ss:3.48, xmodelinin kullanıldığı bu çalışmada araştırmanın amaçlarını test etmek için Eş Zamanlı Çoklu Regresyon analizinden yararlanılmıştır. : 21.26) 331 genç yetişkine (243 bayan, 88 bay) ulaşılmıştır. İlişkisel tarama Bulgular: Araştırmanın amaçları doğrultusunda yapılan analizler neticesinde duygusal öz-yeterlik (duyguları anlama ve duyguları düşünceye destekleyici olarak kullanma alt boyutları) ile kişilerarası duyarlılığın (onaylanma ihtiyacı alt boyutu) birlikte, psikolojik dayanıklılığın toplam varyansının % 34'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik dayanıklılığın alt boyutlar bazında ise elde edilen bulgular şu şekildedir: duyguları düşünceye destekleyici olarak kullanma ve duyguları anlama birlikte gelecek algısının toplam varyansının %14'ünü, onaylanma ihtiyacı ve duyguları algılama boyutları birlikte aile uyumunun toplam varyansının %8'ini, ayrılma anksiyetesi, duygu düzenleme, duyguları düşünceye destekleyici olarak kullanma ve duyguları anlama boyutları birlikte kendilik algısının toplam varyansının %38'ini, duyguları düşünceye destekleyici olarak kullanma boyutu tek başına sosyal yeterliliğin toplam varyansının %27'sini ve son olarak duyguları anlama boyutu yine tek başına sosyal kaynakların toplam varyansının %20'sini anlamlı şekilde yordamıştır. Buna karşın psikolojik dayanıklılığın diğer alt boyutu olan yapısal sitil, duygusal öz-yeterlik ve kişilerarası duyarlılık tarafından anlamlı bir şekilde açıklanmamıştır Sonuç ve Öneriler: Bu çalışma genç yetişkinlerin duygusal öz-yeterlik ve kişilerarası duyarlılıklarının sahip oldukları psikolojik dayanıklılık özellikleri üzerinde belirleyici etkilerinin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Travmatik deneyim karşısında yaşanan zorluklarla başa çıkabilmek için, insanlar durumun üstesinden gelme yeteneğine sahip olduklarına inanmak zorundadırlar. İnsanlar kişilerarası ilişkilere aşırı duyarlı hale geldikleri zaman çeşitli psikolojik rahatsızlıklar karşısında savunmasız kalırlar. Kişilerarası ilişkilerde beklenilen onaylanma ihtiyacı, düşük düzey dayanıklılığın bir göstergesidir. Bu durum ise olumsuz değerlendirilme, küçük düşürülme, reddedilme, dışlama vb. nedenlerden ötürü sosyal ilişkilerden kaçınma ve uzaklaşmaya yol açar. Araştırmanın önemli bulgularından biri, duyguları düşünceye yardımcı bir araç olarak kullanma ve duyguları anlamanın gelecek algısı üzerindeki belirleyici etkisidir. Duygular kişinin bilişsel algılarını dolaysıyla kararlarını ve hedeflerini belirler, dolayısıyla gelecek algısını şekillendirir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu duyguları düşünceye yardımcı bir araç olarak kullanma, duygu düzenleme, duyguları anlama ve ayrılma anksiyetesinin birlikte kendilik algısın üzerinde yordayıcı etkisi olduğu yönündedir. Yaşam olayları karşısında duygusal başarıların tekrarlanması, insanları gelecekte zor durumlarla baş edebileceklerine inanmalarını sağlar. Duygusal açıdan tutarlı ve istikrarlı olmanın kişisel güç ve kendilik algısı üzerinde belirleyici bir rolü vardır. Bu nedenledir ki, duygusal açıdan yetenekli olabilme insanların öz-yeterlik ve benlik saygısı olumlu yönde etki eder. Buna karşın kişilerarası ilişkilerde deneyimlenen ayrılma anksiyetesi benlik algısını zayıflatır. Çünkü ayrılma kaygısı insanlar için savunmasızlık yaratır, kaygı ve duygudurum bozuklukları olasılığını artırır. Araştırmada elde edilen bir diğer sonuç ise duyguları anlama ve onaylanma ihtiyacının aile uyumu üzerindeki yordayıcı etkisidir. Çocukların ihtiyaçları tam karşılanmadığında, koruyucu bir faktör olması gereken aile ne yazık ki bir savunmasızlık/kırılganlık faktörüne dönüşür. Çalışmanın bir diğer bulgusu ise duyguları düşünceye yardımcı bir araç olarak kullanmanın sosyal yeterlik üzerindeki yordayıcı etkisidir. Duygular, sosyal etkileşimler üzerinde belirleyicidir. Tüm sosyal etkileşimler duygusal yeteneği içe
Abstract
Problem Statement: Self-regulated learning strategies (cognitive, metacognitive, resource management, and motivational strategies) influence students’ academic achievement, motivation. Reviewing the national literature about self-regulated learning strategies, studies have indicated both significant and insignificant effects on academic achievement; however, no meta-analysis studies have been carried out. Purpose of Study: The aim of this study is to calculate the common effect size of empirical and relational studies conducted in Turkey between 2005-2014 that investigated the effect of (or relationship with) self-regulated learning strategies on academic achievement, and todetermine whether the common effect size shows a significant difference in terms of course type, self-regulated learning strategy type, school level, and study design. Method: A metaanalytical review method was employed to combine the outcome of independent empirical or relational studies. The studies included in this review were collected from the CoHE National Thesis Archive, ULAKBIM, Google Academic, ERIC, and EBSCO databases. A total of 47 studies were assessed in accordance with the inclusion criteria, and 21 studies were included in this study. Cohen’s d coefficient was calculated for the effect size in this study. Findings andResults: As the heterogeneity among the effect sizes of the studies was high (Q > χ2, p < .05), the common effect size was calculated in accordance with the random effects model. As a result of the meta-analysis, it was determined that self-regulated learning strategies had a “large” effect (d = 0.859) on academic achievement. Moreover, the calculated common effect size showed no significant difference according to the type of self-regulated learning strategy, course type, study design, and school level. Recommendation: As self-regulated learning strategies exhibit a substantial effect on students’ academic achievement, it is recommended that preservice and inserviceteachers should learn how to implement these strategies in their lessons to increase theirstudents’ performance. For this purpose, professional development programs should bedesigned for teachers.